İK Blogları Üzerine…


İk Bloglarına ilgi gösterip, özenle blogları takip ederek derecelendirme yapan değerli arkadaşlara teşekkür ediyorum. Gerçekten zaman alan ve özen isteyen bir işi gönüllü olarak yapan bu arkadaşların başında Artemiz Güler ve Ceren Bandırma geliyor.

Artemiz Güler’in öncülüğünde 200’e yakın İK Blogunun tespit edilmesi gerçekten çok anlamlı bir çalışma oldu. Özellikle İK öğrencileri ve genç İK’ cı arkadaşlarımızın ilgi göstereceği adresler onlara sunulmuş oldu. Bunun yanısıra İnsan Kaynakları üzerine blog yazma arzusu gelişti. Genç arkadaşlarımız bu konuda oldukça heveslendiler. Peryön’ün son yıllarda yapmış olduğu İK Blog yarışması bu alanda ayrı bir heyecan ve istek oluşturdu. Bu süreci başlatan ve devam ettiren meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

En son olarak  Burçin ŞORAY ERDAĞ  tarafından Ocak 2016, İK Blog sıralaması yapıldı. Yapılan sıralamanın aşağıdaki kriterlere göre yapıldığı belirtildi.

Siteye gelen tekil hit sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin gezdiği sayfa sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin sitede durduğu süre
Yeniden siteye gelen ziyaretçi sayısı
Backlink sayısı
Sitedeki içerik sayısı
Sitenin güncellenme aralığı
Admin’in sitede paylaştığı içerik sayısı
Ziyaretçilerin siteye girdiği içerik sayısı ( yorum , paylaşım vs )
Sitedeki içeriklerin imlenme sayısı.

Blog sıralaması belirlenirken içerik, yazının konusu ve ay içinde yazılan blog yazısı sayısı vs. dikkate alınmaması bir eksiklik olarak görülsede bu kayda değer çalışmaya teşekkür etmek gerekir.

Bloglarda yazıların konusuna ayrı bir değinmek gerekir. Sitenin hit,ziyaretçi, backlink gibi sayıları elbette çok önemli bir değerdir. Ancak yazıların içerini en önemli değer olarak görmek gerekir. Bir kaç yazımda özellikle belirttiğim, İK adına yazılan yazıların her ne kadar İK içeriklide görülse çok faydalı olmadığı yönündeki kanaatimdi. Sadece yazmak adına yada hit kazanmak adına yapılan paylaşımlardan ziyade bu alanda öğretici olacak ve yol gösterecek konuların yazılması gerekiyor. Anlaşılır ve uygulanabilir konulara değinilmesi bu alanda arayışta olan genç meslektaşlarımıza ve öğrencilerimize daha çok fayda sağlayacaktır.

Bir diğer konuda yazılan konuların bu alanda uygulamalar ile gerçekliğinin olmasıdır. Bu ülkede insan kaynakları alanında gelinen yer ortada iken uygulanabilirliği olmayan uçuk konuları yazmak kafaları karıştırabiliyor.

İnsan kaynakları alanında önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veren Yüksek Öğretim Kurumunun hala Personel Daire Başkanlıkları ile yönetmeye çalıştığı insan kaynakları sürecinde bu ülkede kayıt dışı çalıştırılan ucuz iş gücünü, işsizlik oranını, kamunun istihdam sayısını ve kamuda işe girmeyen çalışan binlerce insanı ve onlarca yıl geçmesine rağmen İnsan Kaynakları tabelasını asıp İ’sini anlamayan patronları unutmamak gerekir.

kariyeryolutastankonumuzkariyerikiletisimikdabloghrkronikleriikulisikhaberleriinsankaynaklarigunluguyetisikkariyeryolculugu gibi isimleri kullanan blogları daha İK’cı bulduğumuda belirtmek isterim.

Velhasıl bu konuda tüm eksikliklere rağmen emek harcayan tüm dostları kutlarım.

KENT STRATEJİLERİ 2


Kent yaşayan bir organizma, toplumsal ve kamusal bir birliktelik ve değerler sistemidir. Kenti sadece içinde yaşayan insanlar, caddeler, parklar ve binan yığınlarından ibaret görmemek lazımdır. Kentleri yaşayan, canlı bir organizma gibi görmeli ve mana yüklemelidir. Benim mana yükleme ile tanımladığım kentsel mana “kentlerin ruhu” deyimidir. Kentler tarihlerinden bugüne tResimaşıdıkları kentsel tarih ve kültür birikimler ile içinde yaşayan insanlardan aldıkları değerler ile bir ruha sahip olmaları gerekir diye düşünüyorum. Kentleri sadece bina yığınları ile bu binalara ulaştıran cadde ve sokaklardan ibaret görmek benim deyim ile kent ruhunu kabul etmemektir. Kentleri ruhu olan bir kavram olarak görürsek kent dendiğinde ilk olarak aklımıza gelen İnsan olacaktır. İnsanın olduğu her yeri ise insani olarak göreceğimizden kentlere farklı manalar yüklemek zorundayız.

Kentlerin stratejileri olmalı mı?

Kanun ile kentlerin strateji oluşturulmaları zorunlu hale getirilmiştir. Kent merkezlerinde belediyeler, merkez dışında ise İl Özel İdareleri stratejik planlama yapmakla yükümlü kılınmışlardır. 2007 yılından itibaren il belediyelerin ve il özel idarelerin hazırladıkları yasal stratejik planlar olmasına rağmen bu planların uygulanıp uygulanmadığı konusunda bir yaptırım bulunmamaktadır. Stratejik Planlara uyumlu performans planları ve bütçelerinde oluşturulması yasal bir zorunluluktur. Yani siz bir plan yapıyorsanız bu planın performansını 8 nasıl yapılacağı, süre ne kadar olacağı vs9 nasıl belirlendiği ve bu planı uygularken bütçenizin olup olmadığı ve bütçenin nasıl gerçekleştirileceğinde belirtmeniz gerekiyor.  Yasanın çıkmasından bugüne hangi ilin stratejik planının ne kadar uygulandığı hakkında bir değerlendirme veya puanlama yapıldığı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber belediye başkanlarının yetkinliğinden dolayı stratejik planı önemseyen belediyelerin olduğunu bilmekteyim.

Stratejik Plan nedir?

Tüm dünyada küreselleşme, hızlı değişim, yeni oluşan pazarlardan pay alma yarışı, müşteri beklentilerinin değişmesi gibi nedenler sonucu ortaya yeni yönetim modelleri oluşturma zorunluğu çıkmıştır. Bu model oluşumları ile birlikte organizasyonlar daha stratejik düşünmek, stratejik planlamaya ve stratejik karar almaya eskisinden daha fazla önem vermek zorunda kalmışlardır.

Stratejik Yönetim daha ziyade özel sektör alanında sadece çok uluslu şirketler, büyük holding ve şirketler tarafından bilinir ve uygulanırken, bugün çok sayıda organizasyon, stratejik yönetimi araç olarak kullanmaktadırlar. Stratejik Yönetim, özel sektör, kamu sektörü ve sivil toplum kuruluşları gibi tüm organizasyonlarda geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin belirlenmesine ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için yapılması gerekli aktivitelerin belirlenmesini sağlayan bir yönetim modelidir. Stratejik Plan hazırlanırken içerisinde Vizyon, Misyon ve kurumsal değerler gibi kavramlarda yer almaktadır. Bu kavramlar ise stratejik planın en önemli çıktılarından biri olmaktadır.

Stratejik Planlar neden uygulanmalıdır?

Belediyeler ticari kuruluşlar olmadığı için üretmede zorlanmaktadırlar. Bu nedenle finansal kaynakların yönetilmesi çok önemli hale gelmektedir. Finansal kaynakların yönetiminde yanlış tercihler, kaynakların boşa gitmesi gibi son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkarır. Finansal kaynakları yetersiz olan kentler, yatırım yapamadığı gibi belediyeciliğin temel hizmet alanlarında dahi hizmet sunamaz hale gelir. Stratejik yönetim sadece finansal kaynakların yönetimi değil, bununla beraber insan kaynakları yönetiminin planlamasının da yapılmasını sağlar.  Stratejik planlama ile harcamalar, bütçeye uyumlu yapılacağından kaynakların kontrolü de planlı olarak yapılmış olacaktır.

2013 de Yeniden Merhaba


Mount everest

2013 de Yeniden Merhaba Sevgili dostlar,

Yeni bir yılın ilk mesai gününde hepinize selam ve sevgiler sunuyorum.

2013 yılının sağlık, huzur, başarı yani mutluluk ile dolu günleri içermesini diliyorum. Umuyorumki; 2011 de geriye dönüp baktığınızda ‘Güzel Bir Yıldı’ diyebileceğiniz anılarımız olacaktır..
Bu vesile ile Sevgi, Saglık ve Mutluluk Dolu Nice Güzel Seneler diliyorum..

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikayetçi hep bıkkınmış…
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler…
Saklayalım, zor bulsunlar…
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya…
Sorun büyükmüş…
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü…
Kimisi: ” Everest’in tepesine saklayalım” demiş, kimisi: ” Atlas Okyanusu’nun dibine” demiş.
Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası…
Bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi…
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş…
Derken meleklerden biri: ” iÇLERİNE SAKLAYALIM ” demiş…
‘Kimsenin aklına gelmez içine bakmak! ”
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…

MUTLULUĞUN SIRRI….
Uzun bir süre, benim için güzel bir yaşam başlamak üzere diye düşündüm.
Gerçekten güzel bir yaşam! …
Ama her zaman, aşılması gereken bir engel daha vardı önümde.
Öncelikle yapılması gereken bitmemiş bir iş, tamamlanması gereken bir hizmet, ödenecek bir borç…
Hemen sonra güzel bir yaşam başlayacak.
Sonunda yaşamın zaten bu engellerden oluşmakta ve mutluluğun sırrının bu engellerin aşılmasında olduğunun ayırdına vardım.
Asıl yol mutluluğun ta kendisidir.
Öyle ki yaşanan her anın keyfini çıkarmalı ve bu anları özel biri ile paylaşarak daha da keyfini duyumsamalıyız.
Zaman hiç kimseyi beklemez, zamana ayak uyduramazsanız, her zaman onun gerisinde kalmaya mahkumsunuzdur.
Öyleyse, daha fazla mutlu olmak için; okulun bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, 6 kilo almayı, çocuk sahibi olmayı,
çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı, evlenmeyi, boşanmayı, cuma akşamını, cumartesi sabahını,
yeni bir araba ya da ev almayı, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, şarkınızın radyoda çıkmasını, ölmeyi ya da yeniden doğmayı beklemeyin.
Mutluluk sizin için bir hedef değil yol olmalıdır…

MUTLU KALIN…

Yeni bir yılın ilk gününde, yılın son gününe kadar sürecek SEVGİ, SAYGI, DOSTLUK, ARKADAŞLIK ve MUHABBET dolu günler diliyorum.

EKREM ÖZTÜRK

STRES DUYGUSUNDAN KURTULMANIN ‘20 ETKİN YÖNTEMİ’


Türkiye’nin İlk ve Tek NLP Uzman Eğitimcisi ve NLP Uzmanları Dernek Başkanı Mustafa Kılınç ile “STRESLE” başa Çıkmanın 20 Etkin Yöntemini konuştuk.

STRES BİR ÇERÇEVE!
Mustafa Kılınç’a göre “21.yy.’da STRES artık her birimizin vazgeçemediği aslında vazgeçmek istemediği bir tanım, bir kılıf, bir çerçeve…” Adeta ‘meşguliyet’ dünyasının en moda ismi “stresliyim” oldu.

Yaşamda bir koşuşturmaca, bir telaş ve bir kovalamaca ve her gün tekrar tekrar yaptığımız eylemler.

NEDİR STRES?
Stres, günlük yaşamda karşılaşılan olaylar sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumudur. Bazı insanlar stresi ortaya çıkardığı; migren, kalp krizi, felç, gastrit, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. gibi hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar.

STRES: BEDENİNİZİN YIPRANMIŞLIK ORANIYLA ÖLÇÜLÜR
Stres, bir şeyi rahatsız eden ortamın (gürültü, zorlama, baskı, kaygı, performans beklentisi vb.) ortaya çıkardığı herhangi bir düzen bozukluğuna organizmanın verdiği cevaptır.

HER BİREY ADAPTASYON YETENEĞİNE GÖRE STRESE TEPKİ VERİR
Kişiler karşılaştıkları stres durumlarına “Spesifik olmayan” tepkiler verirler. İçinde bulunduğunuz duruma göre olumlu ve olumsuz stres duygusu yaşayabilirsiniz.

YAŞAMDA STRES KAÇINILMAZDIR
Stres, hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Çünkü insana çevredeki uyarılar karşısında daha iyi davranma fırsatını verir.

SIFIR STRES ÖLÜMDÜR
Sıfır stres ölümdür. Çünkü bu durumda birey çevreden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir. Aşırı streste ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji sarfetmekte ve bedenini tüketmektedir.

İKİ ÇEŞİT STRES VARDIR
İnsanların yaşadıkları iki çeşit stres vardır. Bunlardan;
“Olumlu Stres” (iyi stres) olumlu sonuçları ortaya çıkarır. KAYGI yerine; zor bir amaca ulaşırken bireyin yaratıcı olmasını sağlar. Kişiye doyum ve yaşama sevinci verir.

“Olumsuz Stres” (Kötü Stres) ise; bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevk eden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığını çıkartan strestir.

ORGANİZMANIN DEĞİŞİMİNDE STRESİN FAYDALARI
Stresin; Fiziksel, Zihinsel ve Duygusal olarak olumsuz bir yanı olduğu gibi organizmada fiziksel ve ruhsal değişmelere, olgunlaşmaya ve gelişmeye yol açan önemli yanları da vardır. Her şeye rağmen yaşam yolculuğu içindeki ‘STRES’ faktörleriyle baş etmek mümkündür. NLP Uzman Eğitimcisi Mustafa Kılınç’a göre “Stres Faktörlerini” dengelemenin En Etkin 20 Yöntemi NLPDAP Tekniklerinden geçiyor.

1- Olumlu düşünün
Pozitif düşünce = Pozitif Duygu # STRES
Kime bağlı? Tabii ki SİZE. NLPDAP Teknikleriyle Beyin Kullanım Kılavuzunu kullanarak beyninizin düşünme otomatiğini değiştirebilirsiniz. Her olaya sadece kendi pencerenizden değil bir de başkasının penceresinden bakmayı deneyin. Nasılları öğrenin. Nasılların peşinden gidin.

2- Kişiler arası iyi ilişkiler kurun
İletişiminizin Kalitesi = Yaşam Kalitenizdir. Kişiler arasında “Sevgi–Saygı ve Sorumluluk” üçgeninde ilişki ve iletişim kurduğunuzda gerginlik duygularından kolaylıkla kurtulduğunuzu görürsünüz.

3- Hayır demeyin bilin / Gerektiğinde “Hayır, Hayır, Hayır” deyin
Her şey ilk “Hayır” ile başlar. Uyumun olmaması ayrıca bir stres kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bireyler arası ilişkiler, bireyler arası rekabet ortamlarında Ne isteyip Neyi istemediğinizin farkında olun. İstemedikleriniz için “Hayır” diyerek stres duygusunu serbest bırakın.

4- Seçeneksizlik Kıskacından Çıkın
Yaşamda Tek seçenek “Seçeneksizlik” iki seçenek “çelişki” 3 ve üstü seçenek ise seçim yapabilmektir. Seçeneklere sahip olmanın yolu “Ne istediğini bilmekten” geçer. Siz tam olarak ne istiyorsunuz?

5- Dengeli beslenin ve Su seviyenizi yükseltin
Su; ağız kuruluğunuzun oluşumunu önlemede ve stres altındayken kaybettiğiniz su miktarını karşılamanız için gereklidir. Ayrıca beslenme sisteminizde dengeyi yakalamak duygu yoğunluğunuzun azalmasına yardım edecektir.

6- Beyninizin uyumaya, Bedeninizin dinlenmeye ihtiyacı vardır
Günlük düzenli olarak “uyku saatinizi” koruyun. Çünkü beyninizin uyumaya ihtiyacı vardır. Böylece beyninizin sakin ve çözüm odaklı çalışmasına imkan vermiş olursunuz.

7- Bugünün işini yarına bırakmayın
Ertelemekten ve tembel davranmaktan vazgeçin. Planlayın, planlarınızı uygulayın, kontrol edin ve gerektiğinde gerekli önlemleri alın. Kendinizi disipline ettiğiniz sürece hayatınızın istediğiniz yönde gittiğini göreceksiniz.

8- İş, Aile, Yaşam ve Para konusunda denge kurun
Yaşamda işiniz, aileniz, kariyeriniz ve ekonomik kaynaklarınız konusundaki farkındalığınızı ve istediğinizi net olarak belirleyin. Yaşamın esasının her zaman “DENGE” olduğunu bilin ve dengeyi koruyun.

9- Gerektiğinde İstekler Askıda Orucu Tutun
Yaşamda her şey ve herkes sizin istek ve beklentilerinize göre davranmayabilir. Her istediğinize istediğiniz anda ulaşamayabilirsiniz. İçinde bulunduğunuz şartlara göre en uygun seçeneği ortaya koyun. Gerektiğinde bazı isteklerinizi askıya almaya karar verin. İstekler askıda orucu tutmaya hazır olun…

10- İletişim becerilerinizi geliştirin
İletişimin anlamı aldığınız cevaptır. Etkili iletişim kurmanın yollarını bulun. Gelişime açık olun. Kendinizi iletişim kurma yeteneği konusunda ödüllendirin. Gerektiğinde “DİLİNİZE” hakim olun. Söylediklerinize dikkat edin. Çünkü onlar kaderinizi oluşturacak.

11- Baltayı bilemek için kendinize zaman ayırın
Çok çalışmanın değil, akıllı çalışmanın başarıyı garanti ettiğini bilin. Kendinize dinlenme, gevşeme fırsatı verin. Kendinizi dinleyin. İçinzdeki dinginliğin gücünü kullanın.

12- Öfkenizi yenin, Duygularınızı kontrol edin
Duygular insan davranışlarının temelidir. Duygular her yerdedir. Öfke, kızgınlık vb. gibi sizi olumsuz yönde etkileyen duygularınızdan kurtulmak için içinize dönün, gözlerinizi kapatın derin derin nefes alıp verin. Bu uygulamayı “12–15” kez tekrarlayın. İçinizdeki duyguların boşaldığını görecek ve hissedeceksiniz.

ISLIK ÇALIN: Gergin ve kendinizi iyi hissetmediğiniz durumlarda “ıslık” çalın. Fizyolojinizi (bedeninizi) doğru kullanın ve fırsat bulursanız “İP ATLAYIN” içinizdeki duyguların gitmesine izin verin. Öfke duygularıyla kavga etmeyi bırakın. Serbest bırakmayı öğrenin.

13- Sürekli gelişime açık olun
Sadece ileriye bakın. Geçmişinize ve geçmişte elde ettiğiniz başarılara odaklanmayı bırakın. Sürekli geleceğe, hedeflere bakmaya başladığınızda içinizdeki “Coşku + Tutku” duygularını harekete geçirirsiniz. Sizi Nasıl bir gelecek bekliyor?

14- Kendinize Odaklanmayı Bırakın
Kendine odaklı olmak, kendini çemberin içerisine almak demektir. Kendinize odaklı olduğunuzda; kaygı, yetersizlik ve kaslarınızdaki gerginliğin sizi esir almasına izin verirsiniz. Oysaki karşıya odaklanırsanız rahatlamaya başlarsınız. Kendinizi bir kamera gibi görün ve sadece karşıya odaklanın. Kendinizi harika hissedeceksiniz.

15- Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin
Eleştirmek oldukça kolaydır. Karşınızdaki kişilerde gördüğünüz eksikliklerin sizin içinizde olup olmadığının farkında olun. Sadece konuşmayın. Kendinizdeki eksik yönlerinize ayna tutun. Bunları değiştirmek için cesaretli davranın. Kimsenin kimseyi sevmek zorunda olmadığını bilin. Herkesten onay beklemekten vazgeçin. O zaman müthiş bir rahatlama hissedeceksiniz.

16- Dinlemeyi bilin
Sadece konuşmak değil, önemli olan dinlemektir. Dinlerken sadece kulağınızı değil, “Gözlerinizi kullanın” böylece kişiyle tam bir uyum sağlamış olacaksınız. Tam odaklı “dinleme eylemi” duygularınızın serbestçe dolaşımına katkı sağlar.

17- Kendinizi ve sözde stres yaratan belirli kaynakları tanıyın.
Siz kimsiniz? Kendinizi tanımak için yeterli zaman ayırın. Kendi özelliklerinizi, güçlü ve zayıf yönlerinizin farkında olun. Kendinizi bilirseniz yönetebilirsiniz. Size stres yaratan kaynaklarınızı yazın ve bu duygulardan kurtulmak için eyleme geçin. Sizi engelleyen stres kaynaklarından özgürleşin. Mazeretlerin değil, başarının hazzına odaklanın.

18- ‘Beyninizi Kullanın’
“Bilmenizi isterim ki; Beyninizi değiştirseniz hayatınız değişir.” Bunun için Beyin kullanım kılavuzunuzu elinize alın. Düşüncelerin sizi yönetmesine izin vermeyin. Siz ancak beyninizi kullanmaya başladığınızda düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz. Hemen şimdi beyninizi kullanmaya başlayın. Beyniniz sizi kullanmaya devam ederse stres dolu günlere hazır olun!

19- Nefesinizi denetleyin
Doğru nefes kullanımı = Sağlıklı yaşam ilkesinden hareketle nefesinizi doğru kullanın. Mümkün olduğunca diyafram nefesi kullanmaya özen gösterin. Gereksiz yere nefesinizi tutmayın. Yumuşak bir karına sahip olmanın yolu derin nefes almaktan geçer.

20- İçinizdeki ‘Özgüvenle’ bütünleşin
Yaşamda; hedeflerinizi gerçekleştirmek için, eyleme geçebilmek için, fark yaratmak için, esnek olabilmek için Tam “Özgüvenli” olun. İçinizdeki özgüvenden sorumlu parçayla bütünleşin. Ancak o zaman korku, kaygı ve gereksiz “stres” duygularından kurtulursunuz.

NLP Haber.COM