“İllaki Sağlık Olsun”

İllaki sağlık olsun deyimi aslında güzel bir söz. Yani rahatlatıcı, ne olursa olsun umursamama ve  kayıtsız kalmak istediğin kişilerin ve olayların ardından, sağlık olsun demek…

Olumsuzluklar sonucunda kullandığımız “sağlık olsun” sözü, aslında tüm sonuçları bu deyime yıkarak kendimizi rahatlattığımız güzel bir söz. Ama yerine göre kullanılmasıda çok önemli bir söz.

Genelleme ile yapılan yanlışlarımızın, kendimizi beğenmişliklerimizin, hor gördüklerimizin, kırdıklarımızın yani tüm olumsuzlukların üstüne sağlık olsun deyip geçiştirip, gidelim mi yoksa irdeleyelim mi diye düşünüyorum. Öyle geçiriyoruz ki, bugün iyi dediğimiz yarın kötü, kötü dediğimiz iyi olabiliyor. Dostlukları, iyilikleri, güzellikleri silip atabiliyoruz. Tersine dönünce de çirkini güzelleştirmeye, kötülüğü iyileştirmeye, düşmanlığı dostluğa çevirmeyi yapamıyoruz. Hepsinin üstüne de yani yapamadıklarımıza sağlık olsun deyim üzerine bir bardak su içmesini çok iyi becerebiliyoruz.

Yazar ne güzel demiş;

Hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun! 

Çok ilginç bir yazı, okudukça ne doğru söylüyor diyorsunuz. Bazen de paragrafın tam ortasında gülümsüyorsunuz. Kendimizden bazı şeyleri sakındığımızı, bazı şeyleri de laf olsun diye yapmamak gerektiğini anımsıyoruz. Günü tüm ayrıntıları ile yaşamalıyız ama hissederek, özümseyerek, mutlu bir şekilde…

Ve hayat bu daha ne olsun demeliyiz diyerek, önce ve illa ki sağlık olsun.

Kendini bilmek! O kadar önemli bir cümle olarak görüyorum ki; çok ihtiyacımızın olduğu bu kavramı bir kez daha üstünü çizerek yazıp, paylaşmak istedim. Kendini bilmek kendine güvenin başlangıcıdır. Kendini bilmeyenin kendine güveni olamaz.

Güven en başta tutarlılık gerektirir. Esintiye yelken açılan bir ortamda tutarlılık olmaz. Kendini bilmek bir ölçüde tutarlı olmaktır. Davranış bilimlerinde tutarlık ise kişinin kendini tartması, kişiliğinin dışına çıkmaması, olduğundan farklı davranmamasıdır. Tutarlılık en başta iradi hareketi zorunlu kılar. Başka iradelere göre hareket edenler tutarlı olamazlar zira rota zaten başkalarındadır. Tutarlılık en başta iradeyi kendi eline almaktır. Birilerinin bu yazıyı üstüne alıp, iradesini zorlar diye umut ediyorum.

Sabırlı olmak! Burada Hz. Ali’nin insanlara sabırlı olmalarını telkin ederken, aynı zamanda onların ümitsizliğe düşmemelerini, her olgunun koşullarının kendisine uygun elverişli duruma gelmelerini, bununda azim ve çaba gösterilerek elde edilebileceğini göstermek gerektiği sözünü hatırlatmak istedim. “Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcısıdır” sözleri bunu açıkça göstermektedir. Yaşanılan olaylardan ders çıkarılmasını, bunun yaşam için önemli olduğunu, her şeye ibretle bakmak gerektiğini ve gördüklerimizden ibret almamız gerektiğini belirtmek isterim. Yaşamın ibretlerle dolu olduğunu, yeteri kadar ibret alınacak konunun bulunduğunu, ancak insanların genellikle bundan ders çıkarmadıklarını düşünürsek “İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az” sözleri ile bunu daha iyi anlayabiliriz. Çok akıllı kimseler, başkalarının hatalarından öğrenirler ve hata yapmazlar, akıllı insanlar hata yapar ve ders çıkararak bir daha yapmazlar. “Ahmak insanlar da sürekli hata yapar gene ders çıkarmazlar” sözleri yaşamdan ders çıkarma konusunda ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu ortaya koyar. Yine Hz. Ali’nin “Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzerine düşmediği halde söz söylemeyi terk et” sözleri bizlerin ne kadar alçak gönüllüğe ve tevazuya gereksinim duyduğumuzu göstermiyor mu?

Kendimizi bir şeyler sanmak! Kimimiz elindeki kredi kartının limitine bakıp zengin sanır, kimimiz direksiyon başında kendini yolların fatihi sanır, kimimiz alır eline mikrofonu kendini assolist sanır… Ömründe bir gün bile idarecilik yapmayan adamı, bir kurumun başına yönetici yaptığınızda, kendini yönetici sanan o adamın yanına giremezsiniz artık. Siyaset konusunda tecrübesi ve bilgisi olmayanı siyasete monte ettiğinizde de, bir anda siyasetçi kesilen ve kendini siyasetçi sanmanın dışında, siyasetçi olarak doğduğuna inanan bir adam haline getirdiğinizi iş işten geçtikten sonra anlayabilirsiniz. Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki; sağlık olsun deyip geçmek isterim…

Sonra da, kızarak sorarız, sen kendini ne sanıyorsun? Bu soruya, ‘beni bir şeye benzetemedin mi? ‘gibi cevaplarda alabilirsiniz. Bu soruya nasıl cevap verirseniz verin ama kimse hiç bir şey değil diye cevap vermeyecektir. Bir iş yaptığını sananlara, ‘ işgüzar’ laf söylediğini sananlara, ‘ lafazan’ der geçeriz. Özün sözü kendini bir şey sananıda, bir şey olmadan bir yere getirmemek gerekir.

Buna da sağlık olsun deyip, kendimi bir şey sanmadan, yazarın bu şiiri ile yazımı tamamlamak istedim.

Makamı, parayı, unvanı ve diğer dünyalık her şeyi kendine amaç edinmeyen, gönlü zengin, mütevazi, hoş görmeyi ve sevgiyi bilen ve yeri geldiğinde “sağlık olsun” demeyi çok iyi becerebilen güzel insanlara selam olsun…

Her şey gönlünüzce olsun.

~~~~

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama

Yarım saat erkene kurulsun saatin

Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..

Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin

Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin

Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin

Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart

Çek kızarmış ekmek kokusunu içine

Bak güzelim kahvaltının keyfine..

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin

Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile

Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle

Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de

Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık

Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa

Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak

Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al..

Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,

hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?

Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara

Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..

Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak..

Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..

Saklama tabakları, bardakları misafire

Sizden ala misafir mi var bu dünyada

Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..

Gece evinde, dostların olsun

Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun..

Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illaki sağlık olsun!

~~~Can Yücel~~~ 

 

indir

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s