Geçmişi Hatırlamamak

Geçmişi hatırlamamak… Bu söz çok sarsıcı ve çok derin değilmi? Oysa, “Yaşamak, geçmişi hatırlamaktır.”

Alzheimer’ı yakından izleyen biri için bu cümle bir felsefi iddia değildir; bir hayat tecrübesidir. Özellikle Alzheimer gibi hafızayı yavaş yavaş silen bir hastalık, insanın “varlık” tanımını yeniden düşünmesine sebep oluyor.

İnsan nefes alarak hayatta kalır; ama hatırlayarak yaşar.

Bir sabah uyanıyorsun. Gözlerin görüyor, kulakların işitiyor, dilin konuşuyor. Yürüyebiliyorsun. Hatta gülüyorsun bile. Ama dün kim olduğunu bilmiyorsun. Evladının adını hatırlamıyorsun. Bir zamanlar uğruna gözyaşı döktüğün insan sana yabancı. Aynadaki yüz bile tanıdık değil.

İşte o zaman insanın içine şu soru düşüyor:
Ben gerçekten yaşıyor muyum?

Hafıza, insanın görünmeyen omurgasıdır.
Anılarımız bizi biz yapar. Çocukluğumuz, gençliğimiz, hatalarımız, pişmanlıklarımız, sevinçlerimiz… Hepsi kimliğimizin tuğlalarıdır. Geçmiş silindiğinde duvar hemen yıkılmaz belki; ama içi boşalır.

Geçmişi hatırlamamak yalnızca unutmak değildir.
Bağlarını kaybetmektir.

Anneyi “anne” yapan hatıradır.
Eşi “eş” yapan paylaşılan yıllardır.
Dostu “dost” yapan birlikte biriktirilen zamandır.

Hatıra yoksa, ilişkinin zemini de yoktur.

Belki de bu yüzden Alzheimer sadece bir hastalık değildir; zamanın insan üzerindeki en acımasız tasarrufudur. Önce dün gider, sonra geçen yıl, sonra çocukluk… En son kendin. Geriye nefes alan bir beden kalır; ama hikâyesi eksilmiş bir insan.

Oysa yaşamak;
Bir şarkıyla geçmiş bir yaz akşamına dönmektir.
Bir kokuyla çocukluğun sokağını hatırlamaktır.
Bir fotoğrafa bakıp hem gülmek hem sızlamaktır.

Acıyı hatırlamak bile yaşamın kanıtıdır. Çünkü hatırladığın sürece bir geçmişin, geçmişin olduğu sürece bir kimliğin vardır.

Geçmişi olmayanın yarını da zayıftır.
Çünkü yarın, dünün üzerine inşa edilir.
Hafıza silinince zaman düz bir çizgiye dönüşür: yalnızca “şimdi”. Oysa insan tek bir ana sığmaz; zamanın bütünlüğünde yaşar.

Belki bu yüzden unutma yeteneğimiz bir lütuf, hafıza ise bir emanettir.
Unutmak yükü hafifletebilir;
Ama tümden unutmak, varlığı hafifletir.

Ve insan hafifledikçe, yeryüzünden yavaş yavaş silinir.


Not: Bu yazı, Alzheimer hastalığına yakalanıp kısa sürede bütün geçmişini yitiren bir arkadaşımı düşünerek kaleme alındı.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑