“Bugün benim doğum günümdü”‏


23 2015Mevsimlerin en güzeli olan ilkbaharın en güzel aylarından Nisan ayının, 23 sabahında bugün benim doğum günüm diye başladığın günde “bugün benim doğum günümdü” diyerek kapıyorum. Günü kapatırken, geceye Regaip Kandilinin manevi ikliminin eşlik etmesi benim için ayrı bir mana kattı.

Bir gün daha geçti ve bir günler, bir yıl oluyor ve bir yaş daha yaşlanıp, bir ömrü tamamlıyoruz.
Doğum günümü kutlayan tüm arkadaşlarıma “hep birlikte, yalnız gittiğim yollar ve yıllar anlamsız gelir ve sevgi ile…” diyerek cevap verdim. Bu mesajıma bir arkadaşım “merak etmeyin, herkes yalnızdır aslında, yalnız gelir yalnız gideriz, yeter ki kalabalıkta yalnız olmayın…” diyerek cevap verirken onunda haklı olduğunu düşündüm. Mesele gerçek arkadaşı bulmak ve sevdiğimizi gerçek sevgi ile sevmek dedim.
Bir an dinlediğimin şarkının etkisinde kalıp yaşıma, başıma bakmadan “penceresiz kaldım Anne” diye haykırmak istediğim zamanları düşündüm. Yaşımın neresinde olursam olayım darda kaldığımda çocukluğumda sığındığım ve ilk medet umduğum çağrış aklıma geldi ve Anneemm diyesim geldi.
Geçen yılları düşünürken sevdiklerimiz, sevenlerimiz, sevip bildiremediklerimiz hepsi bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Ve en çok unutamadığım daha 57 sinde kaybettiğim sevgili babam yüreğimi sızlattı.
Volkan Konak – Ben Onu Sevdim Ya O Bana diye söylerken Tahir ile Zührenin hikâyesini hatırlıyorum ve “sen elmayı seviyorsun diye elma seni sevmek zorunda değil sözüne bir kez daha hak veriyorum.
Doğum günümü her türlü iletişim araçları ile kutlayan yüzlerce yüzü, gönlü ve düşüncesi güzel insana nasıl teşekkür edeceğimi düşünürken birazda iç dünyamı paylaşmak istedim.
Aslında sayfalarca yazmak istediğim duyguları yaşadığım şuanda şarkılar ve şiirler ile de duygularımı anlatmak isterdim.
Bunca özel ve güzel insanın kutlaması dışında “ah olsaydı, yada oda arasaydı, bir sesini duysaydım, yaşasa da görseydim” diyeceğim insanlarımı da hatırladım.
Geçen yılların muhasebesini yapmıyorum. Yaşadığım sürede yanlışlarım ve doğrularımı zamanında değerlendirmeye çalıştım. Bazen ders aldım, bazen boş ver diyerek geçiştirdim. Yanlış yaptım ama asla yanlış adam olmadım diye kendimle gurur duyduğum zamanlarım oldu.Olumsuzluklar karşısında pes etmedim. Gün, ay yâda yıl bitse ne olur, yarınlarda var dedim.

“Nerede olursanız olun, nereye giderseniz gidin, olduğunuz yer, gittiniz yol ve seçtiğiniz insan düzgün olsun… ” sözüne uygun olarak düzgün insanlar ile muhatap olmaya çalıştım.Bu yaşıma kadar dik durmaya, haksızlık karşısında susmamaya çalıştım. Eğilmedim ve hiç kimsenin karşımda eğilmesine izin vermedim. Öğrenmenin yaşı veya sınırı yok dedim. Sürekli öğrenerek kendimi geliştirmeye çalıştım. Lise mezunu olarak başladığım yaşamda Açık Öğretim Fakültesi ön lisansla başladığım yüksek eğitim heyecanını İşletme Fakültesi ve insan kaynakları uzmanlığı eğitimleri ile devam ettirdim. Çalıştığım her kuruma fark katmayı ve yaptıklarım ile fark yaratmayı amaçladım ve başardığıma inanıyorum.

Bu doğum günümde, doğum günümü kutlayan arkadaşların hatırlattığı ve her doğum günümde düşündüren çok sevdiğim bir şiiri (KALDIRIMLAR) paylaşmayı gelenek haline getirdim. ‘ Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin’ derken bu şiirden bende ‘ ben gideyim yıllar dursun’ demek istediğim zamanlar oldu ama yaşamın yada yaradılışın gerçeklerini unutmakta olmuyor. Biz giderken bizler ile giden yıllar ile birlikte bir ömür sürecini tamamlıyoruz. Aslında mesel yolların bitmesi de değil, mesele gidilen yollarda bitirilen yıllarda güzel hatıralar, güzel insanlar ve güzel anılar bırakmaktır.

Geçen yıllarımda bana sevinç ve mutluluk yaşatan ailem, dostlarım ve tanıdıklarıma sonsuz teşekkürler ediyorum. Bu sürede beni üzen, mutsuz eden, haksızlığını gördüğüm herkese ise hakkımı helal ediyorum. Canımın yandığı zamanlarda, her ne kadar nefsime teslime olup incittiklerim olsa da, Hacı Bektaşi Velinin “incinsende incitme” düsturuna uymaya çaba gösterdim. Canımı acıtanın canını acıtmak istediğim zamanlarda hep aklıma Hazreti Mevlananın, “Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın” sözü geldi ve dur nefsim dedim. Bu vesile ile kimseye kırgınlığımı yeni yaşıma taşımadım ve yaşadığım yeni yaşlara, yeni yıllarada taşımayacağım. Herkes dostluğumdan ve sevgimden emin olsun. Kırılmıyorum, kızmıyorum, nefret etmiyorum ve tüm bu olumsuzluklar karşısında herkese “seni, sizi, sizleri  seviyorum” diyorum….
Hz. Mevlana derki: ”Marifet nedir bilirmisin…? Taşlara bakan gözlerin çiçekleri görmesidir…!”

Bende taşlara bakarken çiçek görmeye çalışıyorum.
Tekrar ve tekrar bu doğum günümde varlığını hissettiren herkese sonsuz teşekkür ediyorum.

Bugün Doğum Günüm (23 Nisan)


 

Bugün Doğum Günüm (23 Nisan) ve bugünden doğum günümü kutlayan arkadaşların hatırlattığı ve her doğum günümde düşündüren bu şiiri (KALDIRIMLAR) paylaşmayı gelenek haline getirdim.
“ Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin’ derken bu şiirden bende ‘ ben gideyim yıllar dursun” demek istediğim zamanlar oldu ama yaşamın yada yaradılışın gerçeklerini unutmakta olmuyor.
Biz giderken bizler ile giden yıllar ile birlikte bir ömür sürecini tamamlıyoruz. Aslında mesele yolların bitmesi de değil, mesele gidilen yollarda, bitirilen yıllarda güzel hatıralar, güzel insanlar ve güzel anılar bırakmaktır.
Hepimizin yolları, yılları ve geride bıraktığı değerleri çok olsun.
Yaşamımızın amacı olsun, yaşamımızda güzellikler ve güzel insanlar olsun. Fenalıklar ve dünyalıklar bizden uzak dursun.
Bu düşüncelerim ile doğum günümü hatırlatan ve kutlayan, kutlayacak olan tüm dostlara teşekkür ediyorum.
KALDIRIMLAR
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..
NECİP FAZIL KISAKÜREK

Ekrem Öztürk'ün fotoğrafı.