Geçmiş Olsun Kırşehir: Afetleri Değil, Geleceği Planlamalıyız

Geçmiş olsun Kırşehir….

13 Haziran 2026 tarihinde, ilimizi etkisi altına alan şiddetli sağanak yağış sonucu yaşanan taşkın, hepimizi derinden üzdü. Etkilenen tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Resmî verilere baktığımızda tablo daha net ortaya çıkıyor: Son 24 saatte il genelinde metrekareye 56,4 kilogram yağış düştü. Sadece il merkezinde sel ve su baskınına ilişkin 260 ihbar alındı. Şiddetli yağış nedeniyle yaklaşık 15 araç sular içinde mahsur kaldı, 20’ye yakın iş yeri su baskınından etkilendi. AFAD, itfaiye, polis ve UMKE ekiplerinin tahliye ve hasar tespit çalışmaları ise yoğun şekilde devam ediyor.

Ancak yaşananları yalnızca bir “doğa olayı” olarak görmek eksik bir bakış olur. Çünkü şehirler, sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil; yarının risklerine ve doğanın döngüsüne göre planlanmak zorundadır.

“Su Kendi Yatağını Hatırlar”

Yıllar önce Kamu Hastaneleri İdari Hizmetler Başkanı olarak görev yaptığım dönemde, taşkın sularına ilişkin yapılan bir toplantıda bu meselenin kritik önemine dikkat çekmiştim. Hastane yerleşkesinin ve çevresinin, farklı yamaç ve vadilerden gelen suların birleştiği doğal bir akış hattı üzerinde bulunduğunu; olası bir taşkında ciddi riskler doğabileceğini ifade etmiştim.

Benzer uyarıları Kent Park projesi sürecinde de dile getirmiştik. O dönemde İsveç başta olmak üzere bazı gelişmiş ülkelerdeki örnekleri gündeme getirmiştik. Modern şehircilikte su; betonla hapsedilen bir unsur değil, doğal akışına alan tanınan, geçirgen yüzeylerle desteklenen ve taşkın koridorlarıyla yönetilen bir yaşam unsurudur.

Oysa Kırşehir’de, farklı vadilerden gelen suları toplayan ve Kent Park içerisinden geçen Kılıçözü Deresi büyük ölçüde beton bir yapıya dönüştürülmüştür. Ancak su, karakteri gereği hareketlidir; debisiyle, hızıyla ve taşıdığı yükle doğanın hafızasını taşır.

Bugün yaşananlar bize şu gerçeği yeniden hatırlatıyor: Dereyi ortadan kaldırmıyoruz; yalnızca üzerini örtüyoruz. Ama su, zamanı geldiğinde kendi yolunu mutlaka yeniden bulur.

Şehir Planlamasında Yeni Bir Dönem

Artık mesele yalnızca bugünü korumak değil, geleceği inşa etmektir. Dere yatakları, taşkın koridorları, doğal drenaj alanları ve “ekolojik altyapı” yaklaşımı şehir planlamasının merkezine daha güçlü şekilde yerleştirilmelidir.

Geçmiş olsun Kırşehir. Eğer bu yaşananlardan ders çıkarabilirsek, bu acı tablo geleceği koruyan güçlü bir uyarıya dönüşebilir.

Bu yazı, Kırşehir’in gelecekte daha dirençli ve doğayla uyumlu bir şehir haline gelmesi temennisiyle kaleme alınmıştır.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑