İnsan Kaynakları, İnsanı Anlamakla Başlar

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olay, aslında uzun zamandır çalışma hayatında sessizce büyüyen bir problemi yeniden gözler önüne serdi. Sorun yalnızca yanlış bir iletişim dili değil; insanı anlamaktan uzaklaşan bir “İnsan Kaynakları” yaklaşımı…

Bir adaya gece saat 02:51’de mesaj gönderiliyor. Mesajda, sabah 09:00–09:30 arasında görüşmeye gelmesi isteniyor.

Aday mesajı doğal olarak sabah görüyor ve oldukça nazik bir şekilde dönüş yapıyor: Mesajı saatten dolayı yeni gördüğünü, mümkünse görüşmenin başka bir saate veya güne alınmasını rica ediyor.

Fakat aldığı cevap şu oluyor:
“İş arayışınız varsa mesaj ve aramalara zamanında dönüş yapmanız daha sağlıklı olacaktır.”

İşte mesele tam da burada başlıyor.

Profesyonellik Nedir?
Öncelikle şu soruyu sormamız gerekiyor: Profesyonellik gerçekten nedir?

Bir insanın gece yarısı gelen mesajı anında görmesini beklemek mi? Yoksa iletişim kurarken insanın özel hayatına, dinlenme hakkına ve yaşam düzenine saygı göstermek mi?

Bugün birçok kurum “kurumsallık” kavramını yalnızca süreç yönetmek sanıyor. Oysa gerçek kurumsallık; insanı merkeze koyabilmektir.

İnsan Kaynakları departmanları sadece personel seçmez. Aynı zamanda kurumun vicdanını temsil eder.

Kullandığınız dil, verdiğiniz cevap, kurduğunuz iletişim; aslında kurum kültürünün aynasıdır.

Bazen bazı İK profesyonelleri, iş arayan insanları bir “başvuru numarası” gibi görmeye başlıyor. Oysa her başvurunun arkasında gerçek bir hayat vardır.

Kimi kira yetiştirmeye çalışıyordur. Kimi ailesine destek olmaya uğraşıyordur. Kimi aylarca iş bulamamış ve artık umudunu kaybetme noktasına gelmiştir.

İş aramak bir keyif değil; çoğu zaman bir zorunluluktur.

Tam da bu nedenle İnsan Kaynakları alanında çalışan insanların, diğer meslek gruplarından daha fazla empati sahibi olması gerekir.

Çünkü karşınızdaki kişi sadece “aday” değildir. Bir insanın geleceği, psikolojisi ve umudu sizin iletişim biçiminizden etkilenebilir.

Asıl problem çoğu zaman iletişimin tonunda gizlidir.

“Ben çağırdım, gelmedi.” “Tekrar görüşmeyiz.” “Profesyonel tavsiye vereyim…”

Bu yaklaşım profesyonellik değil; iletişim kibiridir.

Gerçek profesyonellik:
Üslubunu koruyabilmektir,
Karşı tarafı küçümsememektir,
Gücü elinde bulundurduğu için üstten konuşmamaktır,
İnsan onuruna saygı göstermektir.

Çünkü unutulmamalıdır: İşe alım süreçleri bir üstünlük alanı değil, bir sorumluluk alanıdır.

İnsan Kaynakları Önce “İnsan” Olmalıdır

Bir kurumun kalitesi sadece binalarıyla, logolarıyla ya da sosyal medya paylaşımlarıyla ölçülmez.

Asıl kalite; insana gösterilen saygıda ortaya çıkar.

Gece yarısı mesaj atıp sabah profesyonellik dersi vermek kolaydır. Zor olan ise insanı anlamaktır.

Bugün çalışma hayatının en büyük ihtiyaçlarından biri; daha teknolojik sistemler değil, daha vicdanlı iletişimdir.

Çünkü insanlar iş bulamadıkları için değil; çoğu zaman değersiz hissettirildikleri için kırılıyorlar.

Ve belki de İnsan Kaynakları’nın yeniden hatırlaması gereken ilk şey şudur:

İnsan Kaynakları’nın ilk görevi halden anlamaktır; insanı yargılamak değil.


“Bir kurumun kalitesi, binasının büyüklüğüyle değil; insanına gösterdiği saygıyla ölçülür.”

Ekrem Öztürk

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑