Kötü bir işte iyi bir yöneticiyle çalışmak,
iyi bir işte kötü bir yöneticiyle çalışmaktan çok daha iyidir.
Bu durumu bizzat yaşayan pek çok insan vardır. Çünkü çalışma ortamının sunduğu konfor, iyi bir yöneticiyle tamamlanmıyorsa o konfor geçicidir. Fiziksel imkânlar, unvanlar ya da maddi koşullar bir noktaya kadar yeterlidir; sonrasında belirleyici olan, yöneticinin tutumu ve oluşturduğu iklimdir.
Daha önce de toksik yöneticiler üzerine yazmıştım. Toksik yönetici yalnızca bireysel çalışanları değil; ekip ruhunu, güven duygusunu ve organizasyonun genel başarısını da olumsuz etkiler. Zira işi iş yapan çoğu zaman işin kendisi değil, o işin kimle ve nasıl yapıldığıdır.
İşin içeriği zamanla öğrenilebilir, süreçler geliştirilebilir, şartlar değiştirilebilir. Ancak toksik bir yöneticinin oluşturduğu iklim, insanın iç dünyasına kadar sızar. Toksik yönetici; bağırarak değil bazen susarak, açıkça değil ima ederek, baskıyla değil belirsizlikle yorar insanı. Başarıyı sahiplenir, hatayı paylaşır. Güveni zedeler, adalet duygusunu aşındırır. Bir süre sonra çalışan yalnızca işini değil, kendini de sorgulamaya başlar. Asıl kayıp tam da burada başlar.
İyi bir yönetici ise kötü şartlarda bile insanı ayakta tutar. Eksik kaynaklarla umut üretir, zor hedefleri anlamlı hale getirir. Yanlışta korur, doğruda paylaşır. Böyle ortamlarda insanlar sadece çalışmaz; öğrenir, gelişir ve bağ kurar. İş zor olabilir ama insan kendini değersiz hissetmez.
Bu yüzden insanlar çoğu zaman işlerinden değil, yöneticilerinden ayrılır. Çünkü kötü yönetim; motivasyonu, bağlılığı ve kurum kültürünü sessizce zehirler. İyi yönetim ise en sıradan işi bile anlamlı bir yolculuğa dönüştürebilir.
Sonuç net:
İşin iyi olması yetmez.
İnsanı iyi hissettirmeyen hiçbir iş, gerçekten iyi değildir.

Yorum bırakın