İnsan İlişkilerinde Sınır Koymak

İnsanlar ile olan ilişkilerimiz hayatımızın merkezinde yer alır ve yaşamımızı anlamlandıran önemli bağlar oluşturur. Ancak her insan yada her ilişki bizi beslemez; bazıları yorar, üzer ve enerjimizi tüketir. İşte bu noktada, sınır koymak ve hak edene hak ettiği gibi davranmak bireysel huzurumuzun ve ruhsal sağlığımızın anahtarıdır.

Sınır koymak, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavramdır. İnsanlar bunu kaba ya da soğuk bir davranış olarak algılar. Oysa sınırlar, hem kendimize hem de karşımızdakine duyduğumuz saygının bir göstergesidir. Herkesin farklı öncelikleri, değerleri ve ihtiyaçları vardır. Bu yüzden, başkalarının bizi kendi doğrularına çekmesine izin vermeden, kendi sınırlarımızı belirlememiz gerekir.

Her şeyi kendi çıkarına göre yorumlayan birine sürekli kendinizi açıklamaya çalışmak, enerjinizi boşa harcamaktan başka bir şey değildir. Çünkü anlamak istemeyen birini ikna etmeye çalışmak beyhudedir. Böyle durumlarda ilişkileri sürdürmek yerine, mesafe koymak ve gerektiğinde uzaklaşmak en sağlıklı yoldur.

Uzun süredir tanıdığımız insanlar dahi bu konuda bizi yanıltabilir. Yıllar geçtikçe samimi ilişkilerimiz derinleşir, karşılıklı destek ve güven artar. Bu bağlar aile kadar yakın hale gelebilir. Ancak bu, ilişkilerin her zaman aynı samimiyette devam edeceği anlamına gelmez. İnsanlar zamanla değişir; öncelikleri, tutumları ve değerleri farklılaşabilir. Yakınlık derecesi ne kadar büyük olursa olsun, ilişkide samimiyetin yerini çıkar odaklı bir yaklaşım almışsa, bu bağı sorgulamak gerekir.

Adalet ise burada devreye girer. İnsanlara hak ettikleri gibi davranmak, hem kendimize hem de onlara iyilik etmektir. Samimi olmayan birine karşı samimi davranmak, sizi içsel bir çatışmaya sokar. Karşı tarafın size gösterdiği tutumu gözlemleyerek, buna uygun bir duruş sergilemek gerekir. Yüzünüzü asana tekrar gülmek, sizi daha güçlü kılmaz; aksine, zamanla kendinize olan saygınızı azaltır.

Ayrıca, insan ilişkilerinde gereksiz tartışmalardan kaçınmak da bir olgunluk göstergesidir. Siyaset, spor gibi bireylerin doğrudan yönetmediği ya da kişisel hayatları üzerinde etkili olmayan konular üzerinden ilişkileri bozmak, ilişkilerde gereksiz bir kopuşa neden olabilir. Bu tür nedenlerle uzun süren ya da samimi bağlarını bozan insanlar, aslında daha derin bir analiz gerektiren ruhsal bir yapıya sahiptir. Bu tür davranışların arkasındaki dinamikleri anlamak ve bu insanlardan uzak durmak, kişisel huzurumuzu korumak açısından oldukça önemlidir.

Yakınlık, geçmişten gelen güven ya da alışkanlık, ilişkilerdeki sorunları görmezden gelmek için bir sebep olmamalıdır. Geçmişin hatırına sürdürülen bir ilişki, eğer sizi yıpratıyorsa, o bağı yeniden değerlendirmekten çekinmemelisiniz. İlişkilerin sürdürülebilir olması, her iki tarafın da aynı özeni göstermesiyle mümkündür.

Unutmayın, sınır koymak ve adaletli olmak sizi yalnızlaştırmaz, aksine sizi ruhsal olarak özgürleştirir. Sizi yoran, enerjinizi tüketen bağlardan uzaklaşmak, kendinize verdiğiniz değerin en somut ifadesidir. Hayatınızdaki bağlar, hak edenlerle güçlü, sizi yoranlarla mesafeli olmalıdır. Çünkü insanın huzuru, hak ettiği gibi davranmakta ve hak ettiği gibi davranılmakta saklıdır.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑