Geleceğin Toplumunda Yönetim – Peter F. Drucker


Geleceğin Toplumunda Yönetim – Peter F. Drucker

Çevirmen Mehmet Zaman

Yayınevi: Hayat
(11/2003)

ISBN: 9789756700617
256 sayfa
Dil: Türkçe
Türü: İş Yönetimi

Paylaş Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker’ın son beş yıldaki gelecek öngörüleriyle ilgili en çarpıcı makalelerin bir derlemesidir. Çarpıcı ve açık bir şekilde, Drucker, proaktif bir yönetim için bugünün toplumunun ve iş dünyasının karşılaşacağı en kritik konuları tavsiyeler, uyarılar ve talimatlar da sunarak sıralıyor. Beş bölüme ayrılan eser, bilgi devrimini ve onun oluşturduğu bilgi toplumunu analiz ederek başlıyor. Son zamanların tahmin edilmesi güç demografik, ekonomik ve sosyal dönüşümlerini irdeleyerek geleceğin toplumunun bir alt yapısını çizmeye başlıyor.

Örneğin, gelişmiş dünyada genç nüfusun sayısındaki hızlı düşüş, büyük pazarın olanaklarında ve yapısında büyük bir gedik açacak gibi görünüyor. Bilgi teknologlarına doymaya başlayan bir iş gücü içinde geleneksel personel politikalarını hızla modası geçmiş hale dönüşüyor. O halde onların yerini ne alacak? Ve girişimciler, artan bir şekilde, girişimcinin işçisi olmaksızın onun hesabına çalışan insanlardan oluşan işgücünü nasıl yönetecekler?

Drucker’ın çalışması, dünyanın en ünlü yayınlarından bazılarında
-The Economist, Harvard Business Review ve Wall Street Journal’da- baş sayfalarda yer almıştır. Bu kitap, bugünün değişimlerinin geleceğin ekonomik ortamını nasıl etkileyeceğini bilmek isteyenler için önemli bir kaynaktır.

Peter F. Drucker, kitabını dört bölüme ayırıyor. Öncelikle yönetim anlayışını kısa bir bilgi devrimi ve bilgi toplumu süzgecinden geçirerek farklı dönüşümleri örneklendiriyor. Gelecekteki sosyal, kültürel ve ekonomik dengeleri öngörerek hazırladığı kitabında öncelikle toplumların alt yapılarını ortaya koyarak eski çalışan politikalarının tamamen değişeceğini açıklıyor.

En önemlisi de dünyadaki nüfus dengeleri ve ülkelerin farklı ekonomik yapıları gözönünde bulundurulduğunda işçi ve işgücü yapılandırmalarının da bir hayli farklı bir vizyona bürüneceğini belirten “Geleceğin Toplumunda Yönetim”, kentlerin sivilleşmesinden kapitalizmin değişen yüzüne, bilgi devriminden yeni ekonomiye dünyanın değişen yüzünü gözler önüne seriyor.

İçindekiler

——————————————————————————–

•1. Kısım: bilgi Toplumu
Bilgi Devriminden Ötesi
Patlayan İnternet Dünyası
Bilgisayar Bilgisinden enformasyon Bilgisine
E-Ticaret: Asıl Zor İş
Yeni Ekonomi Daha Gelmedi
Yeni Bin Yılın CEO’su
•2. Kısım: İş Fırsatları
Girişimciler ve Yenilik
Onlar Çalışanlar Değil, Onlar Halk
Finansal Hizmetler: Ya Yenilen Ol Ya Öl
Kapitalizmin Ötesine mi Geçiyoruz
•3. Kısım: Değişen Dünya Ekonomisi
Büyük Kuruluşların Doğuşu
Küresel Ekonomi ve Ulus Devlet
Bu, O Aptal Toplumdur
Kenti sivilleştirmek Üzerine
•4. Kısım: Gelecek Toplum

Reklamlar

KEŞKE BUNLARI ÖNCEDEN BİLSEYDİM DEMEYİN !


Andrew Galasetti imzasıyla internette yayınlanan bu yazı “Keşke bunları önceden bilseydim” diyeceğiniz konularda önerilerde bulunuyor.

Kimbilir kaç defa duymuşsunuzdur, insan en sağlam dersleri yaşarken alır.
Hayat tecrübesi en sağlam öğretmendir.

Geçen yıl bir arkadaşım yazdığı makalesinde “Keşke bunları daha önceden bilseydim” başlığı altında uzunca bir liste yayınladı. Ben de düşündüm ki gerçekten de hayatta en çok işe yarayacak bilgileri kitaplardan veya internetteki bloglardan değil bizzat hayatın kendisinden alırsınız.

Elbette bir takım internet sitelerinden veya gazete köşelerinden bir takım bilgi kırıntıları da toplamak mümkün. Ama o kırıntıları kullanıp da yararlı işler yapmak tamamen bize kalıyor. Eğer önemli bir bilgiyi elde etmek için önce başarısızlığa uğramak lazımsa, ne yapalım öyle olsun.

Kendi tecrübelerimle öğrendiğim ve samimiyetle inandığım 20 şeyi aşağıda yazdım. Sizin listenizdeki 20 madde belki tamamen farklıdır veya belki sizin listenizde sadece 5 madde vardır, önemli değil. Asıl önemli olan şudur ki sizin bilgileriniz de sizin kendi hayatınızdan, kendi hatalarınızdan ve kendi başarısızlıklarınızdan geliyor. O bilgileri ihmal edecek olursanız, hayatın dikenli yollarında çekecek daha çok çileniz var demektir.

1. Fırsatları siz yaratmalı ve kovalamalısınız:
Fırsatlar çok nadiren kendisini aramayan birilerinin kapısını çalar.
Fırsatları siz yaratmalı ve kendiniz aramalısınız. İnisiyatifi ele alıp işleri
sizin yürütmeniz ve kapıları sizin açtırmanız gerekecektir.

2. Olumsuz düşünce size sadece daha fazla olumsuzluk getirir:
Olumsuz düşüncelere odaklandığınızda bütün görüp göreceğiniz nimet olumsuzluğun kendisi olacaktır. Hayatta olumlu şeyleri aramazsanız,
olumlu şeyler başınıza gelse bile siz onun sadece olumsuz yanlarını görebiliyor olabilirsiniz.

3. Bulunduğunuz konum, sizin neler yapabileceğinizi belirlemez:
Evsiz biri de olsanız, konaklarda da yaşasanız, zengin veya fakir de
olsanız veya hatta üniversiteden tam notla mezun da olsanız veya
sınıfta kalmış olsanız bile; bunların gelecekte bir etkisi yoktur. Bu
görüş açısını destekleyecek çok fazla sayıda başarı öyküsü vardır.
Eğer azminiz ve yeteniğiniz varsa ulaşamayacağınız nokta yoktur.
Kendi sınırlarınızı ve ufkunuzu siz kendiniz tayin edersiniz.

4. Başkalarına yardımcı olamıyorsanız, kendinize de faydanız yoktur:
Sadece başkaları için kapıyı tutmak veya buna benzer basit bir jest bile olsa sizin hayatınızda mucizeler yaratır. Hem kendinizi harika hissedecek hem de yaptığınız iyilik hayat yolunda bir şekilde size geri dönecektir, siz farketseniz de farketmeseniz de… Başkalarına yardım etmiyorsanız, onlar da size yardım etmeyeceklerdir ve aslında yardım etmeleri de gerekmiyor demektir.

5. Kişisel tutkunuzu takip edin, para da sizi takip edecektir:
Tutkunuz varsa ve işinizi yaparken keyif alıyorsanız ben buna “iş” demem. O işte yeni bir şeyler yaratmak için odaklanın ve daha fazla tutkuyla davranırsanız eninde sonunda para size gelecektir. Eğer sadece paraya odaklanırsanız, para size gelmeyecektir çünkü siz sadece miktara odaklanmışsınız demektir, kaliteye değil.

6. Kendinizden keyif alın:
Mümkün olduğunca hoşça vakit geçirin, herşeyi ciddiye almayın. Endişelerinizi kenara itin ve keyifli şeyleri yakınınıza çekin.

7. Eğer kolay olsaydı herkes yapardı:
İşte bu yüzden “çabucak zengin olma” reçetelerinin hiçbiri işe yaramaz. Eğer bu kadar kolayu ve çabuk yoldan zengin olmam mümkün olsa o zaman herkes milyoner olurdu. Para kazanmak ve size verilen görevi başarmak sıkı çalışmayı gerektirir ama harcadığınız çabaların karşılığını en sonunda alırsınız.

8. Planlı olmak iyidir ama spontan olmak da iyidir:
İş hayatında ve özel hayatta geleceği planlamak önemlidir ama bu planı çabucak değiştirebilecek durumda olmak da önemlidir. Bazen çeşitli insanlar ve olaylar planlarınızla sizin aranıza girecektir, işte o yüzden
yeri gelince planlarınızı değiştirmeniz veya iptal etmeniz gerekecektir. Arada bir spontan olun, o zaman hayat çok daha ilginçleşecektir.

9. Pek çok yeteneğiniz var:
Yetenekli bir atlet veya müzisyen olabilirsiniz ama belki de sizin bilmediğiniz on tane daha yeteneiğiniz olabilir. İnsanlar iyi yapabildikleri bir şey bulunca genellikle ona odaklanırlar ve daha başka hangi alanlarda yetenekleri olabileceğini düşünmezler.

10. Ödül almaksızın sıkı çalışmayın:
Eğer hayat yolunda kendinize iyi davranmıyorsanız, rüyalarınız gerçekleştirmek için sıkı çalışmanın anlamı nedir? Büyük veya küçük başardığınız her zorluğun uygun bir ödlü olmalıdır, bir günlük tatil veya
bir dilim kek gibi…

11. Para mutluluk getirmez:
Dediğim gibi, peşinde koştuğunuz asıl amaç para olmamalı ama para kazandığınız zaman bir şeyleri başarmış olduğunuzu bilirsiniz. Bunu bilmek de güzel bir histir ve size mutluluk verir çünkü kendi istediklerinizi yapacak daha fazla zaman ve özgürlük kazandığınızı da bilirsiniz.

12. Başka birinin başına her zaman daha kötüsü gelmiştir:
Bazen kötü bir gün geçirmişsinizdir ama kötümserliğe kapılmadan önce durun ve düşünün, her gün sizden daha kötü bir gün geçirmiş milyonlarca insan var şu dünyada.

13. Başkalarına ihtiyacınız var:
Elinizden geldiğince dost kazanın, arkadaş edinin. Ve asla köprüleri yakmayın. Başarı için başka insanlara ihtiyacınız olacaktır.

14. Açık fikirli olmak, daha fazla bilgi edinmenin anahtarıdır:
Dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek için açık fikirli olmanız gerekir. Herşeye bir şans verin.

15. Başarısızlık çok iyidir:
Başarıya giden en önemli adım değilse bile en önemli adımlardan biri başarısızlıktır. En azından bir kere başarısızlığa uğramanız şarttır ama bir kaç defa başarısızlığa uğrarsanız daha iyidir. Başka türlü öğrenmeniz mümkün olmayan bir sürü şeyi başarısızlıklarınızdan öğrenirsiniz. Ve bir gün nihayet başarıya ulaştığınızda bunun değerini daha iyi anlayacaksınız.

16. Pek çok insan gerçekten iyidir:
Bu gerçeği çok yakınlarda farkettim. Pek çok insan iyidir ama bunu yabancılara pek göstermezler. Siz onları tanıdıkça ve onlar da sizi tanıdıkça muhtemelen ne kadar iyi insanlar olduklarını göreceksiniz.

17. Sözler ve düşünceler herşeyi kontrol eder:
Söylediğiniz veya düşündüğünüz şeyler eninde sonunda gerçekleşir. Başarısız olacağınızı söylerseniz başarısız olursunuz çünkü bunun gerçekleşmesi için nasıl olsa bir yol bulacaksınız demektir. Başarılı olacağınızı söylerseniz de aynı şey olur, bunu gerçekleştirmek için nasıl olsa bir yol bulursunuz.

18. Bakış açınızı gerçekliğin ta kendisidir:
Bir olayı veya durumu nasıl görüyorsanız, o da öyle var olur. Bir şeyi trajik veya olumsuz olarak görüyorsanız, onun sizin için anlamı odur. Eğer bir şeyi heyecan verici ve olumlu olarak görüyorsanız, o zaman onun sizin için anlamı da öyle olacaktır.

19. İlham ve motivasyon her yerdedir:
Nerede olduğunuzun hiç önemi yok, orada mutlaka size ilham vercek veya sizi motive edecek bir şeyler vardır. Çok uzaktaki bir ülkede savaşa girmiş ve kendidinizi korkunç şartlar bulmuş olabilirsiniz ama gene de orada sizi hayatta tutacak ve daha iyi bir şeyler için çabalamanızı sağlayacak bir şeyler olacaktır. Size düşense o sebebi görüp tanımak ve asla kaybetmemektir.

20. Dünyayı değiştirebilirsiniz:
Her bir insanın doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı değiştirebilme gücü vardır. Kendi hayatınızı değiştirdiğinizde doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı da değiştirmiş olursunuz. Kendi hayatınızı veya etrafınızdaki insanların hayatını değiştirdiğinizde dünyayı değiştirmişsiniz demektir. Yaptığınız küçük şeylerin dünyada büyük etkileri olabilir.

Islak alan tasarım ve imalatında uzman arkadaşımız iş arıyor


Islak alan tasarım ve imalinde uzman arkadaşımız iş arıyor

Değerli arkadaşlar, işağıdaki işleri profesyonelce yapan R. Erkan Balkıs arkadaşımız alanları ile ilgili iş arıyor.

İlgilenenlerin
0541 915 15 98 numaradan Erkan BALKIS ‘ aramaları rica olunur.
http://www.erkanbalkis.com

İş alanları:

Tile Deluxe R. E. BALKIS Tecrübesi ile birlikte artan itibarımız sizin Tile Deluxe danışmanlığına güvenmenizi sağlar. Tile Deluxe sizin ihtiyaçlarınızı eksiksiz olarak karşılayabilmek için çevresel ve kültürel faktörleri, yerel ve milli özellikler ile harmanlayıp bütçenizi göz önünde bulundurarak benzersiz tasarımlar geliştirir. Tile Deluxe Danışmanlık hizmetimiz size eşsiz Banyo, Islak mekan konseptleri sunmamızı sağlar. Tile Deluxe olarak; Sizinle birlikte el ele özel tasarlanmış Tile Deluxe Spa’ları üretiyoruz. Tile Deluxe Danışmanlık Hizmetleri

Konsept geliştirme ve taslak hazırlama
Mimarlık ve tasarım
Teklif düzenleme
Proje yönetimi
Spa kurulumu
Özel Banyolar
Genel kullanımlı ve özel kullanımlı yüzme havuzları
Aquapark
Sportif amaçlı Olimpik , Yarı Olimpik , Senkronize Yüzme ve Su Topu Havuzları
Süs Havuzları, Şelaleler ve Göletler
Jakuzi, Masaj ve Şok Havuzları
Sauna, Buhar Odaları, Türk Hamamı ve Spa Yapımı
Havuz İnşaatı
Havuz içi , Havuz dışı kaplama malzemeleri satışı ve uygulaması
Havuz izolasyon malzemelerinin satışı ve uygulaması
Havuz, SPA – Wellness onarımı
Tasarım, Plan, Proje ve Danışmanlık Hizmetleri
Seramik-, Fayans-, Doğaltaş Döşemeleri
Banyo yenileme, tamirat tadilat
Sıva ve şap işleri
Silikon Dolgu / Fuga
Yer ısıtma sistemleri
Mükemmel duvar tasarımı
Özel duşkabin sistemleri ve tasarımları
Kaplıca & Havuz – SPA “Salus Per Aquam” yani “Sudan gelen Sağlık”

Servisimiz
Yüksek kaliteli döşeme ustalığıyla;
hayalinizdeki Banyonuz, Balkonunuz, Terasınız veya ahenkli odalarınıza sahip olmanızı sağlamak için yanınızdayız.

Sizin memnuniyetiniz benim en büyük başarımdır
Özel Seramik, fayans döşeme veya Doğaltaş döşeme olsada yüksek kalieteli işciligimle her türlü özelikleri size üretebilirim.

Fevkalade seramik, fayans ve doğaltaş döşeme, iddali banyo, balkon, teras ve yer tasarımı işleriniz en kaliteli şekilde yapılır.

SGK’ya ücret ve ikramiyeler ayrı ayrı bildirilecek


12 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile 4 / (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanların (SSK’lılar) sigorta primine esas kazanç bildirimlerinde; hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve bu nitelikteki ödemelerin ayrı ayrı gösterileceği hükme bağlanmıştır.

12 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ile 4 / (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanların (SSK’lılar) sigorta primine esas kazanç bildirimlerinde; hak edilen ücretler ile prim, ikramiye ve bu nitelikteki ödemelerin ayrı ayrı gösterileceği hükme bağlanmıştır.

Ancak geçiş dönemi için de 3 aylık süre tanınmıştı. 23 Ağustos’a kadar SGK’ya verilecek olan 2010/Temmuz ayına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgesinden itibaren başlanılacağı öngörülmüştür.

Aylık prim ve hizmet belgelerinin e-Bildirge kanalıyla gönderilmesi sırasında, sigortalıların hak ettikleri ücretleri ile sigortalılara ay içinde ödenen prim, ikramiye gibi istihkaklar, prime esas kazanç başlığı altında tek kalem halinde sisteme girilmekte iken, 2010/Temmuz ayına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgesinden başlanılarak,

– Sigortalıların ay içinde hak ettikleri ücretlerinin “hak edilen ücret”,

– Sigortalılara ay içinde ödenen prim, ikramiye gibi istihkakların ise, “prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak”, olarak ayrı ayrı girilmesi gerekecektir.
Ayrıca, ay içinde bazı iş günlerinde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalıların prim ödeme gün sayılarının hatalı girilmesinin önlenmesi amacıyla, aylık prim ve hizmet belgesine “eksik gün sayısı” başlıklı yeni bir bölüm ilave edilmiştir.

Aylık prim ve hizmet belgesinde yapılan bu değişikliklere istinaden, 2010/Temmuz ayına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgesinden başlanılarak e-Sigorta programı vasıtasıyla yapılacak olan girişler sırasında, sigortalının ay içindeki prime esas kazanç tutarı “hak edilen ücret” ve “prim ikramiye ve Bu nitelikteki istihkak” olarak ayrı ayrı girileceği gibi, ay içinde bazı günlerde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalılar için “Eksik Gün Nedeninin” yanı sıra ayrıca “Eksik Gün Sayısı” da girilecektir.

Bu nedenle Haziran / 2010 ayı bildirgelerinin 23 Temmuz 2010 tarihine kadar SGK’ya verilmesini müteakip temmuz ayı bildirgelerinin verileceği 23 Ağustos’tan önce bordro programlarında ivedilikle güncelleme yapılması gerekmektedir. Çünkü, temmuz ayı bildirgesi yeni sisteme göre verilecektir.

Aylık prim ve hizmet belgesinde yapılan bu değişikliklere istinaden, 2010 / Temmuz ayına ilişkin düzenlenecek olan aylık prim ve hizmet belgesinden başlanılarak e-Sigorta programı vasıtasıyla yapılacak olan girişler sırasında, sigortalının ay içindeki prime esas kazanç tutarı “hak edilen ücret” ve “prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak” olarak ayrı ayrı girileceği gibi, ay içinde bazı günlerde çalışmayan ve çalışmadığı günler için de ücret almayan sigortalılar için “Eksik Gün Nedeninin” yanı sıra ayrıca “Eksik Gün Sayısı” da girilecektir.

e-Bildirge programları vasıtasıyla yapılacak olan veri girişleri sırasında, ay içindeki prim ödeme gün sayısı eksik girilip ayrıca eksik gün nedeni işaretlendiğinde, sistem tarafından kullanıcıdan eksik gün sayısının girilmesi istenilecek, kullanıcı tarafından girilen eksik gün sayısının, sigortalının ilgili aydaki prim ödeme gün sayısı ve varsa işe giriş ve çıkış tarihi ile ilgili aydaki gün sayısı karşılaştırıldıktan sonra, eksik gün sayısının hatalı girilip girilmediği sistem tarafından kontrol edilecek, ve sistem tarafından yalnızca doğru olan verilerin girişine izin verilecektir.
Belge türünün 7, 22, 25, 28, 41, 90, 91 ve 92 nolu seçilmesi halinde yalnızca ücret girişi yapılabileceğinden, “prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak” bölümüne herhangi bir kazanç tutarı girilemeyecektir.

Hak edilen ücret ile prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak’ın aylık prim hizmet belgesine ayrı ayrı girilmesi uygulaması 2010 / 7’nci aydan itibaren başlayacağına göre, 1 Temmuz 2010 tarihinden sonra işten ayrılan sigortalılar için verilecek işten ayrılma belgesinde de “hak edilen ücret” ile “prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak”ın ayrı ayrı girilmesi gerekecektir. Özellikle 1 Temmuz’dan sonra işten ayrılan işçiler için verilen işten ayrılış bildirgesinde “hak edilen ücret” ile “prim ikramiye ve bu nitelikteki istihkak”ın ayrı ayrı girilmesi gerektiğine dikkat edilmelidir.

Resul KURT / Dünya
info@resulkurt.com
http://www.resulkurt.com

Fazla mesai nasıl hesaplanmalı?


Fazla çalışma veya bilinen adıyla fazla mesai işçi-işveren arasındaki en önemli anlaşmazlıklardan birisidir. Özellikle işten ayrılan işçilerin 5 yıla ilişkin fazla çalışma ücretlerini istemelerine ilişkin davalarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle fazla çalışma konusunu ayrıntılı olarak ele almak istedik.

Fazla çalışma veya bilinen adıyla fazla mesai işçi-işveren arasındaki en önemli anlaşmazlıklardan birisidir. Özellikle işten ayrılan işçilerin 5 yıla ilişkin fazla çalışma ücretlerini istemelerine ilişkin davalarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle fazla çalışma konusunu ayrıntılı olarak ele almak istedik.

İş Kanunu’nda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar fazla çalışma ve haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışma olarak adlandırılmaktadır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş-çıkışları gösteren belgeler, fazla mesai yapıldığına ilişkin işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, belge bulunmaması halinde mahkemeler tanık beyanlarıyla da karar vermektedirler. Yargıtay, işyerinde mesaisini kendisi belirleyen üst düzey yönetici çalışanın fazla çalışma alacağına hak kazanmadığı kabul edilmektedir.

Bazı iş sözleşmelerinde, fazla çalışma ücretinin ödenen ücretin içinde olduğuna ilişkin hükümler yer almaktadır. Yargıtay, bu tür hükümlere itibar etmektedir. İşçinin, yıllık 270 saatin üzerinde bir çalışmayı kanıtlaması gerekmektedir. Ancak, asgari ücret üzerinden düzenlenmiş bir ücret bordrosunda fazla çalışma ücretinin ödenen ücretin içinde olduğuna ilişkin hüküm hayatın gerçekleriyle bağdaşmayacağı açıktır.

***
Yıllık üst sınır 270 saat
Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda 270 saatten fazla olamayacaktır. Bu süre sınırı, işyerlerine veya yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına ilişkindir.

Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır.

İşçilerin fazla çalışmaya muvafakat etmeleri gereklidir. Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekir. Zorunlu nedenlerle veya olağanüstü durumlarda yapılan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma için bu onay aranmaz.
Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır. İşveren, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırdığı işçilerin bu çalışma saatlerini gösteren bir belge düzenlemek, imzalı bir nüshasını işçinin özlük dosyasında saklamak zorundadır. İşçilerin işlemiş olan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma ücretleri normal çalışmalarına ait ücretlerle birlikte, İş Kanunu uyarınca ödenir. Bu ödemeler, ücret bordrolarında ve ücret hesap pusulalarında açıkça gösterilir.

***
Brüt ücretten hesaplanır
Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma brüt ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenmesi gereklidir. Örneğin, brüt saat ücreti 10 TL olan bir işçinin ay içinde 5 saat fazla çalışma yapması halinde normal ücretine ilave olarak 5 x 15 TL üzerinden 75 TL fazla çalışma ücreti alması gereklidir.

Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesi ile ödenecektir. Örneğin, iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresi 40 saat olarak belirlenen işçinin o hafta 45 saat çalışma yapması halinde fazla sürelerle çalışma söz konusu olacaktır. Bu durumda brüt saat ücreti 10 TL olan bu işçinin ay içinde 5 saat fazla sürelerle çalışma yapması halinde normal ücretine ilave olarak 5 x 12.5 TL üzerinden 62.5 TL fazla çalışma sürelerle çalışma ücreti alması gereklidir.

***
İşçi serbest zaman kullanabilir
Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi, isterse işverene yazılı olarak başvurmak koşuluyla, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat on beş dakikayı serbest zaman olarak kullanabileceği belirtilmiştir.
İşçi hak ettiği serbest zamanı, 6 ay zarfında işverene önceden yazılı olarak bildirmesi koşuluyla ve işverenin, işin veya işyerinin gereklerine uygun olarak belirlediği tarihten itibaren iş günleri içerisinde aralıksız ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.

İşçinin bu kanundan ve sözleşmelerden kaynaklanan tatil ve izin günlerinde serbest zaman kullandırılamaz. Bu durumda işçi isterse yaptığı günlük çalışma süreleri üzerindeki çalışması için zamlı ücret alabilecek, isterse çalıştığı sürelerin karşılığını serbest zaman olarak kullanabilecektir.

Resul KURT
info@resulkurt.com
http://www.resulkurt.com

İzinden geç dönenler tazminatsız atılabilir!


Bir yıl çalıştıktan sonra yorulan ve tatil ihtiyacı olan işçilerin, dinlenerek çalışma istemini, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumaları, motivasyonlarını ve iş verimliliğini artırmaları amacıyla yıllık ücretli izin kullandırılıyor. Ancak izinden geç dönenler tazminatsız işten atılabiliyor. Aman dikkat!
İzinden geç dönenler tazminatsız atılabilir!

Resul KURT
info@resulkurt.com

Bir yıl çalıştıktan sonra yorulan ve tatil ihtiyacı olan işçilerin, dinlenerek çalışma istemini, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumaları, motivasyonlarını ve iş verimliliğini artırmaları amacıyla yıllık ücretli izin kullandırılıyor. Ancak izinden geç dönenler tazminatsız işten atılabiliyor. Aman dikkat!
***

İzin için bir yılı doldurmak şart

İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilerden işyerine girdiği günden başlayarak, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olanlara işyerindeki kıdemlerine ve yaşlarına göre yıllık ücretli izin verilmektedir.

İşçinin işyerine giriş tarihinden itibaren deneme süresi de dahil olmak üzere, her çalışma yılını tamamlaması halinde o yıla ilişkin ücretli izne hak kazanır. Uygulamada çok sıkça rastlanıldığı üzere, bir yıldan az süre için orantılı olarak yıllık ücretli izin hakkı doğmaz. Yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılacaktır.

Ancak Deniz İş Kanunu’na tabi olan gemi adamlarında durum farklı olup, gemi adamı aynı işveren emrinde veya aynı gemide bir takvim yılı içinde bir veya birkaç hizmet aktine dayanarak en az altı ay çalışmış olmaları halinde yıllık ücretli izine hak kazanmaktadır.
***
İzin süresi en az 14 gün
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;

a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,

b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,

c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, az olamayacaktır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.

Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmayacaktır. İşyerlerinde cumartesi günü çalışılıp çalışılmamasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Cumartesi günleri yıllık ücretli izinden düşülecektir.
***
Gemi adamlarının izni
İzin süresi, altı aydan bir yıla kadar hizmeti olan gemi adamları için 15 günden ve bir yıl ve daha fazla hizmeti olanlar için yılda bir aydan az olamaz. İzin işverenin uygun göreceği bir zamanda kullanılır. Bu haktan feragat edilemez. Bir aylık izin, tarafların rızası ile aynı yıl içinde kullanılmak suretiyle ikiye bölünebilir. Gemi adamı, yıllık ücretli iznini yabancı bir memleket limanında veya hizmet aktinin yapılmış bulunduğu mahalden gayri bir yerde kullanmaya zorlanamaz.
***
İzinden geç dönme cezası
İş Kanunu’na göre, işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü işe gelmemesi, durumunda iş sözleşmesi bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilebiliyor.

Yıllık ücretli izinden geç dönen işçilerin, kabul edilebilir bir mazereti olmaması veya bunu belgeleyememesi halinde devamsız sayılarak gerekli kanuni işlem yapılabilir. İşçinin devamsızlık halinin bir iş günü olması halinde, sadece o günün ücreti ile hafta tatili ücretinin kesilmesi gerekir. Fakat devamsızlık halinin 2 iş günü veya daha fazla olması halinde İş Kanunu’nun 25/II-(g) bendi uyarınca, olayın öğrenildiği tarihten sonra 6 işgünü içinde işçi tazminatsız olarak işten çıkarılabilir. Ancak işverenlerin noterden gönderecekleri ihtarname ile işçinin haklı bir mazereti olup olmadığını araştırmaları ve işçinin bu konuya ilişkin yazılı savunmasını almaları gereklidir.

Ekip Çalışması ve İş yaşamında Sinerji


Sinerji, son yıllarda tüm dünyada sıkça kullanılmaya başlanılan bir kavramdır.

İkiden fazla kişinin bir araya gelerek çalışmaları sonucunda, tek tek oluşturacakları etkilerin toplamından daha fazlasını elde etmeleri anlamına gelen sinerji, değişen üretim ilkeleri ve tüketici tercihleri sonucu işletmelerde kullanılma gereksinimi doğurmaktadır. Bunun sonucu olarak da günümüzde, bireysel becerilerin yerini çalışan bireyler arasındaki karşılıklı bağımlılık duygusu almıştır. Artan rekabet, azalan kar ve çeşitlenen müşteri ihtiyaçlarıyla birlikte,iş dünyasının gündemine giren matriks yapılanma ya da başka bir deyişle yassılaşan yönetim anlayışı, yatay ilişkileri ve iletişimi gerektiriyor. Ama ne var ki sadece işletme yapılarını yassılaştırmak, yatay iletişimi etkin kılmaya tek başına yetmemektedir. Bu şekilde de ortaya sinerji kavramı çıkmıştır.
Sinerji kavramı berberinde yassılaşan yönetim anlayışını, iç müşteri kavramını ve ekip çalışmasını getirmiştir.
Günümüzde, iç müşteri kavramına önem vermeden ve iç müşterinin mutluluğunu sağlamadan, dış müşterini mutluluğunu sağlamak mümkün değildir. İç müşterinin mutluğu dışında, ekip çalışmasını sağlamak işletmenin verimliliği açısından zorunlu duruma gelmiştir.

Ekip çalışmasının tam olarak sağlanılabilmesi, çalışanların zihin haritalarına ait yapılanmalara bağlıdır.
Eğer ki şu tür yaklaşımlar, çalışanlar için gündeme gelebiliyorsa, burada ekip çalışmasından bahsetmek mümkün olamaz:

“Bu benim sorunum değil.”
“Bir de onların işiyle mi uğraşacağız!”
“Ben bu işin böyle olmayacağını söylemiştim.”
“Ben demedim mi?”
“Üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokma”
“Oylama yapalım.”
“Ben ne söylüyorsam onu yap, fazla soru sorma.”
“Esas iş bu.”

Bunun yanında bir ekip çalışmasında yüksek performans ve uyumun sağlanılabilmesi bireysel kaliteye, ekip kalitesine ve yönetim kalitesine bağlıdır.

Ekip çalışması için önem taşıyan diğer bir konu ise “ekip” kelimesi ile “takım” kelimesinin karıştırılmamasıdır. Çünkü bu iki kelimenin anlamları arsında büyük farklılıklar vardır. Bir takım içinde; bireyler arasında güven tam olarak yoktur ve rekabet vardır,görev tanımıyla sınırlı tavır ve tutumlar gözlenir, hedefler, gerçekçi sayılamayacak kadar yüksek konduğu için, çoğunlukla amaçlara ulaşılamaz ve grup üyeleri bulundukları ortamdan memnun değillerdir. Ama ekip çalışmasında; rol ve sorumluluklar açıktır, açıklık, dürüstlük ve güven duygusu hakimdir,
açık ve heyecan veren amaçlar söz konusudur ve ekip üyeleri, o grubun üyesi olmaktan mutluluk duyarlar.

Ekip Çalışmasına Yatkın Kişilerin Özellikleri

Parlak akademik özelliklere sahip birisi ya da CV’ si en parlak bir kişinin bir ekip çalışmasında mükemmel bir başarı sergilemesini beklemek pek mantıklı olmayacaktır.

Ekip çalışmasına yatkın insanlarda göze çarpan özellikler; yüksek duygusal enerji, hayata ve insanlara karşı olumlu bakış açısı (iyimserlik), yüksek iç motivasyon, işe bağlılık, değişime istek duyma ve başkalarını hesaba katan bir anlayışa sahip olmaktır.

Türk Kültürü Ekip Çalışmasına Ne Kadar Yatkın

İnsanlar, “siz bir ekipsiniz,” demekle, kendilerini bir ekip gibi hissetmezler. İyi bir ekip oluşturmanın iki temel şartı vardır: Birincisi profesyonel olmak, ikincisi olgun insan olmak. Bugün olgun olmak kavramı karşımıza duygusal zeka olarak çıkmaktadır. Duygusal olgunluk düzeyleri gelişmemiş insanların iyi ekip oluşturmaları beklenemez.
Türk toplumu ise genel olarak bu olgunluk düzeyine yaklaşabilen başka bir deyişle, ekip çalışmasına yakın bir kültüre sahiptir.

Türk kültürünün, ekip çalışmasını zorlaştıran özellikleri

Türk kültürünün ekip çalışmasını zorlaştıran yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
* Türk insanının profesyonel olmakta zorlandığı görülmektedir.
* Türk kültüründe uzlaşma anlayışı pek yerleşmemiştir.
* Belirsizliğe karşı düşük tolerans söz konusudur.
* Türk insanı körü körüne eleştirir ve eleştirdiği konu hakkında, ya çözüm önerme ya da kendine uyan
çözümler önerir.

Türk kültürünün, ekip çalışmasını kolaylaştıran özellikleri

* Türk kültüründe insanlar birbirini hesaba katar ve birbirlerine aldırırlar.
* Türk kültüründe birliktelik duygusu oldukça yüksektir.
* Türk kültüründe insanlar beden dilini Batı insanından daha iyi kullanırlar.

Ekip Çalışması Kimlerle Yapılır?

Ekip çalışmasında başarılı olabilecek insanların en belirgin özellikleri, olumlu ve yapıcı insan ilişkilerine
sahip olmalarıdır.
Sadece zekasına, mesleki bilgisi, beceri ve yeteneklerine güvenen ; olumlu ilişkiler kurmayı zaman kaybı ve gereksiz bir lüks olarak gören kişiler,mesleki nitelikleriyle hak ettikleri ölçüde geniş ufuklara yelken açamazlar. Böyle kişiler ile de muhakkak ki ekip çalışmasının oluşturulması beklenemez.
Şöyle bir benzetme yapacak olursak, kişi olarak zeki, mesleki olarak yetkin kişilerin kalitelerini beş puan;
olumlu insan ilişkilerini kuracak becerileri geliştirmeyi üç puan kabul edelim. Bu iki özelliğin birlikte yaratacağı sinerjik etki, on beş puan olacaktır.

Bu sinerjik etkiyi sağlamak için, ekip çalışmasını oluşturan kişilerin, olumlu insan ilişkilerine sahip olmayı önemseyen, hoşgörülü ve esnek olmayı bilen, yaptığı işi seven, sevdiği işi yapan insanlardan oluşması
en büyük etken olacaktır.

Heyecan Veren Ortak Bir Amaç

Başarılı bir çalışmayla bir projeyi hayata geçirecek olan ekibin, her şeyden önce bir misyonu, amaçları ve stratejisi olması gerekir.
Misyon; açık, ilham verici ve ekipte heyecan yaratıcı nitelikte olmalıdır. Amaçların ise net, basit, doğrudan ve ölçülebilir olması esastır.
Ekibin ortak bir amacı olmalı ve bu amaç ekip üyelerine heyecan vermelidir. Aynı şekilde etkin bir ekibin, ekip çalışmasının en önemli özelliklerinden biri de ekip içinde ortak değerler sisteminin varlığıdır.

Diğer Bölüme Bakmak

Her bölümün kendi çıkarlarını öne çıkardığı “silo” veya “kale” düzeni yönet,m anlayışı, hiyerarşik bir yönetim tarzına ihtiyaç gösterir. Bunun yanında, yatay ilişkilerin ağır bastığı yassılaşan anlayışı çerçevesinde,diğer bölümlerle olumlu ve sağlam ilişki kurmak, performans ve örgüt iklimi üstünde son derece önemli bir etkiye sahiptir.
Böyle bir sistemde bir yönetici, her şeyden önce kendi bölümündekilere örnek olmalıdır; özellikle de diğer bölümlerdeki kişileri gözleme ve onlar hakkında konuşmaktan kaçınma konusunda… Şunu da unutmamak gerekir ki, bir profesyonel kriz yaratmaz, krizi çözer.

EKİP ÇALIŞMASININ TEMELİ: GÜVEN DUYGUSU VE ÇATIŞMALARI UYGUN YOLLA ÇÖZMEK

İş Yerinde Güven Duygusu Yaratmak

Güven duygusu, sağlıklı bir ekip çalışmasının temelini oluşturur. Güven duygusunun yokluğu, çalışma ortamında ilişkileri, verimliliği ve herkesin sağlığını bir kanser tümörü gibi kemirir. Başka insanlara beslenecek olan güven duygusunun temelinde, kendine güven yatar. Kendine güvenmeyen insan başkalarına da güvenemez. Güven duygusunun üç boyutu vardır:
1. Kendine güven duymak.
2. Güvenilir olmak.
3. Başkalarına güven duymak.
Bu üç madde sırasıyla, bir ekip içinde, kişiler üzerinde sağlanması gereken koşullar olarak da görülebilir.
Trust in The Balance adlı kitabında R. B. Shaw şirketlerde güven duygusunun temel taşları olarak şunları belirtmiştir:
· Sonuçlar: Sözlerini tutan ve beklentilerimizi karşılayan insanlar, bizim gözümüzde güvenilir olur.
· Bütünlük: Davranışlarını önceden kestirebileceğimiz, dürüst, ahlaki değerlerle yaşadığını bildiğimiz insanlara daha çok güveniriz.
· İlgi: Başka birinin bizim duygularımızı, ihtiyaçlarımızı hesaba kattığı ve ilgilendiğini fark edersek,ona güven duyarız.

İş ve Aile Yaşamında Başarının Anahtarı:

EQ (Duygusal Zeka)

EQ, duygusal zeka, kişini görünen bütün davranışlarını yönlendiren ihtiyaç, dürtü ve gerçek değerlerini temsil etmekte ve insanlarla olan ilişkilerinin ve iş yaşamındaki başarısının belirleyicisi olmaktadır.
Duygusal zekanın (olgunluğun) göstergelerinden bazıları şunlardır:
· Kendi beden dilini kontrol edebilmek, başkalarının beden diline duyarlı olmak,
· Empati göstermek,
· Uzlaşmaya dayalı sinerjik ilişki kurmak,
· İyimserlik,
· Yüksek duygusal enerji,
· Kendini yönlendirebilmek,
· Olumsuz duygularla başa çıkmak,
· Stresle başa çıkmak,
· Kararlılık…

Duygusal Zeka (olgunluk) nedir?

Zekanın derecesini değiştirmek mümkün değildir. Oysa, duygusal olgunluğun geliştirilmesi mümkündür.
Duygusal zeka esas olarak iki yetkinliğin bileşkesidir, bu yetkinliklerden birincisi kişisel yetkinlik, ikincisi sosyal yetkinlik’ tir.

Kişisel yetkinlikler alanında üç temel niteliğe dikkat çekmek gerekir:
1. Kendiyle ilgili farkındalık: kişinin kendi iç dünyasını tanıması, tercihlerini yapabilmesi, sahip olduğu kaynakların ve gücün farkında olması.
2. Kendini yönetme: kişinin sahip olduğu dürtüleri, istekleri kontrol etmesi ve yönlendirmesi.
3. Motivasyon: kişinin amaçlarına ulaşmak için duygularını yönlendirebilmesi.
Sosyal etkinlikler alanındaise iki temel nitelik önemlidir:

1. Empati: kişinin başka insanların duygularını, ihtiyaçlarını ve kaygılarını anlayabilmesi.
2. Sosyal beceriler: kişinin, başka insanların davranışlarını kendi doğrultusunda yönlendirebilmesi.

Bu özellikler,işletme literatüründe yumuşak beceriler (soft skills); planlama, karar verme organize etme gibi beceriler ise sert beceriler (hard skills) olarak tanımlanır.

Olumsuz Duyguların Kontrolü

Duygusal açıdan olgun bir insanın, aşağıda sıralanana olumsuz duygularla başa çıkması beklenir:
· Kızgınlık,
· Korku,Kaygı.
· Üzüntü, depresyon.
Bu üç olumsuz duygunun;
· Doğru zamanda,
· Doğru kişiye,
· Doğru biçimde,
· Doğru gerekçeyle ve
· Doğru düzeyde
İfade edilmesi esastır.çünkü insan ilişkilerinde haklı olmak değil, haklı kalabilmek önemlidir.
Şirketlerin Duygusal Zekası

1990’ lı yılların başında, öğrenen organizasyon’ lardan söz edilmeye başlanmasıyla birlikte, işletmelerin akıllı organizasyonlar olarak görülmesi, bir dönüm noktası’ ydı. Çünkü, işletmenin aklı olduğu kabul ediliyorsa, duyguları da olduğunu kabul etmeye çok yaklaşılmış oluyordu.
Demek ki işletme, dış dünyayı nasıl öğrenebiliyorsa, kendi iç dünyasını da öğrenebilirdi.

Ekip Çalışmasının Zorlukları

Moda bir kavram olarak ekip çalışması, bütün sorunların çözümü olarak algılanmaktadır Ekip çalışmasının temeli güven duygusudur. Bir ekibin gerçek bir ekip olması, herkesin birbirinin ipiyle kuyuya inmesiyle mümkün olur.
Bir başkasına onun ipiyle kuyuya inebilecek kadar güven duymak üç temel özelliğe bağlıdır: birincisi, o kişinin hayata karşı olan genel güven eğilimine; ikincisi, gücüne (bilgisine, ehliyetine); üçüncüsü de ahlakına, etik değerlerine inancımız.

Ekip çalışmasının sonuç vermediği durumlar

Ekiplerin başarısızlık nedenleri üzerinde yapılan araştırmalar, ekibi oluştururken yapılan bazı hataları ekip çalışmasından beklenenlerin elde edilmemesine yol açtığını ortaya koymuştur.bu etmenler:
Ekip içinde uyuma fazla önem verilmesi

Çok fazla anlaşmazlık ve çatışma

Bireyselliğe çok fazla önem verilmesi

Yetersizlik duygusu

Toplantılarda kaybedilen zaman

Ekipleri, tüm sorunların çözümü olarak görmektir.

ALINTIDIR…