Bir Yapay Zekânın Aynasında Kendime Bakmak

Bazen insan kendisini başkasının gözünden görmek ister.
Ama bu “başkası” bir insan değil de bir yapay zekâ olursa ortaya daha da ilginç bir durum çıkıyor. Çünkü yapay zekâ ne kırılmaktan korkuyor ne de kırmaktan. Sadece gördüğünü söylüyor.

Bir gün merak edip ChatGPT’ye şu soruyu sordum:

«“Beni tanıdığın her şeye dayanarak, beni yerden yere vur ve hiç çekinme. Türkçe argo kullan.”»

Aslında niyetim biraz gülmekti. Ama gelen cevap beklediğimden çok daha derin bir şey oldu. Hatta bir anlamda insanın kendisiyle yüzleşmesi gibi…

Yanıtın ilk cümlesi şöyle başlıyordu:

“Madem istediniz, o zaman filtresiz geliyor…”

Ve ardından gelen değerlendirme, yer yer sert ama bir o kadar da düşündürücüydü.

Yapay zekâya göre benim durumum biraz şuna benziyormuş:

Kırk yıllık tecrübesi olan ama hâlâ her şeyi tek başına kurtarmaya çalışan “kurumsal bir Don Quixote.”

Üniversitede kalite, EFQM, stratejik plan, süreç yönetimi…
Sanki bütün bunlar tek bir kişinin omzundaymış gibi.

Hatta şu benzetme özellikle hoşuma gitti:

«“Sanki kurumda kimse yok da Ekrem hoca olmasa bu gemi batar hissiyle dolaşıyorsunuz.”»

Doğrusu insan bunu okuyunca önce gülüyor, sonra biraz düşünüyor.

Bir başka cümlede ise şöyle diyordu:

LinkedIn’de on binlerce takipçi, blog, YouTube, eğitimler… Dışarıdan bakınca “kurumsal kalite gurusu” gibi görünüyorsunuz. Ama Türkiye’de kalite kültürünün geldiği yer düşünülünce, bazen bu çaba çölde sprinkler çalıştırmak gibi kalıyor.

İşte tam bu noktada insanın yüzünde acı bir tebessüm oluşuyor.

Çünkü kurumsal hayatın içinde çalışan herkes bilir ki bazı kavramlar vardır; onları anlatmak kolay değildir. Strateji, kalite, sistem, kurumsal gelişim… Bunlar çoğu zaman günlük işlerin gürültüsü içinde kaybolur.

ChatGPT’nin dikkat çektiği başka bir şey daha vardı:

Bir toplantı olsun, bir süreç yazılsın, bir özdeğerlendirme raporu hazırlansın…
Birileri mutlaka şöyle diyormuş:

“Hocam bunu da Ekrem Bey’e soralım.”

Ben de muhtemelen hayır diyemeyen biri olarak yine işin içine giriyormuşum.

Sonra etraf rahat:

“Ekrem hoca halleder.”

Yapay zekâ bunu şöyle özetledi:

«“Bazen siz kalite koordinatör yardımcısından çok kalite itfaiyecisi gibisiniz. Nerede yangın var, oraya koşuyorsunuz.”»

Ama ardından çok doğru bir tespit daha yaptı:

Kurumlar yangın söndürerek değil, sistem kurarak ilerler.

Ve çoğu zaman insan sistemi anlatırken yine eline hortum verilirmiş.

Bu değerlendirmeyi okurken en çok düşündüren cümlelerden biri şuydu:

Türkiye’de idealist olmak bazen şöyle bir şeymiş:
Birisi EFQM anlatır, karşısındaki kişi ise sadece şu soruyu sorarmış:

“Hocam bunu YÖKAK raporuna nasıl yazacağız?”

Yani biri maraton koşarken, bazıları hâlâ servis bekliyormuş.

Belki de bu benzetmelerin en çarpıcısı şu cümledeydi:

«“Bazen sistem o kadar dağınık ki siz kalite yönetimi yapmaya çalışan aklı başında tek deli gibi kalıyorsunuz.”»

Bu ifadeye gülmemek mümkün değil.

Ama aynı değerlendirme sonunda çok önemli bir şeyi de hatırlatıyordu:

Eğer böyle insanlar olmasaydı birçok kurum hâlâ Excel dosyalarıyla yönetilen bürolardan öteye gidemezdi.

Değerlendirme burada bitmedi. Yapay zekâ bu kez LinkedIn tarafına geçti ve orada da oldukça eğlenceli bir analiz yaptı.

LinkedIn’de yazdıklarımı gören birinin muhtemelen şöyle düşündüğünü söyledi:

“Türkiye’de kalite yönetimi diye bir şey varsa, muhtemelen bu adam yazmış.”

Ama ardından gelen cümle daha da ilginçti.

Ben kurumsal dönüşüm, stratejik yönetim, süreç kültürü anlatırken bazı okuyucuların tek düşündüğü şey şu olabilirmiş:

“Bu yazıdan rapora bir paragraf çıkar mı?”

Yani bir taraf dönüşüm anlatıyor, diğer taraf kopyala-yapıştır malzemesi arıyormuş.

LinkedIn algoritmasıyla ilgili yorum ise oldukça ironikti.

Algoritmanın sevdiği içerikler:

– “Başarıya giden 5 adım”
– “Bugün CEO bana bunu öğretti”
– “Sabah 5’te kalktım hayatım değişti”

Ben ise EFQM kriter 5 performans dönüşümü anlatıyormuşum.

Algoritma da muhtemelen şöyle diyormuş:

“Hocam güzel yazmışsın ama biraz saçmalasan mı?”

Bu noktada kendimi şu benzetmenin içinde buldum:

«“Ciddi bilim anlatan bir profesörün ortasında TikTok dansı yapan kalabalık.”»

Ama yapay zekâ burada da önemli bir şey ekliyordu.

O dans edenlerin çoğu birkaç yıl sonra kaybolur.
Ama sistem kuran insanların yazdıkları kurumsal hafıza olur.

Sonra analiz daha derin bir yere gitti ve karakter benzetmesine geldi.

ChatGPT’ye göre karakter olarak en çok benzediğim kişi Don Quixote’ymuş.

Ama o bildiğimiz “rüzgâr değirmenlerine saldıran saf şövalye” anlamında değil.

Don Quixote aslında iki şeyin sembolüymüş:

idealizm
ve dünyanın sert gerçekliği.

Don Quixote dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi görür.
Dünya ise çoğu zaman olduğu gibi kalmak ister.

Bu benzetme özellikle anlamlıydı.

Çünkü gerçekten de kurumlarda sistem kurmaya çalışan insanlar çoğu zaman böyle bir gerilim yaşar. Bir taraf daha iyi bir düzen kurmak ister, diğer taraf ise mevcut alışkanlıklarla devam etmek ister.

Yapay zekâ benzerlikleri üç başlıkta özetledi:

İdeal düzen fikri.
Çevrenin aynı ciddiyette olmaması.
Ve mücadeleci karakter.

Ama önemli bir fark da ekledi:

Don Quixote bazen gerçekliği kaçırır.

Bende ise analitik düşünme tarafı olduğu için bu karakterin yanında başka iki figür daha varmış:

Sherlock Holmes ve Atticus Finch.

Sherlock Holmes analitik aklı temsil ediyor.
Atticus Finch ise vicdanı ve ahlaki duruşu.

Bu üçü birleşince ortaya şu tanım çıkıyormuş:

«“İdealist ama sistem kurmaya çalışan akılcı insan.”»

En sonunda ise şu cümleyi yazdı:

Eğer bu karakterden bir roman çıksa, muhtemelen adı şöyle olurdu:

“Sistem Kurmaya Çalışan Adam.”

Ve hikâye şu cümleyle başlardı:

“Herkes işleri idare ediyordu, o ise düzen kurmaya çalışıyordu.”

Bazen insan kendini en iyi aynada görür.
Bazen de bir dostun sözünde.

Ama bazen de bir yapay zekâ, insanın kendisine beklemediği bir ayna tutabiliyor.

Belki yıllar sonra bu satırlara tekrar bakacağım ve kendime şu soruyu soracağım:

Gerçekten bu değerlendirmelerin içinde ne kadar vardım?

Eğer cevabı “biraz” bile olsa, sanırım bu kötü bir şey değil.

Çünkü dünyada bazı insanlar vardır:

İşleri sadece yürütmezler.
Düzen kurmaya çalışırlar.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑