Bir Yaşam ve Yönetim FelsefesiYazar: Ekrem Öztürkİnsan, hayatı boyunca birçok şeyi sevmeyi öğrenir.Annesini sever.Çocuğunu sever.Memleketini sever.Doğayı, müziği, tuttuğu takımı ya da mesleğini sever.Sevgi; insanı inşa eden, zihni ve ruhu ayakta tutan en güçlü harçtır. Fakat uzun zamandır zihnimi meşgul eden, derinlerine indikçe beni yoran bir soru var:Peki ya biz, "gerçeği" seviyor muyuz?Belki de insanlığın bugüne... Okumaya Devam et →
İnsanın Bitmeyen İmtihanı
İnsanoğlu ne garip bir varlık... Daha biri bitmeden bir başka derdin peşine düşüyor. Bir ömür; "olmadı, yetmedi, eksik kaldı" diyerek koşturup duruyor. Gençliğinde kendi yarınını düşünüyor, yaş aldıkça evladını, sonra torununu... Ölüme her gün biraz daha yaklaşırken bile yükü hafiflemiyor; aksine yüreği daha fazla insana yetmeye çalışıyor. Belki de insanın en büyük imtihanı, dertlerinin hiç... Okumaya Devam et →
Kolayına bakmak…
EFQM bakış açısı bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Mükemmellik, kısa yolların değil; tutarlı yaklaşımların, disiplinli uygulamaların ve sürekli iyileştirmenin sonucudur. Her şeyin bir kolayı aranmaz. Çünkü sürdürülebilir başarı; anlık sonuçlarla değil, amacı net, yöntemi sistematik ve sürecine sadık bir yönetim anlayışıyla elde edilir. "Hep bir kısa yol, hep bir kolayı aranır; ne olacak ki?" anlayışı,... Okumaya Devam et →
Merhametsizlik ve Cehalet
Merhametsizlik ve cehalet... Balzac o keskin kalemiyle tam olarak insanın iki temel eksikliğini yüzümüze vuruyor: "Kurumuş yürekler görmek mi daha ürkütücüdür, boşalmış kafatasları görmek mi, kim karar verebilir?" — Honore de Balzac, Goriot Baba Bir insanın kalbinin kuruması; empati yeteneğini kaybetmesi, bencilleşmesi ve başkalarının acılarına karşı tamamen körleşmesidir. Goriot Baba romanı özelinde düşünürsek: Babalarının tüm... Okumaya Devam et →
Kurumlarda Çalışanın Zoruna Gitmek
EFQM Modeli 2. Kriter Kurum Kültürü ve Liderlik ile ilgili toplantıda bir hocamız "zoruna gitmek" duygusunu hatırlattı. Sosyal hayatta yada iş yaşamında insanın zoruna giden şeyler vardır. Bazen söylenen tek bir cümle, bazen söylenmeyen bir teşekkür, bazen de verilen emeğin görünmez olması… İnsan hayatında olduğu gibi kurumlarda da bazı kırılmalar sessiz yaşanıyor. Kimse masaya yumruğunu... Okumaya Devam et →
Geçmiş Olsun Kırşehir: Afetleri Değil, Geleceği Planlamalıyız
Geçmiş olsun Kırşehir.... 13 Haziran 2026 tarihinde, ilimizi etkisi altına alan şiddetli sağanak yağış sonucu yaşanan taşkın, hepimizi derinden üzdü. Etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Resmî verilere baktığımızda tablo daha net ortaya çıkıyor: Son 24 saatte il genelinde metrekareye 56,4 kilogram yağış düştü. Sadece il merkezinde sel ve su baskınına ilişkin 260 ihbar... Okumaya Devam et →
Kalite Elçilerimizi Mezuniyet Ettik…
Üniversitemizde kalite yönetim süreçlerine aktif olarak katılan ve Öğrenci Kalite Elçisi olarak görev yapan öğrencilerimizden mezun olanlar için bugün anlamlı bir mezuniyet töreni gerçekleştirdik.Bu programın ilk kuruluşunda, organizasyonunda ve hayata geçirilmesinde yer almak benim için her zaman ayrı bir anlam taşıdı. O günden bugüne kadar farklı dönemlerde değerli hocalarımızla birlikte bu süreci büyütmeye, geliştirmeye ve... Okumaya Devam et →
Aziz Yıldırım ve Kurum Kültürü
Bir Galatasaray taraftarı olarak Fenerbahçe kongresindeki süreci dışarıdan bir gözle izlerken, spor dünyasında pek sık rastlamadığımız bir "kurumsal hafıza" olgusuna tanık oldum. Aziz Yıldırım’ın yeniden başkanlığa seçilmesini sadece bir seçim sonucu değil, bir kurum kültürü refleksi olarak okumak gerekir.Bugün, genç ve varlıklı adayların yarıştığı, yenilik ve değişim rüzgarlarının estiği bir ortamda; üyelerin tercihini yine "kurumsal... Okumaya Devam et →
Kurum Kültürü ve Sessiz Sabotajcıları
Bir kurumun başarısı çoğu zaman stratejik planlarıyla, teknolojik yatırımlarıyla, süreçleriyle veya fiziksel imkânlarıyla açıklanmaya çalışılır. Oysa uzun süreli başarıyı belirleyen en kritik unsur çoğu zaman görünmeyen bir güçtür: kurum kültürü.Kurum kültürü, bir kurumun üyelerinin ortak değerlerini, davranış biçimlerini, karar alma anlayışını, iletişim tarzını ve birlikte çalışma alışkanlıklarını ifade eden görünmez bir sistemdir. Kurumun "nasıl çalıştığını"... Okumaya Devam et →
Aldanmak mı, Güvenmek mi?
"Aldanma diye bir şey yoktur; sadece biraz fazla güvenmek vardır."Bu cümleyi her duyduğumda üzerinde düşünürüm. Çünkü hayatın farklı dönemlerinde yaşadığımız hayal kırıklıklarının büyük çoğunluğu aslında tanımadığımız insanlardan değil, güvendiğimiz insanlardan gelir. Bizi üzen şey çoğu zaman yapılan yanlışın kendisi değil, o yanlışı yapan kişiye duyduğumuz güvendir.İnsan sosyal bir varlıktır. Hayatını ilişkiler üzerine kurar. Dostluklar, aile... Okumaya Devam et →
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.