Yer gök 19 mayıs


“Kim var! ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım! ” cevabını veren, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur! ” duygusuna ve bir davaya sahip, hedefleri ve  azimleri olan ahlâklı bir gençlik, dileği ile ..

#19mayıs #ekremozturk

image

KUŞAK FARKLILIKLARI


Kuşakları sınıflandıran bir tanımlama mevcut olup, yakın tarihlerde doğanlar (1965 sonrası) X,Y ve Z kuşakları diye adlandırılan bu sınıflandırma ile belirli yaş aralığında bir ayrışma yapılıyor.

1965-1981 yılları arası doğanlar X kuşağı, 1981-2000 yılları arası doğanlar Y kuşağı ve 2001 yılından sonda doğanlara Z kuşağı olarak tanımlanıyor.

X kuşağı girişimci, gerçekçi ve sonuç odaklı olurken, Y kuşağı kendine güvenene, başarı odaklı, iyimser ve teknolojiye meraklı, Z kuşağı ise iyimser ve başarı odaklı olarak görünüyor. Y ve Z kuşaklarında benzer bir nokta toplumsal bilince önem vermeleri. 2001 yılından sonra doğan Z kuşağının sahip olduğu özellikler ise azalıyor.

Benimde yer aldığım, X kuşağı geleneksel,  kurallara bağlı, otoriteye saygılı, sadık, devlete ve çalıştığı kuruma sahiplenen, aidiyet duygusu yüksek,  çalışkan ve motivasyonları yüksek bir yapıya sahiptir.

Y kuşağı ise geleneksel yapıya çok bağlı olmayan,  kuralları daha az önemseyen, otoriteyi çok kabul etmeyen, mesai saatlerini çok önemsemeyen, daha iş odaklı görünen, daha iyi sosyal statü, daha çok kazanç diyen, aidiyet duygusu daha az olan,  eleştiriyi kabul etmeyen bir yapıya sahiptir.

Z kuşağı ise bugünü çocukları ve çok yorumlamaya gerek yok. X ve Y kuşağının yetiştirdiği ve eğittiği bir kuşak olup, internet ve teknoloji ile doğdukları bir zaman diliminde, X ve Y kuşağının karma yapısı ile sosyal medya ortamında büyüyecekler. Bu kuşak hakkında 50 yıl sonra yapılacak yorumlar çok farklı olabilir.

Kuşakları bir sınıfa sokmak doğrudur. Ancak kuşakları sınıflandırırken, yaş grubuna göre o gruptaki her insana aynı tanımlamayı yapmak yanlıştır. Her bir kuşağı bir önceki kuşak dünyaya getirip, yetiştiriyor ve kendi bilgi, görgü ve deneyimini yeni kuşağa aktarıyor. Yeni kuşağın kullandığı yeni değerler, yeni modeller ve teknoloji bir önceki kuşaktan gelen çalışmaların sonucu ortaya çıkıyor. Yani bir önceki kuşağı beğenmeyen, eleştiren ve yok sayan yeni kuşaklar kendiliğinden oluşmuyor.

Kuşakların birbirleri ile farklılaşmasın olmasını doğal karşılaması gerekiyor. Aynı dönemde ve aynı şartlarda yaşamayan insanların arasında mutlaka sorun olacaktır. Bu sorunları daha iyi anlayacak olan her zaman bir önceki kuşak olmalıdır. Daha deneyimli, daha tecrübeli olan bir önceki kuşak, yeni kuşağın halinden anlamalıdır.

Kuşaklar arası farklılıklar daha çok iş yaşamımızda Y kuşağının X kuşağını beğenmeme ve tercih etmeme gibi bir sorunu karşımıza çıkarıyor. Şuan çalışma hayatında olan bu iki kuşağın çatışmasında bir kuşağın diğerini anlamama, diğer kuşağın ise beğenmeme davranışları bu çatışmanın nedeni oluyor.

Her kuşağın kendi içerisinde çok farklı özellikler taşıyan yaş grupları da olabiliyor. 1981-2000 yılları arası doğanlar Y kuşağı olarak tanımlarken, 2000 yılı ile 1990 öncesi doğalar arasında dahi çok farklılık bulunabiliyor. Aslında benim çok tasvip etmediğim bu ayrışma, tanımlandığı gibi geneli kapsayan doğru sonuçlar vermiyor.

Özellikle işe alma ve kariyer süreçlerinde, kuşak konusunu önemseyenleri görünce bazen şaşırıyorum. Elbette ki yaş önemli bir kavram ve bazı süreçlerde çok önemli görülebilir. Ama her konuda kuşak konusunu dayatmayı anlamsız görüyorum.

 

13234483_1099676616763502_2068343084_o

YÖNETİCİ YETKİNLİKLERİ


Yöneticilik, belirli yetkinlik ve deneyim gerektiren bir kariyer sürecidir. Sadece yetkinliğe yada sadece deneyime sahip olunmak yöneticilik için yeterlimidir?

Belirli yetkinliklere sahip olmak yönetici olmak için yeterli olmaz. Yetkinliğin yanı sıra mutlaka iş deneyimi, hatta yaşam deneyimi gerekir.  Yönetici çok iyi bir eğitim almış olabilir, yöneticide olması gereken yetkinliklerin birçoğuna da sahip olabilir, ancak deneyim sahibi değilse yönetici olmak için yeterli değildir. Belirli yetkinliklere sahip olmadan sadece benim şu kadar yıl iş deneyim var demenizde yeterli değildir. O halde yetkinlik artı deneyime sahip olmamız gerekecek. Bunun yanı sıra liderlik vasfının olması da ayrı bir önem taşır.

Aile şirketlerinde hala aileden gelenlerin yetkinliğine bakmadan yönetici olabilme alışkanlıkları devam etse de özel sektör rastgele yönetici getirmiyor. Şirketlerin her birinin kendine özgü olan yapıları ve ihtiyaçlarına göre ideal olan yönetici özelliğini ve türünü belirliyor. Şirketlerin ihtiyacı olan yöneticiler için yalnızca bireyleri değil, aynı zamanda son yıllarda yaşanan gelişmelerin ve ilerlemelerin zorunlu kıldığı vasıfları da sürekli gözden geçiriyor. Rekabetin gelecekteki durumuna bakıp, ona göre değişimi yönetecek yönetici profilini oluşturuyor. Buna karşın kamu istisna kadrolar hariç yasal dayanaklara göre yönetici belirliyor. Kamunun değişen yönetim modelleri ve henüz manası kavranılamayan insan kaynakları yönetimi ile istisna kadrolara herkes yönetici olmaya aday olabiliyor yada gösterilebiliyor.

Ancak günümüz yönetim modellerinde hangi pozisyonda olursanız olun, başarılı olabilmek, hedefleri tutturabilmek ve pozisyonunuzu koruyabilmek için mutlaka iyi bir yönetici olmanız gerekir.

İyi yönetici olmak için hangi yetkinliklere sahip olunmalıdır?

İyi bir insan olmalı: Yönetici en başta iyi bir insan olmak zorundadır ve hiç bir zaman unutulmamalıdır. İyi bir insan günlük yaşantımızda herkesten birbirine göstermesi beklenilen saygı, sevgi, nezaket ve tevazu gibi erdemleri taşıması lazımdır. Kimseyi küçümsemez, herkese değer verir ama herkesi memnun etmeye çalışmaz. Tüm çalışanlara adil ve eşit davranır. Her durumda, herkese karşı eşit uzaklıkta olabilmeli, objektiflik ve tarafsızlığını koruyabilmelidir.

Liderlik vasfına sahip olmalı:Yönetici aynı zamanda liderlik özelliği taşımalıdır. Çalışanları ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, çalışanlar arasında birlikteliği sağlayan ve takım oluşturan özelliklere sahip olması gerekir. Çalışanlarının bilgi birikimlerini ve tüm potansiyellerini bireysel düzeyde, ekip düzeyinde ve kuruluşun bütününde yönetir, geliştirir ve özgürce kullanmalarını sağlar.

Stratejiyi planlamalı ve yönetebilmeli: Kuruluşun misyon, vizyon ve değerlerini oluştururlar, örnek olur. Vizyonu ve misyonu geliştirirler ve onların gerçekleştirilmesini kolaylaştırırlar. Stratejiyi planlar, uygular ve gözden geçirir. Olası durumlara göre stratejiyi yeniler, iyileştirme faaliyetlerini destekler. Kurumun, kendisinin dışında ekibine vizyon verir, hedef gösterir ve yönlendirir. Bu konuda takımının kendisini takip etmesini sağlar. Kalıcı başarı için gerekli olan kurumsal değerleri ve sistemleri geliştirirler ve bunları faaliyetleri ve davranışları ile yaşama geçirirler.

Değişimi yönetmeli: Liderdir ve değişimi yönetir. Mevcut sistemi ve durumu korumanın çabasını vermez. Değişimden korkmaz, değişim ihtiyacını belirler ve değişime öncülük eder. Kendisi ile birlikte takımın diğer üyelerini, günün değişen ve gelişen yeniliklerine karşı hazırlar. Yeni yönetim modellerini takip eder, kendini geliştirir ve değiştirir. Yeniliklerin uygulanmasında kararlı olur. İnsanların hata yapmalarına fırsat tanır, onların öğrenme sürecini destekler, hataların tekrarlanmaması için geri besleme, bilgi paylaşım ortamları sağlama gibi süreçleri oluşturur. Takımın yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlarına liderlik yapar ve geliştirir. Değişim dönemlerinde, amacın tutarlılığını sağlar. Gerektiğinde, kuruluşun yönünü değiştirebilir ve izlenmesi için diğerlerini cesaretlendirir.

Eğitici olmalı: Çalışanları geliştirmenin ve takım oluşturmanın en etkili yöntemlerinden birisi de sürekli olarak bilgi paylaşımı sağlamak ve örnek olmaktır. Bilgi paylaşmanın aynı zamanda eğitmek olduğunu bilir. Öğretmenin ve öğrenmenin, gelişmenin temeli olduğunu benimser ve benimsetir. Eğitim ihtiyaçlarını belirletir, planlatır ve uygulatır. Çalışanlarının sürekli öğrenme faaliyetleri içerisinde olmasını sağlar. Beceri ve bilgi birikimlerini kuruluşun çıkarları doğrultusunda kullanmaları için çalışanlarına önem verir. Onları tanıyarak ve başarılarını takdir ederek, motive eder ve sürekli katılımlarını sağlar.

Koç olmalı: Bir yöneticinin başarısında, çalışanlarının takım olmasının ve birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu bilir. Takım içerisinde ortaya çıkacak çatışma durumlarından kaçınmadan sorunları çözebilme ve çeşitli çıkarlar arasında adil ve dengeli kararlar alabilme yetkinliği sahiptir.

İnisiyatif kullandırmalı: Çalışanların yenilikçi ve yaratı yaklaşımlarını cesaretlendirir. Yetkilendirir ve inisiyatif kullanmalarına fırsat verir. Çalışanlarını yetkinliklere uygun pozisyonlarda değerlendirir ve herkesin başarılı olduğu alanda sorumluluk almasını sağlar. Onların faaliyetlere katılımını sağlar ve onları yetkilendirirler.

Ekibinin Performansını, kariyer planlamasını yönetmeli ve başarıyı takdir etmeli: Yönetici başarıyı sadece kendinin eseri değil, aynı zamanda çalışanlarının eseri olduğunu bilir. Başarının sürekliliğini sağlamanın ekibi doğru motive etmekten, motivasyonu sağlamada ise başarıyı ve başarılı olanları tanıyıp, takdir etmekten geçtiğini iyi bilir. İyi bir yönetici sonucunu ölçmediği süreci yönetmez, Çalışanlarının ve takımın performansını ölçer. Çalışanlarının ve takımın performansını artırmaya çalışırken, bir yandan da takım üyelerinin kariyerlerinde gelişmelerine destek verir. Çalışanlarını gelişimlerine ve gereksinimlere göre başka pozisyonlara hazırlanmalarına yardımcı olur.

Yönetici olan herkes iyi bir yönetici olmak için, olmazsa olmaz sekiz özelliğe göre kendini değerlendirip ve ben iyi bir yöneticiyim diyebilir mi?

 

aeü

Gelen ağam, giden paşam


Yaşanan olaylardan insanlar ders çıkarmayı bilmelidir. Gelen ağam, giden paşam dememeli, gideni yok saymamalı, vefasızlık yapmamalıdır.
Zaman hızlı ve o kadar değişken ki, yarın olur diye beklenen olmadığı gibi aleyhinize hiç umulmadık şekilde bir başka hal almaktadır. Gelen gidip, giden gelebilmektedir.
Yaşanmış bir hikayeyi hatırlayınca paylaşmak istedim.
Petlas’a, bir zaman Lassa’dan üretim müdürü gelmişti. Petlas o zaman kamuda ve ağır bir işletme yapısı var. Özel sektörden gelen müdürün çalışma sistemi mevcut çalışana ağır gelince müdür sevilmeyen adam oldu.
Bir kaç yıl sonra bu müdür ayrıldı ve ardından konuşan, konuşana…
Zamanın da yağ çeken, eğilen, yanlış karar ve davranışlarına bile rıza gösteren, evine dahi yemeğe davet eden ve en büyük övgüleri yağdıranlar bir anda dönüş yaptılar ve müdürü en kötü insan olarak ilan ettiler.
Tabiki bu durumdan giden müdür bir türlü haberdar olmuş. Gel zaman git zaman sonra aynı müdür işletme grup müdürü olarak tekrar Petlas’a geri dönüş yaptı ve bu geri dönüşün ardından, aleyhinde en çok konuşan Hasan abimizi çağırır ve gerekli ayarı verir.
Bunun üstüne Hasan abimizin meşhur sözü geldi.
” BİR TEK ÖLENİN ARDINDAN KONUŞUN, YOKSA ADAM BİR TÜRLÜ BAŞINIZA GERİ GELİYOR VE HESABI AĞIR SORUYOR”
#ekremozturk

 

13173015_10207281232886337_8947542845644401186_o