Kurumlar kendilerini en çok değerleriyle anlatır.
“Liyakati esas alırız”, “şeffafız”, “çalışan en değerli varlığımızdır”…
Peki çalışan neye inanır?
Duyduğuna mı, yoksa yaşadığına mı?
Cevap aslında çok nettir:
İnsanlar kurumların söylediklerine değil, yaşattıklarına inanır.
İşte tam bu noktada, kurumların en kritik kırılma alanlarından biri ortaya çıkar:
Söylenen ile yaşanan arasındaki boşluk.
EFQM Modeli, kurumların performansını değerlendirirken sadece sonuçlara değil,
yaklaşım (Approach), uygulama (Deployment) ve sonuçlar (Results) arasındaki tutarlılığa bakar.
Yani bir kurum “liyakat” diyorsa, EFQM şu soruyu sorar:
– Bu yaklaşım tanımlı mı?
– Kurum genelinde tutarlı uygulanıyor mu?
– Sonuçlarda bunun etkisi görülüyor mu?
Eğer bu üçü arasında kopukluk varsa, orada bir “algı değil, sistem sorunu” vardır.
Söylenen – Yaşanan Farkı: Bir Kültür Problemi mi, Sistem Problemi mi?
Çoğu kurum bu farkı “iletişim eksikliği” olarak görür.
Oysa EFQM bakışı daha derindir:
Bu fark, çoğu zaman kültürün sistemle desteklenmemesinden kaynaklanır.
Örneğin:
– Liyakat söylenir ama kriterler tanımlı değildir
– Şeffaflık vurgulanır ama karar süreçleri kapalıdır
– Katılımcılık ifade edilir ama kararlar önceden alınır
Bu durumda çalışanlar için gerçek olan şudur:
“Burada değerler değil, ilişkiler çalışıyor.”
EFQM Modeli’nde “Paydaş Algıları” kritik bir göstergedir.
Çalışanların kurum hakkındaki algısı, en az finansal ya da operasyonel sonuçlar kadar önemlidir.
Söylenen ile yaşanan arasındaki fark büyüdükçe:
– Güven azalır
– Bağlılık zayıflar
– Performans düşer
– Sessizlik kültürü oluşur
Ve en tehlikelisi:
İnsanlar artık konuşmaz, sadece uyum sağlar.
Bu sorunun çözümü daha fazla slogan üretmek değildir.
Çözüm, sistematik tutarlılık oluşturmaktır.
1. Yaklaşımı Netleştirmek
Değerler somut davranışlara ve kriterlere dönüştürülmelidir.
“Liyakat” diyorsanız, bunun ölçüsü ne?
2. Yayılımı Sağlamak
Tanımlanan yaklaşım sadece üst yönetimde değil, tüm kurumda aynı şekilde uygulanmalıdır.
3. Ölçmek ve Gözden Geçirmek
Kararlar ve sonuçlar düzenli olarak değerlendirilmeli:
Gerçekten liyakatle mi atama yapılıyor?
4. Liderlik Örneği
EFQM’de liderlik, modelin en belirleyici unsurudur.
Liderler söylediklerinin ilk uygulayıcısı değilse, hiçbir sistem çalışmaz.
Son Söz
Kurumlar söyledikleriyle değil, yaşattıklarıyla güven inşa eder.
EFQM Modeli bize şunu hatırlatır:
Tutarlılık yoksa, mükemmellik mümkün değildir.
Ve belki de en önemli soru şudur:
Sizin kurumunuzda insanlar neye inanıyor? Söylenene mi, yaşanana mı?

Yorum bırakın