“İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, hayatın en yorgun anında içinden hâlâ aynı cümle geçer:
‘Anne…’
Çünkü bazı bağların yaşı olmaz; insan, annesinin yanında da yokluğunda da hep biraz çocuktur.”
İnsan hayatındaki en derin sığınak, en sessiz dua, en karşılıksız sevgidir.
Dünya yüreğe ağır geldiğinde, insan bazen bir tek bakışla anlaşılmak ister. İşte anne, konuşmadan anlayan, anlatmadan hisseden kişidir. Karanlıkta ışık gibi karşına çıkan, “Neden üzgünsün?” diye sormasa bile iç çekişini duyan kişidir.
Anton Çehov’un şu sözünü okuduğumda anneleri düşündüm:
“Siz hiç kimseye kötülük etmediniz. Bu yüzden sağa geçiniz, yeriniz cennettir.”
Bir annenin kalbi gerçekten kötülüğü taşımaz. O kalp; affetmeyi, merhameti, sabrı ve fedakârlığı bilir. Belki de bu yüzden insan, annesini kaybettiğinde yalnız bir insanı değil; kendi içindeki en güvenli limanı da kaybeder.
Halil Cibran ne güzel söylemiş:
“Bütün evler, anne uyanana kadar karanlıktır.”
Gerçekten de öyledir. Bir evin ışığı çoğu zaman lambalar değil, annenin varlığıdır. O mutfakta yürürken ev yaşar, sesi duyulurken insan kendini güvende hisseder. Çünkü anne sadece bir insan değildir; evin ruhudur.
Düşündüm de anne…
Beni en güzel sen sevdin…
İnsan hayat boyunca pek çok sevgiyle karşılaşabilir ama anne sevgisinin yerini hiçbir şey dolduramaz. Çünkü o sevgide hesap yoktur, gösteriş yoktur, terk etmek yoktur. İnsan bu dünyaya bir göbek bağıyla tutunur; anne gidince sanki o bağ da toprağa gömülür. Ve insan, hayatına devam etse bile içinde hep eksik kalan bir taraf taşır.
Ben annemle uzun yıllar yan yana yürüdüm. Ara ayrılıkları saymazsam elli dört yaşıma kadar hep yakın oldum ona. Benim annem bir Çerkes sultanı gibiydi; vakur, güçlü, merhametli… Hayatımda önemli bir karar alacağım zaman önce anneme danışmak isterdim. Zorlandığımda ona sarılırdım. Bazen yalnızca yüzüme bakıp gülümsemesi bile bana yeniden yaşama gücü verirdi.
Yaş ilerledi ama annemin yanında hiç büyümedim. Ben onun karşısında hep çocuk kaldım. Ne zaman yorulsam, ne zaman içim daralsa dilimden yine aynı kelime döküldü:
“Annem…”
Şimdi özlem ağır bastığında, içim daraldığında yolum Kümmetaltı Kabristanı’na düşüyor. İnsan bazen toprağın altında olduğunu bildiği birine bile sığınabiliyor. Çünkü anne, yokluğunda bile insanın sığınağı olmaya devam ediyor.
Bugün Anneler Günü…
Hayatta olan tüm annelerin ellerinden saygıyla öpüyorum.
Bu dünyadan ahirete göç etmiş başta benim annem olmak üzere bütün annelere Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, kabirleri nur olsun.
Ve biliyorum ki bir insanın hayatındaki en büyük hediyelerden biri, annesiyle geçen bir ömürdür.
Çünkü anne; insanın ilk duası, ilk sevgisi ve yeryüzündeki ilk cennetidir.

Yorum bırakın