Önceliğimiz Salgın Olmalı


Salgın hızla tüm dünyayı olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Ve bu durum öncelikle insan  sağlığı olmak üzere, barınma ve beslenme başta olmak üzere bir çok olumsuz etkilerini yaşayacağız.
Insanlığın tüm enerjilerini salgından korunma, salgını durdurma ve tedavisine harcaması gerekir diye düşünüyorum.
Temel gıda başta olmak üzere diğer temel ihtiyaçların üretimi durmadan devam edecek şartların sağlanmasına yönelik çalışmalar devam ederken;
Insanlar salgından kendilerini, ailelerini ve sevdiklerini  korumayı en öncelikleri olarak çaba gösterirken;
Bu ortamda çok faydalı olacağı düşünülmeyen;
Uzaktan eğitim,
Sınavlar,
Spor müsabakaları,
Kongre, seminer vs.
Düğün,
Tatil vs. ertelenmesi yada bir dönem, bir sene kaybedeceğimiz tüm uğraşlara kafa yormayalım, enerjimizi ve paramızı harcamayalım.
Bunlardan dolayı sokağa çıkmayalım, bir araya gelmeyelim.
Tüm aklımızı, enerjimizi ve paramızı bu salgından korunma, salgını durdurma ve tedavisine harcayalım.

Not; Bir birey olarak düşüncelerimin özetidir.

#ekremozturk #coronavirus 

Salgının Öğrettikleri – 1


Küresel yaşanan Corona Virüs salgını, tüm dünya halklarını etkilemeye devam ediyor. Dünya varoluşundan günümüze kadar bir çok savaş, salgın, kıtlık vs. toplumsal etkileri olan olaylar yaşadı. Dünyanın son yıllarında çok uluslu savaşlar olmasa bile, ikili savaşlara tanıklık etti. Afganistan, Irak, Süriyede yaşanan savaşlar, Bosnada yapılan soykıyımlar gibi bölgesel savaşlar yaşandı.

Son yıllarda küresel ekonomik krizlerde yaşandı. Dünyada Asya Ekonomik krizi, Rusya Ekonomik krizi, Arjantin Ekonomik krizi, Ülkemizde ise 1994 ve 2001 krizleri yaşandı.

Bu dünya son yıllarda 2009 grip pandemisi, 2010 Haiti kolera, 2013 Batı Afrika Ebola virüs salgını, 2015 Hindistan domuz gribi çıkışı ve 2019-20 koronavirüs pandemisi gibi çok can kayıplı virüs salgınları ile karşılaştı.

Yaşadığımız dünya son yıllarda, bugün yaşadığımız koronavirüs pandemisi gibi küresel bazda yayılımı olan savaş.salgın yada kriz yaşamadı. Özellikle 1980 sonrası doğan dünya nesli (istisna ülkeler hariç), gelişen teknoloji ve artan refah ve konfor içerisinde yaşamlarını sürdürdüler.

Eşit olmayan gelir dağılımı, kaynakların güçlü ülkeler tarafından kullanılması, bölgesel savaşlar ve küresel iklim bozulması gibi sebeplerden dolayı tüm yaşamı olumsuzluklar içerisinde geçen bölgesel uluslar olduğunuda unutmamak lazım.

Bugün yaşadığımız koronavirüs salgınının tüm dünya coğrafyasını etkilediğini görüyoruz. Dünyanın her ülkesinde, istisnasız can kayıplarının olduğunu bilmekteyiz. Salgından korunmaya yönelik tedbirler, yapılan sağlık harcamaları, gıda stokları, üretim yavaşlaması/durması, küresel ticaretin azalması gibi sonuçların ekonomiye olumsuz etkileri gittikçe artmaya başladı.

Kriz öncesi gerek ülkemizde gerekse dünya genelinde yaşanan ekonomik olumsuzluklar, salgın krizi ile birlikte bir çok şirketin iflasına, üretimini durdurmasına ve işten çıkarmalara neden olmaya başladı. Bugün dünya genelinde iflas ve işten çıkarma haberleri daha çok duyuluyor.

Dünyada yaşanan tüm pandemi salgınları bir gün bitiyor. Ancak salgın sonrası hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. Bu durum daha önce bölgesel yafa ulusal olurken, koronavirüs salgını ile birlikte küresel bir hal aldı.

Dünyadaki tüm borsaların %20’den fazla düşüş kaydettiği bir zamanda, koronavirus salgınının dünyadaki tüm şirketlere vereceği toplam zararın 12 Trilyon $ olacağının tahmin edildiği yazıyor.

Dünya belki de yıllarca, hiç salgından önceki dünya olmayacak. Bizim yaşadığımız şartlara geri dönmek, yada kısa sürede dönmek mümkün olmayacak. Bolluk dönemi alışkanlıkları ile rahat yaşamaya alışkın bir ortamdan, maddi ve manevi anlamda azla yetinmeyi öğreneceğimiz bir ortamı girdik. Yok olan ekonomik değerler ile birlikte, kanaat etmek veya mütevazı yaşamayı öğrenmek zorundayız. Daha önce sahip olduğumuz ve kıymetini bilmediğimiz değerlerin farkına varacağız. İçinde bulunduğumuz bu durum, bundan sonraki yaşamımızın yeniden şekillendiği bir dönemdir.

Salgının Öğrettikleri notlarıma devam edeceğim.

Emekçi Kadınlar Günü


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, tüm dünyada kadınların eşitlik, kalkınma ve daha huzurlu yaşam özlemlerini ve isteklerini dile getirdikleri ve daha çok emekçi kadınların eşit çalışma koşulları, kariyer fırsatlarının sağlanması ve çalışma yaşamında her türlü ayrımcılığın kaldırılmasını talep ettikleri bir tarih olarak kutlanan bir gündür.
Ailenin huzuru, gelecek nesillerin emniyet içinde yaşaması, toplumun refah ve mutluluğu, kadınların üstlendiği yükün hafiflemesine, paylaşılmasına ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın kadın haklarına saygı duyulmasına bağlıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır..” yaklaşımı asla unutulmamalıdır.

Günümüzde kadınların iş yaşamının her alanında be her pozisyonunda daha etkin görebiliyoruz. Insan Kaynakları alanında ise hızla artan kadın çalışanlar, bu alana daha bir anlam katmışlardır.

Tüm dünya ve Türkiye’deki kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, insan kaynakları alanında çalışan meslektaşlarım başta olmak üzere, tüm emekçi kadınlarımızın günlerini kutluyor, saygılar sunuyorum.