Amacımız fayda sağlamak…


İnsanoğlu, hangi yaşta ve hangi konumda bulunursa bulunsun; şayet akil bir kişi ise, hep üretmek ve aklını hayatının sonuna kadar kullanmak ve öldükten sonra ürettiği güzel şeylerle anılmayı istemelidir.

Ben de aklı başında ve artı değer üretmeyi ilke edinmiş bir insan olarak, yaşantımıza, hatırda kalacak güzel değerler ortaya koyarak, devam ettirmekten yanayım.
Bu yaşantımızı imtihan olarak bilmeli ve hakiki yaşama (öldükten sonraki gerçek ve baki hayata) giderken; buradaki imtihanı kazananlardan biri olmalıyız…

Bu sayfa ile diğer paylaşım ortamlarında yapmış olduğumuz paylaşımlar gibi daha çok insana ulaşmayı ve fayda sağlamayı hedefliyorum. Blog yazmayı daha özen isteyen bir iş olarak görüyorum. Bu blog tasarımı ve içeriği tamamen kendim tarafından yapılan bir çalışmadır. Bazen blog içine yazı yazmak yerine daha çok facebook’ta yer alan ve adıma olan grup (https://www.facebook.com/groups/ekremozturk/) ve yine adıma olan sayfa (https://www.facebook.com/ekremozturkinsankaynaklari) ile binlerce insanın sorumluluğunu taşıdığımı çok iyi biliyorum.

Önceliğim İnsan Kaynakları olup, bu doğrultuda yazmaya ve paylaşmaya çalışıyorum. Ancak ben İnsan Kaynaklarını süreç basamaklarını adım adım yazmayı benimsemiyorum. Önce ”İNSAN” diyorum ve insani özellikleri geliştirici paylaşımlar yapmak istiyorum. İnsanda önce karakter ve duygunun yönetimini çok önemsiyorum. İnsanının bu özelliklerinin güçlü olmadığı hallerde hiçbir alanda başarılı olacağına inanmıyorum. Bir yandan mesleki alanda geliştirirken diğer yandan karakter olarak gelişimide önemsemeliyiz.

Gerek İnsan Kaynakları Yönetimi gerekse yaşama dair diğer bilgileri içeren yazı ve uygulama örneklerinizi bu sayfada paylaşabilirsiniz. Bu sayfaya üye olup, sayfa yöneticisi ve editör gibi görevler alabilirsiniz. Amacımız insanlara fayda sağlayacak bu ortamı sizler ile paylaşmaktır.

EKREM ÖZTÜRK

Silkinin ve ayağa kalkın.


Başarısızlık, düştüğünüz yerde kalmaktır. …
Silkinerek; ayağa kalkıp, o tecrübe ile tekrar eylemlere devam edebiliyorsanız her bir eylem, başarıya giden yoldaki basamaklarınızdan bir tanesi olabilir.
Yaşamınızı neşe ve mutluluk içinde geçirmenin bir yolunu bulun…
Zihninizden olumsuz düşünceleri çıkarın, bunların yerine olumlu düşünceleri koyun, yani bakış açınızı değiştirin.
Düş bahçenizi ayrık otlarından temizlediğinizde güneş, sizin dünyanıza daha parlak doğacaktır.
Siz, hayatı olduğu gibi kabullendiğinizde sevgiyi hayatınıza çekecek, daha mutlu olmaya başlayacaksınız.
Çevrenizde sahip olduğunuz şeylere şükrettikçe bolluğu, karşınızdaki insanların olası hatalarını affettikçe sağlığı hayatınıza mıknatıs gibi çekecek, kendi gücünüzün farkına vardıkça da, üretme gücünüz artacaktır.
Tüm bunları hayatınızın her alanında uygulamaya başladığınız ve alışkanlık haline getirdiğinizde, artık o olumsuz düşünceler, zihninizde tutunacak yer bulamayacak ve hayatınızı kendi ellerinizle inşa ederek istediğiniz biçimde yaşamaya başlayacaksınız. Ve bu da sizi olmanız gereken ana hedefe kavuşturarak, yani o müthiş potansiyelinizi ortaya çıkarmaya başlayacaktır.
Hayatınızdaki her şey bu ana amaca hizmet eder. 

Özgüven Geliştirmek İçin 10 Öneri


Mutlak başarı için güçlü bir özgüvene sahip olmak şart. Özgüven konusunda git-geller yaşamak gerçek bir özgüvene sahip olunmadığının göstergesidir. Peki özgüven problemini aşmak için neler yapılabilir?
Özgüveninizi arttıracak 10 öneri: Başarana kadar numara yapın!Genelde insanların kendine güveni her zaman aynı seviyede olmaz. Bir gün kendinizi çok iyi ve güvenli hissederken ertesi gün tam tersini yaşayabilirsiniz. Kendinizi becerikli ve zeki bulmuyorsanız başarısızlık da kaçınılmazdır. Şayet zeki ve becerikli olduğunuzu düşündüğünüz zamanlarda, zihniniz de buna odaklanır ve başarıya kendiliğinden erişir.Kendine güven, başka bir takım kişisel beceriler gibi emek verilerek, üzerinde çalışılarak geliştirilebilir. Gün gün, adım adım hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Bu bir anlamda, hissedene kadar numara yapmak şeklinde açıklanabilir. Fakat göreceksiniz, ilk zamanlarda liste halinde uygulayacağınız bu maddeler, zamanla içinizden gelmeye başlayacaktır.
1.İnsanları anlamaya çalışın. Birilerini yargılamak, onun hakkındaki olumsuz düşünceleri dile getirmek, her zaman onları anlamaktan daha kolaydır. Öyleyse kolaya kaçmayın, onların davranışlarını ve tepkilerini anlamaya gayret edin. Mutlaka haklı bir sebepleri olduklarını keşfedeceksiniz.
2. Üzerinize oturan giysiler giyin. Çok bilinen bir söz vardır: “Kıyafetlerimiz kişiliğimizi yansıtır.” Ama burada belirtmek istediğimiz, üzerinize oturacak kıyafetler giymeniz. Çünkü hatlarınızı belli eden giysiler, kişinin kendine ve vücuduna olan güvenini arttırır. Nasıl bir kiloda olduğunuzun bir önemi yok, aşırı bol ve salaş kıyafetler zaten sizi olduğunuzdan daha geniş ve iri gösterecektir.
3. Gülmekten vazgeçmeyin. Şu meşhur mutluluk hormonu endorfine hepimizin çok ihtiyacı olduğuna göre, size kahkaha attıracak kişiler, film, dizi veya videolardan faydalanın. Unutmayın, gülmek vücudun gerginliğini büyük ölçüde alabilen ender faktörlerden biri.
4. Sessizliği dinleyin. Günümüz karmaşasında artık, sessizlik kavramını unutmuş vaziyetteyiz. Oysaki, kendimizi anlamak ve onunla baş başa sessizce vakit geçirmek ruh ve beden sağlığı için çok önemli. Her gün mutlaka, sadece siz ve düşüncelerinizle kalabileceğiniz sessiz ortamları yaratmaya özen gösterin.
5. Bütçe yapın. İster çok zengin, ister orta halli olun fark etmez, bütçe yapmak sizlere kontrollü ve güvenli bir yaşam sağlar.
6. Dedikodudan uzak durun, yapmayın. Bilin ki yaptığınız her dedikodunun size geri dönüşü olacaktır. Dedikodu yaptığınız insanlar, siz arkanızı döndüğünüzde de sizinle ilgili konuşmaya başlayacaklardır.
7. Sözleriniz ve yaptıklarınız birbiriyle uyumlu olsun. Evet, bu birtakım şartlardan ötürü her zaman mümkün olmayabilir fakat yine de işe önce küçük olan dileklerinizden başlayın. Yavaş yavaş bunları başardıktan sonra seviyeyi arttırıp, kendinize  daha büyük hedefler koyarak, onları da  gerçekleştirebilirsiniz. Burada önemli olan gerçekten neye karşı istekli ve tutku dolu olduğunuzdur, bunları bulduğunuz andan itibaren, ne olursa olsun gerçekleşeceklerine olan inancınızı koruyun.
8. Bedeninizle barışık olun. Fit biri olmanıza gerek yok, yeter ki aynaya baktığınızda gördüğünüz yansımadan memnuniyet duyabilmeyi becerin. Çünkü herkesin, mutlaka güzel ve çekici bir fiziksel özelliği var. Bu kısımlarınıza odaklanın ve güven tazeleyin.
9. Öğrenin. Sizden her zaman daha iyi bilenler ve akıllılar olduğuna göre, hiçbir zaman soru sormaktan ve öğrenmekten vazgeçmeyin. Çünkü ne kadar çok öğrenirseniz, kendinizi o kadar çok seversiniz.
10. Eğlenceli olun, heyecanınızı kaybetmeyin. Tıpkı aşkta olduğu gibi, heyecan insanı mutluluk olgusunun en tepesinde tutmaya yarayan baş aktörlerden biri. Ne olursa olsun, yaşamınızda heyecan hissedebileceğiniz şeyler bulun.Son olarak, bu maddelerin hepsini harfiyen uygulamanıza elbette gerek yok. İçlerinden yapabileceklerinize inandıklarınızla başlamak bile yeterli olacaktır.

Haziran Ayının Aktif İK Blogger Listesi


İnsan kaynakları alanında aktif olan bloglar düzenli olarak, Mühendisin İK’sı, Ceren Bandırma hanım tarafından derleniyor ve İnsan Kaynaklarına ilgi duyanlara sunuluyor.
Benim blogumunda (https://ekremozturk.com/) yer aldığı HAZİRAN-2016 blog listesini hazırlayıp, sunan Ceren Bandırmaya teşekkür ediyorum.
‪#‎ekremozturk‬
https://cerenbandirma.wordpress.com/…/haziran-ayinin-aktif…/

1Ahmet Eryılmazhttp://www.ahmeteryilmaz.com.tr/

2Anıl Güçlühttp://ikmania.blogspot.com.tr/

3Artemiz Gülerhttp://artemizguler.wordpress.com/

4Aydan Çağ Aydınhttp://www.aydancag.com

5Aykut Günerhttp://www.yonetimdeinsan.com/

6Ayşe Kirmanhttp://yetisik.com/

7Ayşe Nazmiye Uçahttp://ayseuca.com/blog

8Banu İçli Önerhttp://insankaynagilabirenti.blogspot.com.tr/

9Begüm Molhttps://bgmmol.wordpress.com

10Burak Akalınhttp://burakakalin.com/

11Burcu Ertemlihttp://www.turuncuik.blogspot.com.tr/

12Burcu Özçelikhttps://burcuozcelik.wordpress.com

13Burçin Şoray Erdağhttp://www.ikhaberleri.com  

14Can Büyükalkanhttp://canbuyukalkan.com

15Cengiz Çatalkayahttp://www.yetenekvekariyer.com/

16Ceyda Anılhttp://www.ceydaanil.com/

17Ceyhan Kocakayahttps://ckocakaya2015.wordpress.com/

18Coco de Medinahttp://hrkronikleri.blogspot.com/

19Çiğdem Özdemir Evrenhttp://www.cigdemozdemirevren.net

20Dilay Çetintaşhttp://konumuzkariyer.com  

21Eda Alkanhttp://eedaalkan.wix.com/aklimfikrimik#!home/mainPage

22Ekrem Öztürkhttps://ekremozturk.com/ 

23Emre İnanç Karakaşhttp://www.emreinanckarakas.wordpress.com

24Ezgi Fedahttp://www.ezgifeda.com/

25Faik Yıldızhttp://personelci.blogspot.com.tr/

26Funda İnkayahttp://www.fundainkaya.com/

27Füsun Özülkehttp://fusunozulke.com/category/insan-kaynaklari/

28Gizem Özenhttps://gizemozen.wordpress.com/

29Gökhan Yılmazhttp://www.gkhanyilmaz.wordpress.com

30Gökhan Kocabıyıkhttp://gokhankocabiyik.blogspot.com.tr

31Gülin Sarıhttp://gulinsarica.wix.com/ikblogger

32Gülsün Müftügilhttp://www.ikburada.com

33Gündüz Güldamlasıhttp://www.cevizakademi.com/

34Hakan Madenhttp://hakanmaden.net/

35Hamdi Özçelikelhttp://www.ikdinozoru.com/

36Hasan Baltalarhttp://www.hasanbaltalar.com/

37Hatice Buluthttp://haticebulut.com

38Havva Kahramanhttps://havvaninikgunlugu.wordpress.com/

39İpek Alver Özpehlivanhttp://yetenekyonetimi.blogspot.com.tr/

40İsmail Çemrekhttp://insiyatif.net/

41İsmet Barutçugilhttp://ismetbarutcugil.wordpress.com/

42Kübra Gülserenhttp://kubragulseren.blogspot.com.tr/

43Melis Varan Tiftikcihttps://ikdablog.wordpress.com/

44Merdiye Ekerhttp://www.merdiyeeker.com.tr/

45Merve Karaalioğluhttp://hroad.wordpress.com/ 

46Meryem Adakhttp://meryemadak.com/

47Metin Akkayahttp://www.isveyonetim.com/

48Mesut Yükselhttp://telepat–ik.blogspot.com.tr/

49Murat Sümerhttp://www.iksgk.com 

50Murat Yıldızhttp://www.dokuzbes.com/

51Mücahit Dalkıranhttps://kariyerimik.wordpress.com/

52Müge Arslanhttp://insankaynaklarigunlugu.com/

53Mürşide Demirkolhttp://www.mursidedemirkol.com/

54Nazlı Kılan Ermuthttp://nazliermut.com/

55Nazmi Boşça http://nazmibosca.com  

56Nedim İlerihttp://nedimileri.blogspot.com.tr/

57Nurdan Akalın Terazihttp://www.ikbahcesi.com/

58Patrona Mektuplarhttp://www.patronamektuplar.com/

59Savaş Şakarhttp://www.savassakar.com/

60Saygı Günençhttp://www.saygigunenc.com

61Seda Küçükhttp://sedolinka.com/

62Selin Yetimoğluhttp://selinyetimoglu.com/

63Serdar Baranhttp://serdarbaran.com/

64Serdar Devrimhttp://serdardevrim.com.tr/

65Serpil Türkmenhttps://serpilturkmen.wordpress.com/

66Tuğba Alkanhttps://iktugbaalkan.wordpress.com

67Tuğçe Güçnar Kengilhttp://tugcegucnarkengil.com/

68Uğur Kartalhttp://cokbilenadam.net/cba/

69Volkan Aşkunhttp://www.volkanaskun.com/

 

İlber Ortaylı Hoca’dan bir anı…


Son günlerde sık konuşan ve söylemleri sosyal medyada sık paylaşılan, İlber Ortaylı hocadan yaşanmış bir anıyı hatırladım. Bu hatırlama üzerine değerli hocanın yapmış olduğu bir konuşmada, son yıllarda açılan Üniversiteler üzerine söylemiş olduğu sözler üzerine yoğunlaştı. Hoca Anadolu’da her ile açılan Üniversiteler üzerine öyle bir söz söyledi ki; insanlar ayağa kalktı.
Hoca “her kentte Üniversite kurmak ahlaksızlık” derken bu kadar tepki geleceğini düşünmedi mi? Hocaya en büyük tepkiyi ise zamanın başbakanı verdi. Hocada bu tepkinin karşısında asil davrandı ve “Başbakan’la tartışmaya girmem ayıp olur diyerek susmayı tercih etti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, Anadolu tarihini hatta dünya tarihini çok iyi bilen bir akademisyendir. Osmanlı tarihi ile ilgili çok sayıda eseri yayınlanmıştır. Hoca bu kadar iyi tarihçi olunca değişik yerlerde konuşmalara davet edilmesi normaldir. Hocanın renkli kişiliği de farklı yerlere davet edilmesini sağlıyor. Çok önemli bir insan kaynakları kongresinde bile hocayı konuşmacı olarak görmek mümkündür. Osmanlıda insan kaynakları yönetimini elbette en iyi hoca bilir.
Hoca bu hükümet döneminde müdürlük görevine de getirildi. Osmanlı tarihinin bir başka deyişle dev bir imparatorluğun mirası olan bu kutsal saraya müdür yapıldı. Aslında bir tarihçi olan İlber Hocanın yöneticilikte çok hevesi olduğunu sanmıyorum. Hocayı onura etmek için böyle önemli bir sarayın müdürlüğü verildi denilebilir.
İlber hocanın her ile açılan Üniversiteler ile ilgili söylediği ve büyük tepki alan sözleri, hoca ile bu konuya benzer yaşamış olduğum bir olayı hatırlattı. Daha önce çalıştığım bir şirkette ayın konuğu adı diye adlandırdığımız bir program dahilinde şirkete misafirler davet ediyor, onların bilgi ve deneyimlerini şirket çalışanları ile paylaşmalarını sağlıyorduk. Bu program kapsamında İlber hocanında davet edilmesi programa eklenince hocayı Kırşehir’e getirmek işi benim üstlendiğim bir görev oldu.
Zorda olsa hocaya bir türlü ulaşıp, Kırşehir’e gelmesini sağladım. Hoca Kırşehir’e ilk kez geldiği için ilgide yoğun oldu. Hocayı karşılayıp, söyleşinin yapılacağı saate kadar misafir edeceğimiz salona götürdüm. Salonun camından görünen alanda bulunan binaları hocaya gösterirken, tam karşımızda bulunan Fen-Edebiyat Fakültesini ve doğal olarak tarih bölümünü zevkle anlatmaya başladım. Hocada tarihçi olunca, burada tarih bölümü olmasından hoşlanacağını umarken öyle bir tepki aldım ki; susmak zorunda kaldım. Hocam burada tarih bölümü var dediğimde “geçin bunları, her yerde tarih bölümü açtılar, bunlardan bir şey olmaz” demesi üzerine hiçbir şey diyemedim.
İlber hoca konuk olurda Üniversite öğrencileri davet edilmezmiydi? Bilhassa tarih bölümü öğrencileri…
Öylede oldu ve öğrenciler hocaya büyük bir ilgi göstererek konferansa salonunu doldurdular. Hoca konuşmasını bitirip sorulara geçtiğinde şaşırmaya başladı. Bunlardan bir şey olmaz dediği tarih bölümü öğrencilerinin soruları ve yorumları karşısında hoca yanıldığını söylemek zorunda kalıyordu. Hocayı yanıltan bu öğrenciler bizleri gururlandırıyordu. Kırşehir’deki Üniversite öğrencileri “Anadolu’daki her Üniversite ve öğrencisi değerlidir” diyerek hocaya çok önemli bir mesaj verdiler.
Bugün hocanın her ile açılan üniversiteler ile ilgili yaptığı çıkış ve söylediği sözler üzerine 2004 yılında yaşadığım bu hatırayı paylaşmak istedim. İlber hocanın Anadolu’da açılan üniversitelere bakışı hep olumsuzdu ve bunu ilk kez bu kadar sesli söyledi.

İlber-Ortaylı.

Yer gök 19 mayıs


“Kim var! ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım! ” cevabını veren, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur! ” duygusuna ve bir davaya sahip, hedefleri ve  azimleri olan ahlâklı bir gençlik, dileği ile ..

#19mayıs #ekremozturk

image

KUŞAK FARKLILIKLARI


Kuşakları sınıflandıran bir tanımlama mevcut olup, yakın tarihlerde doğanlar (1965 sonrası) X,Y ve Z kuşakları diye adlandırılan bu sınıflandırma ile belirli yaş aralığında bir ayrışma yapılıyor.

1965-1981 yılları arası doğanlar X kuşağı, 1981-2000 yılları arası doğanlar Y kuşağı ve 2001 yılından sonda doğanlara Z kuşağı olarak tanımlanıyor.

X kuşağı girişimci, gerçekçi ve sonuç odaklı olurken, Y kuşağı kendine güvenene, başarı odaklı, iyimser ve teknolojiye meraklı, Z kuşağı ise iyimser ve başarı odaklı olarak görünüyor. Y ve Z kuşaklarında benzer bir nokta toplumsal bilince önem vermeleri. 2001 yılından sonra doğan Z kuşağının sahip olduğu özellikler ise azalıyor.

Benimde yer aldığım, X kuşağı geleneksel,  kurallara bağlı, otoriteye saygılı, sadık, devlete ve çalıştığı kuruma sahiplenen, aidiyet duygusu yüksek,  çalışkan ve motivasyonları yüksek bir yapıya sahiptir.

Y kuşağı ise geleneksel yapıya çok bağlı olmayan,  kuralları daha az önemseyen, otoriteyi çok kabul etmeyen, mesai saatlerini çok önemsemeyen, daha iş odaklı görünen, daha iyi sosyal statü, daha çok kazanç diyen, aidiyet duygusu daha az olan,  eleştiriyi kabul etmeyen bir yapıya sahiptir.

Z kuşağı ise bugünü çocukları ve çok yorumlamaya gerek yok. X ve Y kuşağının yetiştirdiği ve eğittiği bir kuşak olup, internet ve teknoloji ile doğdukları bir zaman diliminde, X ve Y kuşağının karma yapısı ile sosyal medya ortamında büyüyecekler. Bu kuşak hakkında 50 yıl sonra yapılacak yorumlar çok farklı olabilir.

Kuşakları bir sınıfa sokmak doğrudur. Ancak kuşakları sınıflandırırken, yaş grubuna göre o gruptaki her insana aynı tanımlamayı yapmak yanlıştır. Her bir kuşağı bir önceki kuşak dünyaya getirip, yetiştiriyor ve kendi bilgi, görgü ve deneyimini yeni kuşağa aktarıyor. Yeni kuşağın kullandığı yeni değerler, yeni modeller ve teknoloji bir önceki kuşaktan gelen çalışmaların sonucu ortaya çıkıyor. Yani bir önceki kuşağı beğenmeyen, eleştiren ve yok sayan yeni kuşaklar kendiliğinden oluşmuyor.

Kuşakların birbirleri ile farklılaşmasın olmasını doğal karşılaması gerekiyor. Aynı dönemde ve aynı şartlarda yaşamayan insanların arasında mutlaka sorun olacaktır. Bu sorunları daha iyi anlayacak olan her zaman bir önceki kuşak olmalıdır. Daha deneyimli, daha tecrübeli olan bir önceki kuşak, yeni kuşağın halinden anlamalıdır.

Kuşaklar arası farklılıklar daha çok iş yaşamımızda Y kuşağının X kuşağını beğenmeme ve tercih etmeme gibi bir sorunu karşımıza çıkarıyor. Şuan çalışma hayatında olan bu iki kuşağın çatışmasında bir kuşağın diğerini anlamama, diğer kuşağın ise beğenmeme davranışları bu çatışmanın nedeni oluyor.

Her kuşağın kendi içerisinde çok farklı özellikler taşıyan yaş grupları da olabiliyor. 1981-2000 yılları arası doğanlar Y kuşağı olarak tanımlarken, 2000 yılı ile 1990 öncesi doğalar arasında dahi çok farklılık bulunabiliyor. Aslında benim çok tasvip etmediğim bu ayrışma, tanımlandığı gibi geneli kapsayan doğru sonuçlar vermiyor.

Özellikle işe alma ve kariyer süreçlerinde, kuşak konusunu önemseyenleri görünce bazen şaşırıyorum. Elbette ki yaş önemli bir kavram ve bazı süreçlerde çok önemli görülebilir. Ama her konuda kuşak konusunu dayatmayı anlamsız görüyorum.

 

13234483_1099676616763502_2068343084_o

YÖNETİCİ YETKİNLİKLERİ


Yöneticilik, belirli yetkinlik ve deneyim gerektiren bir kariyer sürecidir. Sadece yetkinliğe yada sadece deneyime sahip olunmak yöneticilik için yeterlimidir?

Belirli yetkinliklere sahip olmak yönetici olmak için yeterli olmaz. Yetkinliğin yanı sıra mutlaka iş deneyimi, hatta yaşam deneyimi gerekir.  Yönetici çok iyi bir eğitim almış olabilir, yöneticide olması gereken yetkinliklerin birçoğuna da sahip olabilir, ancak deneyim sahibi değilse yönetici olmak için yeterli değildir. Belirli yetkinliklere sahip olmadan sadece benim şu kadar yıl iş deneyim var demenizde yeterli değildir. O halde yetkinlik artı deneyime sahip olmamız gerekecek. Bunun yanı sıra liderlik vasfının olması da ayrı bir önem taşır.

Aile şirketlerinde hala aileden gelenlerin yetkinliğine bakmadan yönetici olabilme alışkanlıkları devam etse de özel sektör rastgele yönetici getirmiyor. Şirketlerin her birinin kendine özgü olan yapıları ve ihtiyaçlarına göre ideal olan yönetici özelliğini ve türünü belirliyor. Şirketlerin ihtiyacı olan yöneticiler için yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda son yıllarda yaşanan gelişmelerin ve ilerlemelerin zorunlu kıldığı vasıfları da sürekli gözden geçiriyor. Rekabetin gelecekteki durumuna bakıp, ona göre değişimi yönetecek yönetici profilini oluşturuyor. Buna karşın kamu istisna kadrolar hariç yasal dayanaklara göre yönetici belirliyor. Kamunun değişen yönetim modelleri ve henüz manası kavranılamayan insan kaynakları yönetimi ile istisna kadrolara herkes yönetici olmaya aday olabiliyor yada gösterilebiliyor.

Ancak günümüz yönetim modellerinde hangi pozisyonda olursanız olun, başarılı olabilmek, hedefleri tutturabilmek ve pozisyonunuzu koruyabilmek için mutlaka iyi bir yönetici olmanız gerekir.

İyi yönetici olmak için hangi yetkinliklere sahip olunmalıdır?

İyi bir insan olmalı: Yönetici en başta iyi bir insan olmak zorundadır ve hiç bir zaman unutulmamalıdır. İyi bir insan günlük yaşantımızda herkesten birbirine göstermesi beklenilen saygı, sevgi, nezaket ve tevazu gibi erdemleri taşıması lazımdır. Kimseyi küçümsemez, herkese değer verir ama herkesi memnun etmeye çalışmaz. Tüm çalışanlara adil ve eşit davranır. Her durumda, herkese karşı eşit uzaklıkta olabilmeli, objektiflik ve tarafsızlığını koruyabilmelidir.

Liderlik vasfına sahip olmalı:Yönetici aynı zamanda liderlik özelliği taşımalıdır. Çalışanları ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, çalışanlar arasında birlikteliği sağlayan ve takım oluşturan özelliklere sahip olması gerekir. Çalışanlarının bilgi birikimlerini ve tüm potansiyellerini bireysel düzeyde, ekip düzeyinde ve kuruluşun bütününde yönetir, geliştirir ve özgürce kullanmalarını sağlar.

Stratejiyi planlamalı ve yönetebilmeli: Kuruluşun misyon, vizyon ve değerlerini oluştururlar, örnek olur. Vizyonu ve misyonu geliştirirler ve onların gerçekleştirilmesini kolaylaştırırlar. Stratejiyi planlar, uygular ve gözden geçirir. Olası durumlara göre stratejiyi yeniler, iyileştirme faaliyetlerini destekler. Kurumun, kendisinin dışında ekibine vizyon verir, hedef gösterir ve yönlendirir. Bu konuda takımının kendisini takip etmesini sağlar. Kalıcı başarı için gerekli olan kurumsal değerleri ve sistemleri geliştirirler ve bunları faaliyetleri ve davranışları ile yaşama geçirirler.

Değişimi yönetmeli: Liderdir ve değişimi yönetir. Mevcut sistemi ve durumu korumanın çabasını vermez. Değişimden korkmaz, değişim ihtiyacını belirler ve değişime öncülük eder. Kendisi ile birlikte takımın diğer üyelerini, günün değişen ve gelişen yeniliklerine karşı hazırlar. Yeni yönetim modellerini takip eder, kendini geliştirir ve değiştirir. Yeniliklerin uygulanmasında kararlı olur. İnsanların hata yapmalarına fırsat tanır, onların öğrenme sürecini destekler, hataların tekrarlanmaması için geri besleme, bilgi paylaşım ortamları sağlama gibi süreçleri oluşturur. Takımın yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlarına liderlik yapar ve geliştirir. Değişim dönemlerinde, amacın tutarlılığını sağlar. Gerektiğinde, kuruluşun yönünü değiştirebilir ve izlenmesi için diğerlerini cesaretlendirir.

Eğitici olmalı: Çalışanları geliştirmenin ve takım oluşturmanın en etkili yöntemlerinden birisi de sürekli olarak bilgi paylaşımı sağlamak ve örnek olmaktır. Bilgi paylaşmanın aynı zamanda eğitmek olduğunu bilir. Öğretmenin ve öğrenmenin, gelişmenin temeli olduğunu benimser ve benimsetir. Eğitim ihtiyaçlarını belirletir, planlatır ve uygulatır. Çalışanlarının sürekli öğrenme faaliyetleri içerisinde olmasını sağlar. Beceri ve bilgi birikimlerini kuruluşun çıkarları doğrultusunda kullanmaları için çalışanlarına önem verir. Onları tanıyarak ve başarılarını takdir ederek, motive eder ve sürekli katılımlarını sağlar.

Koç olmalı: Bir yöneticinin başarısında, çalışanlarının takım olmasının ve birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu bilir. Takım içerisinde ortaya çıkacak çatışma durumlarından kaçınmadan sorunları çözebilme ve çeşitli çıkarlar arasında adil ve dengeli kararlar alabilme yetkinliği sahiptir.

İnisiyatif kullandırmalı: Çalışanların yenilikçi ve yaratı yaklaşımlarını cesaretlendirir. Yetkilendirir ve inisiyatif kullanmalarına fırsat verir. Çalışanlarını yetkinliklere uygun pozisyonlarda değerlendirir ve herkesin başarılı olduğu alanda sorumluluk almasını sağlar. Onların faaliyetlere katılımını sağlar ve onları yetkilendirirler.

Ekibinin Performansını, kariyer planlamasını yönetmeli ve başarıyı takdir etmeli: Yönetici başarıyı sadece kendinin eseri değil, aynı zamanda çalışanlarının eseri olduğunu bilir. Başarının sürekliliğini sağlamanın ekibi doğru motive etmekten, motivasyonu sağlamada ise başarıyı ve başarılı olanları tanıyıp, takdir etmekten geçtiğini iyi bilir. İyi bir yönetici sonucunu ölçmediği süreci yönetmez, Çalışanlarının ve takımın performansını ölçer. Çalışanlarının ve takımın performansını artırmaya çalışırken, bir yandan da takım üyelerinin kariyerlerinde gelişmelerine destek verir. Çalışanlarını gelişimlerine ve gereksinimlere göre başka pozisyonlara hazırlanmalarına yardımcı olur.

Yönetici olan herkes iyi bir yönetici olmak için, olmazsa olmaz sekiz özelliğe göre kendini değerlendirip ve ben iyi bir yöneticiyim diyebilir mi?

 

aeü