VEFA YOK, AHDE HÜRMET HİÇ


Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY der ki; “ Vefa yok, ahde hürmet hiç.  Emanet lafzı bi medlul. Yalan rayiç, hıyanet, mültezim her yerde, hak meçhul!”

Vefanın gerçekten hiç olmadığı ahde hürmet diye bir kavramın unutulduğu, emanete hıyanetin normal sayıldığı, çıkara aracılık yapanların ve hakkı yok sayanların bu kadar arttığı bir zamanda ahde vefayı aramak zorlaştı. Bende sık sık ahde vefa diyerek yazıp, hatırlamaya ve hatırlatmaya çalışıyorum. Aslında ahde vefa sözünde durmak manasında ama biz bunu zamanla yapılan iyiliğe, verilen emeğe, değere, sevgiye hürmet göstermek, inkâr etmeme manasını yükledik.

Ahde vefa; yani sözünde durmak, yaptığı anlaşmaya sadık kalmak, özünde ve sözünde doğru olmak. Sözünü çiğnememek, sadık kalmak, dürüst olmak. Yapılan iyiliği inkâr etmemek, verilen değeri yok saymamak, sevgiyi yok saymamak…

Bu yazının zamanlamasını önemli görüyorum. Birçok insanın kendini gözden geçirip, birçok konuda sorgulayacağı bir takvimdeyiz. İnsan ilişkilerinin bu kadar zayıfladığı ve insan sözünün bu kadar geçersiz olduğu bir zaman olmadı sanırım. Çevremiz yalanın, mevki, makamın esiri bir sürü insancıklarla doldu. Her gün birkaç defa yemin edip yeminini bozan, kefaretini ödemeyen vefa duygusundan mahrum bir sürü hasta ruhlu insanlarla doldu.  Bıktık her gün yemini bozan, verdiği sözü tutmayan, bir dediği, diğer dediğiyle çelişen insanlardan bıktık, usandık. Türlü, türlü iyilik görüp de, elinden, kolundan tutup, bir yerlere gelmesini sağlanan kimselerin vefasızlığını gördükçe, bildikçe, konuştukça deliler gibi oluyorum. Neredesiniz bir vefa uğruna harap olup, türap olup gidenler. Mertliği, yiğitliği vefayı, bütün, bütün unutmuş gönüllerimize, duygularımıza gelin doldurun ve doldurun da vefasızlardan olmayalım. İçtiği bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırını sayan vefalı insanlar neredesiniz?  Ahde vefanın imandan olduğunu bilen dost gönüllü insanlar neredesiniz?

Demem o ki ahde vefalı olmak lazım.

Söz namustur. Kişi namusunu korumada ne kadar titiz davranırsa, sözünü tutmak konusunda da o kadar titiz olmalıdır. Söz vermeden önce iyi düşünmeli, söz verdikten sonra yerine getirememe endişesiyle adeta titremelidir. Şahsiyeti oturmuş insanlar, söz ve sır konusunda her zaman hassas davranmışlardır. İnsan söz vermeli ama asla sözünde yalancı çıkmamalıdır. İnsanlar arası ilişkilerde güven unsurunun hâkim olması, ahde vefaya bağlıdır. Bu güven olmadan sıhhatli bir toplum hayatı mümkün değildir.

Bir diğer ifade ile vefa, yapılan iyilikleri unutmamak, aynıyla veya ziyadesiyle karşılık vermek, dostun cefasına katlanmak, hataları görmezden gelmektir. Toplumu ve aileyi ayakta tutan en önemli haslet, karşılıklı gösterilen vefa duygusudur. Anne-baba, eş, çocuklar, yakın-uzak akraba, hocalarımız, arkadaşlarımız ve benzeri üzerimizde hakları olan kişiler başta olmak üzere, birlikte yaşadığımız tüm insanlara karşı da vefakâr olmalıyız. Bu aynı zamanda kulluğumuzun da bir gereğidir.

“Bilesiniz, kıyamet günü ahdini tutmayan her vefasıza (vefasızlığın derecesine uygun) bir sancak (dikilecek). Bu falanın vefasızlığıdır denecek. (Böylece vefasızlığı teşhir edilecektir.) (Müslim)

Ahde Vefa (Sözünün Eri Olmak)

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler.

Derler ki: “Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.”

Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek: “Söyledikleri doğru mu diye sorar.

Suçlanan genç der ki: Evet doğru.

Bu söz üzerine Hz Ömer; anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki: “Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hısımla çıktı, atıma bir taş, attı ve atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir tas attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret” dedi.

Bu söz üzerine Hz Ömer: “Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin” dedi.

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak, “Efendim bir özrüm var” diyerek konuşmaya başladı.

– “Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkini zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum” der.

Hz. Ömer dayanamaz der ki: ”Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?”

Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki: “Bu zat benim yerime kalır.’”

O zat, Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As’ dan dan başkası değildir.

Hz. Ömer, Amr’a dönerek, “Ey Amr, delikanlıyı duydun” der.

O yüce sahabe ise “Evet, ben kefilim” der ve genç adam serbest bırakılır.

Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine’nin ileri gelenleri Hz. Ömer’e çıkarak genç’ in gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As’a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve ‘babamızın kani yerde kalsın istemiyoruz’ derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki: “Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim.”

Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki: “Biz de sözümün arkasındayız.”

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki: “Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?” Genç vakurla basını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan) “Ahde vefasızlık etti” demeyesiniz diye geldim der.

Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As’a der ki: “Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasıl oldu onun yerine kefil oldun”.

Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyken razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir, “Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. “İnsanlık öldü” dedirtmemek için kabul ettim” der.

Sıra gençlere gelir, derler ki: “’Biz bu davadan vazgeçiyoruz.”

Bu sözün üzerine Hz Ömer: “Ne oldu, biraz evvel” babamızın kani yerde kalmasın” diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz?’ der.

Gençlerin cevabi da dehşetlidir: “Merhametli insan kalmadı” demeyesiniz diye…

VEFAEkrem ÖZTÜRK

Anne – Baba ve Eğitimciler İçin Tavsiye Edilen 35 Film


Uzun süredir anne-babalar, eğitimciler ve çocukla çalışanlar için tavsiye edilebilecek filmler üzerinde çalışan Pedagoji derneği tavsiye filmler listesini yayımladı. Yapılan açıklamada: “Bazen bir film, bir kitap kadar farkındalık kazandırabiliyor. Hayata bakış açımıza katkı sunabiliyor. Bu nedenle eğitici özelliği olan birçok filmi değerlendirdik ve bu listeyi hazırladık. Bu çalışma ile amacımız anne-babalara ve eğitimcilere çocuk konusunda yeni farkındalıklar sağlamaktır.”

anne-baba-ve-egitimciler-icin-tavsiye-filmler

Seçtiğimiz filmlerin çocuğa bakan bir tarafı mutlaka var. Bazı filmler çocuk dünyasını tanımamızı sağlıyor. Bazıları ise anne-baba-çocuk ilişkisini dikkat çekici şekilde vurguluyor. Bir kısım filmler modern eğitim sistemine, çocuk eğitim tarzımıza yönelik anlamlı eleştiriler getiriyor. Bir kısmında da küçümsediğimiz çocukların tarihte nice güzel işler yaptığına tanıklık ediyoruz.” denildi.

Pedagoji Derneği, film izleyicilerinin şu konularda dikkatli olmasını öneriyor:

  • Bu filmler yetişkinlerin izleyebileceği filmlerdir, çocuklarla birlikte izlenecek filmler değildir. Bu nedenle, yetişkinlerin filmleri izlerken yanlarında çocuk olmamasına özen göstermeleri gerekmektedir.
  • Filmler, teması açısından tavsiye edilmiştir. Tavsiye edilen filmlerin içinde ahlaki değerlerimiz ve kendi kültürümüzle çelişen sahneler olabilir. Filmi tavsiye etmemiz tüm sahneleri, replikleri ve görüntüleri onayladığımız anlamına gelmemektedir.
  • Filmler alfabetik olarak sıralanmıştır. Bir filmin diğerine üstünlüğünü belirlemeye yönelik herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
  • Listemizde yer alan filmler derneğimizin ulaştığı ve değerlendirmeye aldığı filmlerdir. Bu filmlerin dışında çocuk dünyasına ışık tutan daha güzel filmler de olabilir. Bu listenin dışındaki önerileriniz listemizin zamanla daha da zenginleşmesini sağlayacaktır. Önerilerinizi bilgi@pedagojidernegi.com adresinden bize ulaştırabilirsiniz.

120
120

2008 yapımı Türk savaş filmi. Yönetmenliğini, senaryo ve yapımcılığını üstlenen ise Özhan Eren’dir. Çekimleri Van’da ve Safranbolu’da yapılmıştır.


40300-wallpaper-of-the-movie-3-idiots.jpg
3 Aptal – 3 Idiots

Film Hindistan’ın en iyi mühendislik okulundaki üç arkadaşın dostluklarını ve hayatını anlatırken eğitim sistemini eleştirmektedir. Hindistan’da tüm zamanların en yüksek gişe rekoru ve hasılat yapan filmidir.


Arada-Kalan-What-Maisie-Knew-Film-Afişi-
Arada Kalan – What Maisie Knew

Filmde, altı yaşındaki Maisie, yaşı geçkin rock yıldızı annesi Susanna ile karizmatik ancak ilgisiz sanat simsarı babası Beale´in tatsız boşanmasının sarsıntılarıyla boğuşmaktadır. Maisie, boşanmanın ardından anne ve babasının yeni eşleriyle de tanışır. Ancak, eşlerinin ne kadar bencil ve sorunlu olduğunu fark edip birbirlerine âşık olan üvey ebeveyniyle yakınlaşınca durum iyice çetrefilleşir.


pedar
Baba – Pedar

Çalışmak için ailesinden ayrılan, döndüğünde de annesini başka bir adamla evli gören ve bu durumu kabullenemeyen çocukla üvey babası arasındaki ilişkiyi anlatan oldukça etkileyici bir yapım.


babam_ve_oglum

Babam ve Oğlum

Ege’deki çiftlikten gazetecilik okumak için ayrılan Sadık’ın, yıllar sonra oğluyla beraber yeniden çiftliğe dönüşünün, 12 Eylül Darbesi arka planında aktarıldığı film ülkemizde önemli gişe başarısı yakalamıştır.


baran123
Baran

17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran’daki bir inşaatta ameledir. Aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif’in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmat çalışmaya başlar. Kalabalık ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif’in kantindeki işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmat’a karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla büyük bir aşka dönüşecektir.


Bes-Vakit
Beş Vakit

Beş Vakit, Reha Erdem’in yazıp yönettiği, çekimleri Çanakkale’nin Kozlu Köyü’nde yapılmış 2006 yapımı film.


beyaz balon
Beyaz Balon

Yedi yaşındaki Razieh adlı kız çocuğu, İran’da büyük bir kutlamanın yapıldığı bir günde, annesinden aldığı para ile bir akvaryum balığı almak için yola çıkar. Küçük kız ilk kez ailesinin gözetimi olmadan sokağa çıkmaktadır, üstelik çok önem verdiği bir iş için.


benim adım sam
Benim Adım Sam – I Am Sam

Sam Dawson, kızı ile mutlu bir şekilde yaşayan ve Beatles’a büyük hayranlık besleyen bir adamdır. Genç adamın zeka düzeyinin 7 yaşında bir çocuğunkine eş durumda olması onları çok fazla rahatsız etmez. Kızı 7 yaşına geldiğinde ise onun için asıl sorunlar başlar. Artık kızı ondan çok daha ileri bir düzeye gelmektedir ve Sam ona pek fazla yardım edememektedir. Hükümet görevlileri kızı Sam’in yanından alırlar.


Tim-Burton-Big-Fish
Büyük Balık – Big Fish

William, babası amansız bir hastalık nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, evine geri döner. Babasını yakından tanımak için, renkli bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar. Babasının, gençliğinde gezgin bir satıcıyken yaşadıkları bir bulmacanın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını en masalsı yönüyle zaferleri ve zaaflarıyla ortaya çıkaracaktır.


cennetin-rengi
Cennetin Rengi – Color of Paradise

Cennetin Rengi 1999 İran yapımı dramatik filmdir. Özgün ismi Allah’ın Rengi anlamına gelmektedir. Majid Majidi’nin senaryosu yazıp yönettiği filmin önemli rollerinde Hossein Mahjoub, Mohsen Ramezani ve Salameh Feyzi oynamışlardır. Film, çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalışan görme engelli küçük bir çocuğun dünyasını masalsı bir üslupla anlatır.


Children-of-Heaven-cennetin-çocukları
Cennetin Çocukları – Children of Heaven

Cennetin Çocukları 1997 İran yapımı dramatik filmdir. “Cennetin Çocukları” İranlı yönetmen Majid Majidi’nin ABD’de gişe rekorları kırmış olan Cennetin Rengi (1999) filminden bir önceki filmidir. Çekimleri İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirilen bu düşük bütçeli film sadece 180.000 dolara mal olmuştu.


charlienin çikolata fabrikası
Charlie’nin Çikolata Fabrikası

Charlie’nin Çikolata Fabrikası, İngiliz yazar Roald Dahl tarafından yazılan 1964 yılı çocuk kitabı. Hikaye çikolatacı Willy Wonka’nın çikolata fabrikası içinde Küçük Charlie Bucket’ın maceralarını anlatıyor.


cinderella man
Cinderella Man

Cinderella Man lakabıyla tanınan ünlü boksör James J. Braddock’un gerçek yaşam öyküsüne dayanan film, Braddock ve ailesinin ABD’deki Büyük Ekonomik Kriz yıllarında yaşadıkları sıkıntılı yılları ve verdikleri büyük yaşam mücadelesini konu ediniyor.


Dedemin-İnsanları-21
Dedemin İnsanları

DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakacaksınız.


elma sib
Elma – Sib

Daha 17 yaşında ilk yönetmenlik deneyimini “Elma” filmi ile yaşayan Makhmalbaf, 1998 Cannes Film Festivali’ne katılan en genç yönetmen oldu. Film, Tahran’daki fakir bir mahallede kız çocuklarının yaşadıklarını naïf bir dille anlatılmaktadır.


Gilbert
Glibert’ın Hayalleri – Whats Eating Gilbert Grape

Gilbert’in Hayalleri1993 ABD yapımı dramatik filmdir. Filmi Lasse Hallström yönetmiş, başrollerinde Johnny Depp, Juliette Lewis ve Leonardo DiCaprio oynamıştır. Film Peter Hedges’in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır. Manor, Texas’da çekilen filmin müziklerini ise Alan Parker yapmıştır. Bu film ile Leonardo DiCaprio ilk oscar adaylığını kazanmıştır. Di Caprio 19 yaş 90 günlük iken En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı’na aday gösterildi.


hatchiko
Haçiko – Hachiko

Bir profesör ile bir köpek arasındaki müthiş dostluğu konu edinen. 1987 yılında Hachiko Monogatari isimli Japon filmine konu olan gerçek olaylar bu defa Stephen P. Lindsay tarafından senaryolaştırılmıştır.


hayat güzeldir

Hayat Güzeldir – La Vita è Bella

II. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğlu ile birlikte Yahudi kamplarına götürülen Yahudi bir babanın ve peşinden giden İtalyan bir annenin, çocuğunu korumak için yaptığı sayısız özveriyi anlatıyor. Film 1998 Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’ü kazandı. 1999’da 7 dalda Oscar’a aday olan film, en iyi yabancı film, en iyi erkek oyuncu ve en iyi müzik dallarında bu ödülü kazandı.


taare-zameen-par-180891
Her Çocuk Özeldir – Taare Zameen Par

Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan Ishaan çevresi ve ailesi tarafından tembel geri zekalı muamelesi görür. Çalışmayı öğrenebilmesi için yatılı okula verildikten sonra tanıştığı resim öğretmeni ile değişen hayatı ve başarısını anlatan bir film. Ishaan derslerinde başarısız, yaptığı işlerin çoğunda tutarsız bir çocuktur, yazı yazmayı ve okumayı 3.sınıfta olmasına rağmen öğrenememiştir, kitabı her açtığında kelimeler sanki dans ediyor gibi gelir ona. Bu başarısızlığın sonucunda içine kapanık ve karamsar bir ruh haline bürünür, mutluluğu ve özgürlüğü insanlardan uzaklaşmakta bulur. Annesinin ilgisine karşın babasının katı tutumu Ishaan’ın zihinsel dünyasında gidiş gelişler yaşamasına sebep olur. Tam her şeyden ümidini kesmişken resim öğretmeni Ishaan’ın hayatını tam anlamıyla değiştirir.


kaplumbagalar-da-ucar-film-636x294
Kaplumbağalar da Uçar

ABD işgalinden sonra Irak-Türkiye sınırındaki Kürt Mülteci kampında mayın toplayarak hayatlarını sürdürmeye çalışan çocukları anlatan film.


karpuz-kabugundan-gemiler-yapmak

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak

Biri karpuzcunun, diğeri berberin yanında çırak olarak çalışan iki çocuğun köylerinde film oynatmak için verdiği mücadeleyi anlatan film, Naif, hüzünlü ama umut dolu, sıcak bir işlenişe sahip: Recep ve Mehmet sinemaya delicesine tutkundur. Gündüzleri kasabada çalışıp, geceleri köydeki evlerinin ahırında bir yandan derme – çatma bir film projeksiyon makinası yapmaya çalışırken, diğer yandan da hayatlarını tümden değiştirecek olan rejisörlük hayalleri kurmaktadırlar. İşin içine Recep’in kendisinden yaşça büyük olan Nihal’e aşkı da karışınca, hayatlarında derin izler bırakan unutulmaz bir yaz mevsimi yaşarlar.


kiz-kardesim-mommo_6000429
Kız Kardeşim Mommo

Dokuz yaşında bir çocuk; hem ağabey, hem baba, hem anne, hem de bir bilge olabilir mi?
Ayşe için olur. Ve hatta hiçbir şeyden korkmayan bir ağabeydir o. Annesiz iki çocuğun içinizi ısıtacak, kimi zaman gözünüzü yaşartacak öyküsü. Hem de gerçek. Yalın bir dille köyü, köyün insanlarını, kardeşlerin ilişkini anlatan film, sürpriz bir finalle bitiyor.


konus-benimle-
Konuş Benimle – Speak

Lise öğrencisi Melinda Sordino’nun trajik öyküsü çevresinde gelişen filmde olaylar onun yeni bir sınıfa başlamasıyla gelişiyor. Zaman zaman olan geçmişinden kesitlerde üst sınıflardan bir öğrencinin tecavüzüne uğraması ile nasıl bir karakter değişimine uğradığı vurgulanıyor. Eskiden neşeli ve başarılı bir öğrenci olan Melinda’nın çöküşü, arkadaşları, öğretmenleri ve ailesiyle olan ilişkiler planında gözler önüne seriliyor.


my-sisters-keeper-1024

Kız Kardeşimin Hikayesi – My Sisters Keeper

Fitzgerald çifti bir gün acı gerçeği öğrenir. Sara ve Brian Fitzgerald’a verilen kederli haber kızları Kate’in lösemi olduğunun bilgisidir. Çocuklarının sadece bir kaç yıl ömrünün kaldığı gerçeği çifti allak bullak etmiştir. Bunun üzerine çift Kate’e donör olması için Anna adında bir bebek sahibi daha olmaya karar verirler. İlk yaptıkları şey Anna’nın göbek bağından alınan kanı kullanmak olur. Yıllar geçtikten sonra artık Anna’dan Kate’e kemik iliği nakli yapılması gerekmektedir. 11 yaşındaysa, Kate’in böbrek nakline de ihtiyacı vardır. Bu olanların üzerine Anna, ailesinin onu bu amaçla kullanmasından dolayı onlara dava açar. Bu karar tüm aileyi parçalamıştır, çünkü Kate’e böbrek nakli yapılmazsa ölecektir.


koro
Koro – Les Choristes

Kötü yönetilen bir yatılı okula yeni atanan müzik öğretmeninin, buradaki sorunlu öğrencilerin yaşamlarını müziği kullanarak etkilemesi anlatılmaktadır.


kramervskramer
Kramer Kramer’e Karşı – Kramer vs Kramer

Joanna Kramer bir çocuk sahibi bir kadındır. Eşi Ted’den kendini bulma arayışını sebep göstererek ayrılmıştır. Ted büyük bir reklam ajansında ve büyük bir projenin üstünde çalışmakta iken Joanna’nın ayrılığı ile sarsılmıştır. Ayrıca oğulları Bill’in sorumluluğu da onun üstüne kalmıştır. Ted’in komşusu Margaret ona yardımcı olmaya çalışırken o da bir yandan Joanna’nın ayrılmasına neyin sebep olduğunu düşünmektedir. Bu arada Ted Bill’in gelişimi nedeni ile iş kariyerini de ikinci plana itmiştir.

Bir süre sonra Joanna mahkemeye başvurur ve Bill’in vesayetini üzerine alır. Ancak Bill mutlu değildir ve Ted’in de onlarla birlikte olmasını istemektedir.


lorenzo'nun yağı
Lorenzo’nun Yağı – Lorenzo’s Oil

Lorenzo’nun Yağı 1992 yapımı bir dram filmi olup, George Miller tarafından yönetilmiştir. Yaşanmış bir öyküden alınan film; Augusto Odone ve Michaela Odone adlı anne babanın, amansız bir hastalık olan ADL’ye (adrenolökodistrofi) yakalanan oğulları Lorenzo Odone’yi ölümden kurtarma çabalarını anlatır.


black
Siyah – Black

Black azmin tanımını eksiksiz yapan bir film. 2005 Hindistan yapımı bu filmde genç bir kızın, hiç de adil olmayan bir şekilde başlayan hayatını kararlılığı ve çabalarıyla nasıl değiştirdiğine tanık olacaksınız. Helena Keller’ın hikayasinden esinlenerek yapılmış bu filmi izlemeden önce ufak da bir tavsiye: Mendillerinizi yanınızda hazır bulundurun.


 5.0.2
Ölü Ozanlar Derneği

50’lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve Ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating’in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.


Sarhos-Atlar-Zamani-7
Sarhoş Atlar Zamanı

İranlı bir Kürt ailesinin fertleri, babalarının ölümünden sonra zor şartlar altında hayatlarını sürdürmektedir ki, kardeşlerden birinin acilen ameliyat olması gerektiği öğrenilir. Henüz 12 yaşındaki Eyüp, ailenin yeni lideri olarak güç bir durumda kalmıştır. Film, adını sözkonusu coğrafyanın zor şarlarına has ilginç bir yöntemden; ayakta kalmaları için alkol verilen atlardan alıyor.


serçelerin-şarkısı
Serçelerin Şarkısı

Karim, Tahran’ın dışındaki bir devekuşu çiftliğinde çalışmaktadır. Küçük evinde ailesi ile sade ve mutlu bir hayat sürmekteyken bir gün devekuşlarından biri kaçar. Karim bundan sorumlu tutulur ve çiftlikten kovulur. Kısa bir süre sonra, büyük kızının işitme cihazını tamir ettirmek için şehre iner, ama motosikletli taksi sürücüsü olduğu sanılır. Karim böylece yeni mesleğine başlamış olur; sıkışık trafiğin içinde insan ve yük taşır. Ancak her gün uğraştığı insanlar ve malzemeler Karim’in cömert ve dürüst karakterini değiştirmeye başlar ve karısı ile kızlarının mutsuzluğuna yol açar. Karim’in bir zamanlar o kadar el üstünde tuttuğu değerleri geri kazanmasını sağlamak en yakınlarına kalmıştır.


bridge-to-terabithia
Terabithia Köprüsü

Terabithia Köprüsü, Jess adındaki bir çocuğun sihirli hikayesini anlatıyor. Leslie okula gelene kadar Jess tüm koşu yarışmalarının birincisidir. Leslie’nin gelmesiyle yaşamında yeni bir dönem açılan Jess kısas sürede Leslie ile arkadaş olmayı başarır. İki çocuk, evlerinin arkasında bulunan ormanlıkta Terabithia adında devlerden, cücelerden ve sayısız efsanaevi yaratıklardan oluşan hayali bir krallık yaratırlar. Bu hayali krallık onlara gerçek dünyada zorluklarla nasıl savaşmaları gerektiğini öğretecektir…


THE PURSUIT OF HAPPYNESS

Umudunu Kaybetme – The Pursuit of Happyness

Chris Gardner maddi olarak ayakta kalmakta zorlanan ama buna rağmen son derece iyi niyetli ve çalışkan bir aile babasıdır. Karısı, artık içinde bulundukları duruma dayanamayıp evi terkedince oğlu Christopher ile yalnız kalırlar. Bu durumun yarattığı hayalkırıklığını ve zorlukları henüz atlatmamışken oturdukları evden de ev sahibi tarafından çıkartılırlar. Oğlu ile birlikte sokakta kalmasına ve tuvaletlerden düşkünler evine kadar çeşitli mekanlarda barınmaya çalışmasına rağmen Chris, oğlunun sevgisi ile ayakta kalmaya ve var gücü ile çalışmaya devam eder. Büyük bir sevgi ve mücadele öyküsünün anlatıldığı Umudunu Kaybetme, Will Smith ve gerçek hayatta da oğlu olan Jaden Smith’in etkileyici oyunculuklarına sahne oluyor.


uzun hikaye
Uzun Hikaye

Bulgar Ali küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali’yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire’yi ailesi ona vermeyince kaçıran Ali’nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur. Fakat geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, en basit eşitlik istediği kasabadan dahi bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir…

Eğitim mi?, Tecrübe mi?


Daha önceki bir tartışma konumuzda değinmiştim. İnsan Kaynakları (diğer bölümler) lisans mezunu genç arkadaşlarımızda Üniversite eğitimlerini eksik bulup, farklı kurs veya sertifika programları ile kendilerini geliştirip yada belge (diploma, katılım belgesi, sertifika) sayısını çoğaltıp iş arayışına girmelerini öneriyor yada istiyoruz.
Diğer yandan 50 yaşına gelmiş, 30 yıllık iş deneyimine ve tecrübesine sahip, referansları çok iyi olan bir insanada bitirdiği üniversiteyi, katıldığı kursları vs. soruyoruz.
Bu bir çelişki değilmidir?
Doğrusu ne olmalıdır?

ÖzgeCanla beraber içimiz yandı. Yüreklere ateş düştü. İnsanım diyen insanlığından utandı. Özgecanla ilgili haberlere ve paylaşımlara bakarken, bir baba olarak gözyaşlarına engel olmak mümkünmü ? Ya benim kızım olsaydı ? Empati yapıyorum ve çiğerimin yandığını hissediyorum. Hangi ana-baba bu vahşete dayanır ve duyarsız kalabilir.? Üzüntümü, duyduğum acıyı, hissettiğim öfkeyi, yaşadığım endişeleri yani içimden geçenleri yazacak kelimeleri bulamıyorum. Rabbim yakınlarına sabır versin. İnsanlara akıl versin. Her kadın bir yar, bir can, bir canan ve her kadın bir anne… Nasıl kıyılır? Aklım almıyor.. Toplum eğitilmeli ve ceza sistemi gözden geçirilmeli. Eden ettiğini bulmalıki, ibret olmalı. Peygamberimiz buyuruyor “Kadınlar size Allahın emanetidir.”


a

Söz Vermiştin Bana, Yanı Başında Kariyer Yapmama


10364008_880261328680592_7256531351100511074_n

Towers Watson danışmanlık şirketinin 26 ülkeden 32 bin çalışanla gerçekleştirdiği, “2014 Küresel Yetenek ve Ödül Yönetimi” adlı çalışmanın en önemli bulgusu : Çalışanların beklentileri ile işverenlerin vaatlerinin birbiriyle örtüşmediği.

Araştırmanın sonucunda ; Türkiye’deki çalışanların en çok iş güvencesi, kariyer fırsatları ve emeklilik haklarını önemsediğini ; işverenlerin ise çalışan ararken, kariyer fırsatları ile kurumlarının saygınlığını ön plana çıkardığını tespit etmişler.

Beklentilerin örtüşebilmesi için şirketlerin geçirmesi gereken evrim süreci konunun bir tarafı. Konunun diğer tarafı ise  “söz vermek, vaatte bulunmakla” ilgili . Henüz çalışan ararken işverenin ön plana çıkardığı konular, yani vaat ettiği kariyer fırsatları ve kurumun saygınlığı, uygulamada ne kadarıyla gerçek?

İşe alım sürecinde ; kurum abartılıyor, kariyer ve eğitim fırsatlarından sıkça bahsediliyor, adayı kaçırmamak için pek çok  “taktiksel” taklalar atılıyor atılmasına da, aday çalışan olarak bünyeye dahil edildiğinde maalesef aynı hassasiyet gösterilmeyebiliyor.

Vaat ettikleriyle uygulamaları örtüşen şirketleri bir kenara koyuyorum, örtüşmemesi durumunda ve çalışan bu duruma  itiraz ettiğinde, işe alım…

View original post 201 kelime daha

PROFESYONEL İŞE ALIMCILAR CV NİZİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?


CansNet

impression

CV niz kişisel bir ürün. Sizi, deneyim ve tecrübelerinizi yansıtmak üzere tasarlanmış, iş dünyasının kabülü, iş dünyasında oluşabilecek kariyer fırsatların değerlendirilebilmesi için hazırlanan, iş görüşmelerine davet aldıran, sizin kişisel pazarlamanızı ve konumlandırmanız ile kurumsal dünya için markalaşmanızı destekleyen özel kurumsal bir araç.

Yeni trend CV lerin profesyoneller tarafından hazırlanması. Bence yanlış bir bakış açısı değil. Doğru bir bakış açısı. Eğer kendiniz hazırlayamıyorsanız, kayboluyorsanız, zor geliyor ise, İngilizceye sizi doğru temsil edebilecek kelimeler ile hakim değilseniz, yaptığınız işler size sıradan görünüyorsa, öne çıkartacağınız özellikler konusunda emin olamıyorsanız, evet CV hazırlamak zor, kimileri için de işkence bir süreç. O zaman başkasının sizin adınıza bu çalışmayı sizin ile yapıyor olması doğrudur. CV nizi ister siz ister başkası sizin adınıza hazırlıyor olsa dahi CV niz bir değerlendiricinin eline geçtiğinde bir süzgeçten geçiyor.

Çoğu işe alım profesyoneli daha doğrusu İşe alım konusunda gerçek ve profesyonel zihniyette çalışan kişiler bir CV ‘yi incelerken 4 perspektiften CV…

View original post 1.023 kelime daha

Cv’nin Felsefesi


ik, eğitim ve oyunlaştırma

akademi34,5

Dün, blogger arkadaşım Nigar Atay‘ın “Esrarengiz CV” isimli yazısını okudum. Beğendim ve düşüncelerimi eklemek için altına yorum olarak yazacakken bir anda o kelimeler kar tanesine dönüştü. O kar taneleri birikti ve önce kar topu, sonrasında da bir çığ oldu. Ben de bu büyüklükte bir yorumu yayınlamak yerine yazı şeklinde yayınlamayı tercih ettim =)

cv Çalışan bir insana, klavyesinden gülümser CV

 Konumuz CV

Cv de ne demek? diye dert yanarken, şu anda çalışan kesimin yüzde 80’inin (baby boomer ve x kuşağının bir kısmının cv ye gerek olmadan işe giriş yaptığını düşünerek) hayatında bir kez dahi olsa karşılaştığı hadisedir. İşyerinden Curriculum Vitae yani Özgeçmiş istenir. Fakat bu, kitap arkasındaki yazarın özgeçmişi gibi olanlardan değil. Daha profesyonel olarak tabir edilen, yetkinlik ve seviyelerinizi belirttiğiniz bir bilgilendirme yazısıdır.

İçeriğinde kişisel iletişim bilgilerinden, İş deneyimleri ve hatta yetkinliklere kadar pek çok ibareyi barındırır. Genellikle 1 sayfalık olan temel cv ler, bazen sayfalarca düzenlenmiş olabilir.

View original post 370 kelime daha

Hareket, Hareket, Hareket….


yaz-gi

page_osman-muftuoglu-kosma-yuru-kosarsan-yaslanirsin_015663736Osman Müftüoğlu’nun HASTASIYIM.Yani sürekli takipçisiyim.Her yazdığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz en iyisi sitesinden ya da Hürriyet gazetesinden benim gibi her gün okuyun göz gezdirin, başlıklara bakın. Benden söylemesi.Bugün Hürriyet’de yayınlanan yazısını paylaşıyorum,sonra da hemen biraz daha yürümeye gidiyorum. Sevgiler, sevgiler…

HAREKETSİZLİK Mİ, KİLO MU?

Altmışlı yaşlara yeni “merhaba” diyen dostum “geçen hafta yaptırdığım kan analizleri mükemmel neticeler verdi” deyip sandalyesine keyifle yaslandı, ardından da ekledi. “3-5 kilo fazlam var ama ciddiye almıyorum. Yalnızca tahlillerim değil, fonksiyonel testlerimin sonuçları da mükemmel. Kalbime efor testi yapan kardiyolog da, denge ve bellek fonksiyonlarımı inceleyen nörolog da beni iyi buldular”. Ardından da şu soruyu ekledi, “hareketsizlik mi, fazla kilo mu daha tehlikeli?”

Önce şu bilginin altını kalınca çizelim: HAREKETSİZLİK yapılabilecek en büyük hatadır. Bedenimiz sadece eklem ve kemikleri için değil, her hücre, doku, organ ve sistemleri için de hareket etmek zorundadır. Hareket etmeyen beden yaşı ne olursa olsun sorun çıkarır. Bunu kanıtlayan çok…

View original post 830 kelime daha

İk, İk. Söyle Bana…


Türker Okay

Her İK’cıya “Sen bilirsin….” girizgahı ile sorulan birkaç soruyu siz sevimli İK’cılar ve onların zaman katili arkadaşları için cevaplandırdım. Cevabını merak ettiğiniz diğer soruları yorum bölümüne ekleyebilirsiniz?

İnsanla Uğraşmak Zor Değil Mi?

11Aslında baktığınızda iş hayatının her noktasında insan olduğundan dolayı benzer zorlukları yaşıyoruz. İK’cıların diğer beyaz yakalılardan ayrıldığı nokta, İK’nın insan ile ilgili sorun ne olursa olsun göğüslemek ve çözmek zorundadır. Diğer bölümlerde çalışanlar sorunlarını yöneticilerine anlatırlar ve çözüm ararlar. Çözümü bulunmayan bütün sorunlar ise İK’ya yönlendirilir. Gerçekten İK’ya gönül verenler bu tür problemleri “insanla uğraşmak” yerine “insanla çözüm aramak” olarak algıladığından çözüme daha az zahmetle ulaşırlar.

Ofiste boş oturmak yerine ne yapıyorsunuz?

Sebebi nedir bilmiyorum ama İK çalışanlarının bütün gün ofiste boş boş oturduğunu düşününler var. Gürol Ağırbaş’ın bir sözünü İK’ya uyarlayarak bu soruyu cevaplarsak “İK’nın varlığını yokluğunda anlayabilirsiniz” diyebilirim.

Bana şu müdürün maaşını söyleyebilir misin?

Şirketin boyutuna ve organizasyon yapısına göre İK’cı bütün maaş bilgilerine erişemeyebilir. Bu…

View original post 427 kelime daha

Ocak 2015 AKTİF İK BLOG LİSTESİ


MÜHENDİSİN İK'SI

Ocak ayı 145 bloggerdan 70 blogger hem blogunda hem de sosyal medyada insan kaynaklarına dair paylaşımlarda bulundu. Listede yer alan tarihler, blogların yazım başlangıç tarihleridir.

OCAK AYI SONUCU->145 BLOGGERDAN 70 BLOGGER PAYLAŞIMLARDA BULUNDU  

Ahmet Eryılmazhttp://www.ahmeteryilmaz.com/Aralık 11
Ali Cevat Ünsalhttp://ikamatoru.com/Ağustos 13
Alper Yılmazhttp://guncelishukuku.com/Ağustos 11
Aydan Çağhttp://www.aydancag.comEylül 10
Aysun Özhttp://insanmuhendisiyiz.com/Kasım 13
Ayşe Kirmanhttp://yetisik.com/Şubat 14
Ayşegül Güngörhttp://www.kariyeryolum.comOcak 11
Aykut Günerhttp://www.aykutgunerr.blogspot.com.trEylül 14
Banu Çakarhttp://www.liderlikruhu.comEylül 11
Can Büyükalkanhttp://canbuyukalkan.comNisan 12
Canel Gürgenhttp://www.canelinakildefteri.comMayıs 13
Cansu Erdoğanhttp://morzeytinlik.wordpress.com/Nisan 12
Ceren Bandırmahttp://cerenbandirma.wordpress.com/Temmuz 13
Ceyda Anılhttp://www.ceydaanil.com/Aralık 12
Coco de Medinahttp://hrkronikleri.blogspot.com/Kasım 12
Çiğdem Özdemir Evrenhttp://www.cigdemozdemirevren.netAralık 11
Çisem Çalışkanhttp://www.cisemcaliskan.com/Haziran 14
Damla Bağhttp://www.kirmiziik.com/Kasım 14
Deniz Daverhttp://talentville.org/Aralık 09
Didem Dilekhttp://performanceforecast.wordpress.com/Ocak 14
Dilay Çetinkayahttp://dilaycetinkaya.com/Şubat 14
Dilek M. Görgüçhttp://kariyergundemi.blogspot.com.tr/Ekim 11
Duhan…

View original post 252 kelime daha

ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK


Zamanın değerini en iyi kim bilir sorusunun cevabını ölüme en yakın olanlar bilir demek en doğru cevap olur sanırım. Bir yarışmada hedefe ulaşmak için yarışanlar için bir kaç saniyenin bile ne kadar önemli olduğunu düşünürsek zamanın değerini daha iyi kavrayabiliriz. Filmlerde izleriz, patlamaya hazır bir saatli bombanın saniyelerin değerini ölçemeyiz. Buna benzer bir dolu örnek sayabiliriz.

Zamanın değeri bilmekle ilgili sürekli anlatılır ya, “bir yılın değerini öğrenmek istiyorsan, onu sınavda başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Bir ayın değerini öğrenmek istiyorsan, onu erken doğum yapmış bir anneye sor. Bir haftanın değerini öğrenmek istiyorsan, onu haftalık bir gazetenin editörüne sor. Bir saatin değerini öğrenmek istiyorsan, onu sevdiğini bekleyen bir aşığa sor. Bir dakikanın değerini öğrenmek istiyorsan, onu treni kaçıran birine sor. Bir saniyenin değerini öğrenmek istiyorsan, onu bir kazadan son anda kurtulmuş birine sor. Bir salisenin değerini öğrenmek istiyorsan, onu olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan bir sporcuya sor” diye.

Zaman insan yaşamının en önemli değeridir ve değeri korumak, kıymetini bilmek insana değer kazandırır. Hazır olun ya da olmayın, bir gün sona geleceksiniz. O gün geldiğinde Zenginliğiniz, hıncınız kininiz, öfkeleriniz, hayal kırıklarınız, umutlarınız, tutkularınız, planlarınız ve yapmak istediklerinizin hiçbir önemi kalmayacak. O halde yapmamız gereken, yaşam için bize sunulan zaman dilimini çok iyi kullanmaktır. Yaşamın her sürecinde zamanı çok iyi değerlendirmek ve fayda sağlayacak işler yapmaktır.

Zamanın değerini Büyük İskender’in son üç arzusu ile daha güzel anlatılabilir.

Ölümün eşiğinde, Büyük İskender komutanlarını çağırıp son üç arzusunu iletmiş.

  • Tabutu dönemin en iyi doktorlarınca taşınmalı.
  • Elde ettiği tüm zenginliğinin [altın, gümüş ve değerli taşlar] yol boyunca tabutu mezara gelene kadar serpiştirilmeli.
  • Elleri, herkesin görebileceği şekilde tabutun dışına sarkmalı.

Komutanlardan biri, şaşkın, nedenini sormuş.

Büyük İskender, açıklamış:

  • En ünlü doktorların taşımasını şu nedenle istiyorum: Herkes bilsin ki, Doktorlar ne kadar iyi olursa olsun, onlar bile ölümün karşısında çaresizdir.
  • Yerlere serpeceğiniz değerlerim de gösterecektir ki: Bu dünyada elde ettiğimiz zenginlik, bu dünyada kalır.
  • Ellerim tabutun dışında kalsın ki, herkes bilsin: Bizim için en değerli şey olan zamanımız tükenince, boş ellerle doğduğumuz gibi, boş ellerle de gideriz.

” ZAMAN” elimizdeki en büyük zenginliktir; çünkü sınırlıdır. Para kazanabiliriz, ama daha fazla zaman kazanamayız. Dolayısıyla, birine zaman ayırdığımızda, bir daha asla geri alamayacağımız zamanımızdan ayırmış oluruz. Zaman, hayatımızdır ve ÇOK DEĞERLİ bir hediyedir.

Bu hediyeyi ne zaman ve kime ayıracağını iyi hesapla, sana zaman ayıranın da sana ne denli değer verdiğini bil.!

 

İŞYERLERİNDE ÇATIŞMA 


is_yerinde_catismaAhi Evrani Veli’ nin “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir” sözünü okurken işyerlerinde rekabet ve bunun sonucunda ortaya çıkan işletmelerdeki çatışmalar aklıma geldi. Günümüzde daha da artan işyerlerindeki çatışma sorununa en güzel reçete sanırım bu güzel söz olur diye düşündüm.

İşyerlerindeki çatışma nedir?

İnsanlar işyerlerinde neden çatışır?

Yaşamının doğal bir gerçeği de olan insanların birbirleri ile uyumsuzlukların sonucunda yaşadıkları çatışmadır. Çatışma aile içinde ve ikili ilişkilerde olduğu gibi işletmelerde de olmaktadır. Her insanın istek, arzu, amaç ve değerleri farklıdır. İnsanlar bazen başkalarını bırakıp kendi iç dünyalarında kendileri ile de çatışacak nedenler üretebilirler. Kendi içinde bile çatışabilen insanın farklı duygu, düşünce ve davranışları olan diğer insanlar ile çatışması kaçınılmazdır.

Bence bu çatışma sorununun altında yatan en önemli gerçek, bir kişinin diğer kişinin önüne geçme çabasıdır. Bu çabayı verirken bazı çalışanların etik davranmaması, yani oyunu kuralına göre oynamaması çatışmayı daha da arttırmaktadır. İletişim bozuk, uyum yok, çekememezlik had safhada ise işyerinde çatışmanın olmaması mümkün değildir.

Yapılan araştırmalar son yıllarda işyerindeki çatışmalarda artış yaşandığını ortaya koyuyor. İşyerlerinde çatışmalar genellikle rekabetin getirdiği bir sonuç olarak ortaya çıkıyor. Birlikte yaşayan kişiler veya birimler, temel meseleler üzerinde anlaşamadıklarında veya hedefine giden yolun, bir başka kişi yada grup tarafından kesildiğini hissederse çatışma başlıyor.

Her çalışan bir üst pozisyonu kariyer hedefi olarak belirler ve bu hedefe ulaşmak için çaba gösterir. Bazen aynı pozisyon içerisindeki ise yüksek ücret, prim ve ikramiye gibi maddi getirilerde çatışmaya neden olarak ortaya çıkar.  Paylaşılamayan bir çalışma ofisi, büro malzemesi, lojman gibi işyerlerinin kaynaklarının paylaşılması da çatışmaya neden olabilir.

Çatışmanın bir diğer nedeni ise iletişimsizlik veya önyargıdan dolayı ortaya çıkan yanlış anlaşılmalardır. Kişilerin birbirlerinden hoşlanmamaları, rekabetten dolayı diğer kişiyi suçlama, hedef gösterme, yanlış tanıtma, kasıtlı olarak başarısız gösterme gibi durumlarda çatışma çıkarıyor.

Bazen güç farklılıkları da çatışmaya neden olabiliyor. Bir üst pozisyon alt çalışanına güç göstermesi ve baskı yapması da çatışma ortamının oluşmasını sağlar. Yönetim biçimi veya yöneticinin yetersizliği gibi nedenlerden ortaya çıkan belirsiz iş tanımları, çalışma koşullarının beğenilmemesi, stresli iş ortamı gibi etkenlerde çatışmanın bir başka nedenlerini oluşturur.

Sonuçta insan yaşamında çatışmalar kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bu çatışmalarda işletmelerde doğal olarak yaşanıyor. Bu işyerlerindeki çatışmalar, çalışanlarda verimlilik ve üretkenlikte azalmaya yol açtığını gibi çalışanlar arasında ciddi bir sorun oluşmasına neden oluyor. Bu sorunlar çalışanda gerginlik ve stres oluşturmakta bunun sonucunda da çalışanın motivasyon ve konsantrasyonu azalmasına neden olmaktadır. Eksik motivasyonlu ve sürekli çatışma halindeki çalışanlar ile işletmelerin hedeflerine ulaşması mümkün olmaz. Bu durumda yöneticilere önemli görevler düşmektedir. Yöneticiler çatışmayı önleyecek ortamları sağlamak zorundadırlar. Aksi halde işletmenin başarılı olması mümkün değildir.

Çalışanların performans değerlendirme, kariyer ve ücretlendirme gibi süreçler adil olmalı,

Çalışanlar ve gruplar arasında ayrımcılığa neden olacak uygulamalar yapılmamalı,

Takım çalışması teşvik edilerek, çalışanlar ortak hedeflere yönlendirilmeli,

Çalışanların arasında samimiyetin artması için aktiviteler yapılmalı,

İletişime yönelik eğitimler verilmeli,

Çatışma neden olacak sorunlar hızlı çözülmelidir gibi öneriler, bugün işyerlerinde çalışanlar arasında çatışmanın ortaya çıkmaması için ne yapılabilir, sorusuna verilecek cevaplardır.

 

Çatışmaları önleyecek etkenlerin en önemlisi Ahi Evrani Veli’ nin “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir” sözünü benimsemek ve tüm çalışanlara benimsetmektir.

“Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. “Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir”, akıl ile ilim ve mesleki bilgiyi, “bizi geçenin bizden olması” da kırıcı olmayan bir rekabet ile öne geçeni hazmetmeyi göstermektedir. Böylesine bir anlayışın hakim olduğu bir çalışma yaşamında ve işyerlerinde çatışma olması mümkün değildir. Bu veciz söz ile çalışanların ve işletmelerin birlikte büyümek, ezmeden ilerlemek bir diğerinin omuzlarına basmadan kalkınmak, haksızlık etmeden dayanışmak gibi değerler ile daha mükemmel bir hale gelebileceği düşünülebilir.

Yine Ahiliğin, prensiplerini benimseyenlerden beklentisi olan;

Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak,

Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, ilim ve mülâyemet kapısını açmak,

Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak,

Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak,

Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak,

Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, marifet kapısını açmak,

Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.

Prensiplerinin uygulayan insanların çoğunlukta bulunduğu bir çalışma ortamının güzelliğini tahmin edebiliriz.

Sonuç olarak bireyler veya işletmeler arasında yaşanan çatışmalarda Ahi Evrani Veli’ nin “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir” sözündeki manevi yaklaşımı ve hazmedişi anlamak ve uygulamak gerektiği söylenebilir. Çalışanlarda sadece güçlü ve etkin bir iletişimin sağlanması, motivasyonu en üst düzeye çıkarmak çatışmayı önleyememektedir. Çalışanlara tatmin olmayı ve diğer çalışanın başarısını kabul etmeyi, rıza göstermeyi, hoşgörüyü  ve başkalarının başarısından mutlu olmayı öğretmek gerekiyor.

 

Ekrem ÖZTÜRK

İnsan Kaynakları Uzmanı