Mevsimlerin en güzeli ilkbahar…
Ayların en ince ruhlusu Nisan…
Ve ben yine bir 23 Nisan sabahına, içimden usulca:
“Bugün benim doğum günüm…”
diyerek uyandım.
Bir ömür böyle geçti…
Günler ay oldu, aylar yıl…
Yıllar ise bir hayatın sessiz sayfalarına dönüştü.
O hayatın içinde;
bazen çocuk kaldım,
bazen kırıldım,
bazen dimdik ayakta durdum…
Ama ne olursa olsun, hep kendim kalmaya gayret ettim.
Doğum günüm vesilesiyle;
arayarak, yazarak, bir cümleyle ya da bir dua ile kalbime dokunan herkese yürekten teşekkür ederim.
Varlığınız kıymetli…
Dostluğunuz kıymetli…
Gönlümde yeriniz ayrı.
Bugün dostlarıma içimden şöyle seslendim:
“Yol uzun olabilir…
Ama en güzel yollar, birlikte yürüdüklerimizdir.
Kalabalık içinde bile insan bazen yalnızdır;
önemli olan, kalabalıkta kaybolmamaktır.”
Çünkü insan, bazen en çok insanların içinde insana hasret kalıyor.
Ben de hayatım boyunca yalnızlığımı büyütmemeye çalıştım.
Kalbimin en derin yerinde ise hep bir anne duası sakladım.
Annem…
Yedi yıldır doğum günlerimde sessiz…
Oysa ne zaman içim daralsa,
ne zaman yorulsam,
sığındığım ilk liman oydu.
Bugün de yine içimden aynı cümle geçti:
“Ah annem…”
Rahmetle…
Ve babam…
Henüz elliyedi yaşındayken ayrıldı aramızdan.
Onun yokluğunda geçen her doğum günü, içimde başka bir sessizlik bıraktı.
Bazı acılar hafiflemez…
İnsan sadece onlarla susmayı öğrenir.
Hayat böyle işte…
Bir yanımızda bizi sevenler,
bir yanımızda içimizde kalan “keşke”ler…
“Bir sesi daha duysaydım…”
“Bugünü görseydi…”
dediğimiz eksikler…
Ama ben her yaşımda,
geçmişin hesabını değil,
kalbimin terazisini dinledim.
Yanlışlarım oldu…
Ama hiçbir zaman yanlış biri olmadım.
Kimi zaman ders aldım,
kimi zaman sustum,
kimi zaman “boş ver” deyip yürüdüm.
Ama hiçbir zaman vazgeçmedim.
Ve hep şu sözle yol aldım:
“Allah var, gayle yok.”
Dik durdum.
Eğilmedim…
Kimseye de eğilme izni vermedim.
Adam satmadım.
Adam satanlara da meyletmedim.
Öğrenmenin yaşı yok dedim.
Her gün biraz daha kendimi yenilemeye çalıştım.
Bulunduğum her yerde iz bırakmaya,
fark oluşturmaya gayret ettim.
Ve inanıyorum ki;
insan yaşadığı kadar değil,
dokunduğu kadar yaşar.
Şimdi bu yaşımda şunu daha iyi biliyorum:
Sevgi…
Vefa…
Dostluk…
Hepsi insanın ardında iz bırakıyor.
Ben de geriye dönüp baktığımda,
güzel insanlar biriktirdiğimi görüyorum.
Ve bunun için şükrediyorum.
Beni kıran, üzen, haksızlık eden herkese de şunu söylemek isterim:
Hakkım helal olsun.
Çünkü ben,
Hacı Bektaş Veli’nin şu sözünü kendime yol bildim:
“İncinsen de incitme.”
Ve içimde büyüyen her kırgınlığı,
Mevlânâ’nın şu sözüyle susturdum:
“Ya canın acıya acıya adım atacaksın,
ya da canını acıta acıta söküp atacaksın.”
Yeni yaşıma kırgınlık taşımıyorum.
Taşımayacağım da…
Ve bugün, tüm içtenliğimle söylüyorum:
Herkes dostluğumdan ve sevgimden emin olsun.
Kırılmıyorum…
Kin tutmuyorum…
Kızgınlık biriktirmiyorum…
Ve herkese bütün kalbimle diyorum ki:
Sizi seviyorum.
Çünkü marifet;
taşlara bakarken çiçekleri görebilmektir.
Ben hâlâ,
taşlara bakarken çiçek görmeye çalışanlardanım.
Bugün doğum günümde varlığını hissettiren,
kalbime dokunan herkese sonsuz teşekkür ederim.
İyi ki varsınız.
#ekremozturk

Yorum bırakın