EFQM Modeli Perspektifinden Kurum Kültürü ve Liderlik
Kurumsal mükemmellik yolculuğunda insan faktörünün yeri tartışılmazdır. Özellikle EFQM (European Foundation for Quality Management) Modeli’nin ikinci kriteri olan “Kurum Kültürü ve Liderlik”, bir kurumun karakterini ve sürekliliğini belirleyen temel unsurlardandır. Bu bağlamda, insan kaynakları yönetiminde deneyim ve güven, hem kültürü besleyen hem de etkili liderliği mümkün kılan iki stratejik değerdir.
EFQM modeli liderliği; sadece yönetsel bir pozisyon değil, kurumun misyonunu içselleştiren ve değerleri davranışa dönüştüren bir etki gücü olarak tanımlar. Bu yaklaşımda liderlik, teorik bilgiden ziyade deneyimle gelişen bir farkındalık ve karar alma olgunluğudur.
İnsan Kaynakları (İK) yönetiminde deneyimli liderler:
- Çalışan ihtiyaçlarını önceden sezer,
- Değişim süreçlerinde rehberlik eder,
- Kurumun değerlerini her düzeyde davranışa dönüştürür.
Bu liderlik tarzı, sadece yöneten değil, ilham veren, güven aşılayan bir anlayışı temsil eder. Deneyim burada sadece geçmişten gelen bilgi değil, çalışanla kurulan ilişkide bir derinlik, bir tutarlılık biçimidir. EFQM’ye göre, kurumsal liderliğin görevlerinden biri de yaşanmış deneyimleri kurumsal öğrenmeye dönüştürmek ve bu birikimi kültürle buluşturmaktır.
Kurum Kültürü, güvenle inşa edilen ortak değer alanıdır.
EFQM modeline göre güçlü bir kurum kültürü; herkesin paylaştığı bir amaç, ortak değerler ve davranış kalıpları etrafında şekillenir. Ancak bu kültür, emir-komuta zinciriyle değil, güven ortamında filizlenir. Kurum kültürü, yalnızca yazılı değerlerden ibaret değildir; günlük işleyişte görünmeyen ama hissedilen en önemli unsur güvendir.
Güven kültürü olan bir kurumda: - Çalışanlar açık iletişim kurabilir,
- Geri bildirim vermekten ve almaktan çekinmez,
- Hatalar gelişim fırsatı olarak görülür,
- Kuruma aidiyet duygusu artar.
- Performans sürdürülebilir olur.
- İnisiyatif alma davranışı görülür.
Bu nedenle EFQM’nin kültür ve liderlik anlayışında, güven ortamı yaratmak liderin temel sorumlulukları arasındadır. Bu güven, liderin deneyimiyle ve tutarlılığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu noktada insan kaynakları birimi sadece uygulayıcı değil, kültür taşıyıcısı ve güven inşa edici roldedir. Güven, çalışanların yönetime olan bağlılığını güçlendirirken; deneyim, bu güvenin sürdürülebilirliğini sağlar.
EFQM’de gelişim; yalnızca dış sonuçlarla değil, iç süreçlerin kalitesiyle ölçülür. Liderlik ve kültür sürdürülebilir mükemmelliğin temelidir. Ancak bu mükemmellik, sadece sistemlerle değil, insanla ve ilişki yönetimiyle mümkündür. Deneyim, kararların kalitesini yükseltirken; güven, o kararların uygulanabilirliğini artırır.
Bir kurumda: - Deneyimli liderler varsa, kurumsal hafıza güçlüdür ve vizyon sabittir.
- Güven kültürü varsa, değişime açıklık artar ve dönüşüm dirençsizdir.
- Her ikisi birden varsa, kurum sürdürülebilir öğrenme yolculuğuna girmiş demektir ve EFQM’nin hedeflediği sürekli öğrenen ve gelişen organizasyon yapısı gerçek olur.
EFQM modelini benimseyen kurumlar için deneyim ve güveni pekiştirecek somut adımlar atmak kritiktir: - Kurumsal mentorluk sistemleri kurularak deneyimli personelin bilgi ve birikimi yeni çalışanlara aktarılmalıdır.
- Güven temelli iletişim eğitimleri ile yöneticilerin kurumsal bağlılığı güçlendirme becerileri artırılmalıdır.
- Hata kültürü yerine “öğrenme kültürü” teşvik edilmeli, hatalardan kazanılan deneyim görünür kılınmalıdır.
- Kurum içi deneyim paylaşım oturumları düzenlenerek liderlik davranışları örneklendirilmelidir.
- Deneyim ve güven temelli uygulamalar, kurum kültürü haritalarında tanımlanmalı ve ölçümlenmelidir.
Sonuç: İnsan Temelli Yönetişim
EFQM modeli, gelişimi insanla başlatır ve insanla sürdürür. İnsan kaynakları yönetiminde deneyim, liderliği besler ve derinleştirir. Güven ise kültürü kalıcı kılar. EFQM’nin “Kurum Kültürü ve Liderlik” kriteri, bu iki değeri doğru konumlandıran kurumların yalnızca rekabet avantajı değil, itibar ve insan kıymeti üstünlüğü elde ettiğini gösterir. İnsan kaynakları birimleri, bu iki değeri sistemli bir şekilde örgütleyen kurumlarda, yalnızca yönetim değil; anlamlı liderlik ve sürdürülebilir gelişim sağlanabilir.
Kurumların geleceği; sistemlerden önce insanı anlayan, hisseden, yetiştiren ve yaşatan yaklaşımlarda gizlidir.
Bu blog yazım ile konunun önemini vurgularken aynı zamanda EFQM modeliyle güçlü bir bağ kurmayı amaçladım. Umarım İK cı meslektaşlarım EFQM Modelini süreçlerine yansıtırlar.

Yorum bırakın