Genel

Olmuyorsa, olmuyordur…


Bazen anlayamıyorum. Aslında bazen değil, çoğunlukla anlayamıyor8um.
Ne kadar okusam, eğitim alsam ve insanlarla iç içe yaşasam da sonuç değişmiyor.
Başka bir insan, başka bir dünya demek ve benim başka bir dünyayı keşfedecek kadar enerjim yok artık…
Bazen, birine sevgi verirsiniz. Emek verirsiniz. Zaman verirsiniz. Saygı gösterirsin, hürmetini eksik etmezsin, meselen yoktur, kendin gibi görürsün. Elinizden ne gelirse onu yaparsınız.
Bir karşılık beklediğinizden değil, hak ettiğini düşündüğünüzden yaparsınız bunları.
Karşılığı vardır belki de. Belki bir güler yüz, belki de sıcak bir gülümseme.
Bazen bir teşekkür, bazen de ta içinize işleyen bir bakıştır.
Ve bazen sadece derin bir suskunluktur beklediğiniz.
Beklediğiniz, bazen kırıcı olmayan bir sözdür.
Bazen, yaralamayan bir değerlendirmedir.
Bazen kimseye şikayet edilmemektir beklediğiniz, bazen de küçük düşürmeyen bir davranıştır. İnsanca bir beklentidir yani…
Çok zor değildir yapması…
Ama; her zaman hayat bize beklediklerimizi vermez.
Sadece ihtiyacımız olanı verir.
İhtiyacımız biraz hayat tecrübesiyse eğer, istemediğimiz kadar verir zaten…
Biz ne yaparsak yapalım, karşımızdaki için çok da anlamlı değildir.
Onun kafasında başka şeyler vardır.
Yaptığımız her şeyi kendi değer yargılarına göre algılar ve değerlendirir.
Bizler ne yaparsak yapalım, ancak kendimize göre iyidir yaptıklarımız.
Yıllar karşımızdakine farklı şeyler öğretmiştir çoğu kez.
Hayatın farklı yönlerini görür baktığı zaman. Yedirdiğiniz, giydirdiğiniz, gezdirdiğiniz ve anlattığınız şeyler, çoğu zaman boşa gider.
Çünkü, karşınızdaki kişi, bunları isteyerek değil, zorla yapar.
Bazen zorlamamak lazım. Olmayınca olmuyor. Siz her şeyin en iyisini de yapmak isteseniz, karşınızdaki anlamıyorsa, olmaz. En iyisi, sizin istediğiniz veya direttiğiniz bir hayat yerine, onun istediği hayatı vermektir. Bazen onun istediği hayat, onun hak ettiği hayattır.
İnsanlar; layık oldukları şekilde yaşarlar.
İnsanlara haketmedigi değeri verip baş tacı yaptığınızda o insanın kendini büyük yada ulaşılmaz sanıp, üstüne birde size ayak oyunu çekmeye kalkarsa, insan’a sen ne GARİP’sin demeden edemiyorum ve ne halin varsa GÖR diyorum..
#ekremozturkcom

image

İnsan Kaynakları

Yönetenlerde oyun dışı bırakılır


Bireysel yönetimde, kurumsal yönetimde iyi yöneteceksiniz. Yönetimde adil olacaksınız. Zayıf olanı ezip, güçlü den yana taraf olmayacaksınız. Yöneticileriniz sizin güvenilir, adil ve tarafsız olduğunuza inanacak. Üst yönetici olarak ben veya biz karar alırız, sonuçları ne olursa olsun uygulatırız demeyeceksiniz. Aldığınız kararlar bireysel, kurumsal ve toplumsal fayda sağlayacak şekilde ve kabul edilebilir olacaktır. Yönelttiğiniz organizasyonun size inanması ve güvenmesi gerekir. Ben karar alırım, ben yaparım deyip, yanlışınızda diretmeyeceksiniz. Yoksa! Yoksa ne olur? Bir gün birileri size KIRMIZI KART gösterir.
#Trabzonspor’a yapılan bu haksızlığı kınıyorum.
Ekrem Ozturk
#ekremozturkcom

image

İnsan Kaynakları

İnsan Kaynaklarında, fanteziye gerek yok!


Aslında yazının başlığını, ‘’Anlamak’’, İnsan Kaynaklarının en önemli özelliğidir diye yazmıştım. Ancak aşağıdaki yorumları, yorum yapanların pozisyonlarını okuyunca yazı başlığını değiştirdim. Aslında yorumları paylaşıp, insan kaynakları ile ilgili bu konudaki eleştirileri çıkarmak, bunun karşılığında meslektaşlarımın yorumlarını da değerlendirmeyi düşünmüştüm. Ancak yorumlara, eleştirilere, İK’ya dıştan bakışlara, İK’cı arkadaşların savunmalarına bakınca pes dedim.

Sosyal medyada tartışılan bir paylaşımı okudum ve insan kaynakları ne kadar anlayışlı olmak ve anlamak ile sorumludur diye düşündüm. İçinde ‘’insan’’ kelimesinin olduğu bir sürecin dinlemeyi bilmesi, anlayışlı olması, hoş görmesi, anlamaya çalışması, duygudaşlık yapması gibi kavramları itelemesinin mümkün olmayacağını tartışmaya bile gerek yok.

Tartışmaya konu olan paylaşım:

‘’İş arayanlar gözü kapalı o kadar çok ilana başvuru yapıyor ki; işveren temsilcisi olarak nitelikleri uygun adayları göremiyoruz bile… sonra ik çalışanlarına dönüş olmadı diye kızmasınlar boşuna, sen önce kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil! kalkıp Bellboy ilanına 28 yaşında İşletme mezunu iş arayan bayanım diyerek başvuru yapıp olumsuz da olsa dönüş bekliyordum deme! Sevgiler’’

İyi niyetle yazılmış olduğuna inandığım ve içerisinde uyarılar olduğu gibi kendi zorluklarını da anlatmaya çalışan bir niyet varlığı da söz konusu diyebiliriz. Ancak amacını aşan bir cümle var ki, kötü niyetle düşünüldüğünde bir insan kaynakları çalışanı bunu demez, diyemez diye itiraz edilir. Paylaşımı yapan birde üst düzen insan kaynakları yöneticisi ise söylenecek söz kalmaz.

‘’sonra ik çalışanlarına dönüş olmadı diye kızmasınlar boşuna, sen önce kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil!’’

Paylaşımı yapan meslektaşım ‘’kişisel görüşümü belirterek adayların bilinçli olması yönünde şahsi serzenişimi yaptım’’ deyince aslında çok yorum yapmaya gerek yok. İyi niyetle yazılmış ama maksadını aşan bir ikaz diyerek geçiştirmek doğru olacaktır. Lakin bu paylaşıma yapılan yorumları incelediğimde bu konuyu geçiştirmek yerine ders çıkarmakta gerek diye düşünüyorum.

Daha öncede bir yazı konusu olarak İnsan Kaynakları alanına fantezi yapmaya gerek yok diyorum. Bizim ülkemiz bu, insan kaynağımız bu, işsizlik sorunu bu, İK’cılarımız bu deyip gerçeklerimizi kabul edip buna göre İnsan Kaynaklarını Yönetimini yeniden şekillendirmeliyiz.

Bu paylaşım konusu ile ilgili yazacağım bir cümle olur. ‘’En önemli varlık, en kıymetli yaratılan ve tüm nimetler sunulan, İnsan! İnsan Kaynakları alanında çalışanlar, çalışma konuları olan insanları çok iyi tanımalı, anlamaya çalışmalı ve anlamalıdırlar. ‘’

 

Yorumları incelediğimde dikkat çekenler:

  • Fizik kimya mezununu İK ya, makine mühendisini idari işlere, fen bilgisi öğretmenini muhasebeye alan (böyle çok örnek var) Türk işgücü piyasasında maalesef iş gören adaylarının bu şekilde başvuru yapması pek anormal olmasa gerek.
  • Türkiye şartlarında mesleğini yapabilen çalışan sayısı epey az. İK olması gereken bir bölüm ama keşke işveren kadar çalışan ihtiyaçlarını da gözetseler..
  • İnanılmaz derecede komik is başvuruları ile karşı karşıya geliyoruz. Üniversite döneminde tek kitap okumayan okul bitince ne olacağını bilmeyen hiç bir eğitim sertifika programına katılmayan kişiler evet yönetici sorumlu mudur sıfatını fazlasıyla yakıştırıyorlar kendilerine. (İK)
  • İnsanları görüşmeye çağırıp sonra biz size olumlu veya olumsuz haber vereceğiz diye söyleyip hiçbir dönüş yapmamak ne peki…
  • İnşaat mezunu hastane kalite direktörü. Elektrik mezunu hastane insan kaynakları. Müdürü oluyorsa çok ta bir şey beklememek lazım çünkü Biz Türkiye de yaşıyoruz. (İK)
  • Ülkenin sosyal ve ekonomik durumu düşünüldüğünde is bulmak çok önemli. Bir sure is bulamayan kişiler artık over qualifated olacaklarını bildikleri isler için bile başvuru yapıyorlar. Tabi ki bu durumlar IK personeli için eleme unsuru.
  • Aslında şikayetler başvurucu süreciyle ilgili değil, daha çok mülakattan sonra ” biz sizi arayacağız” deyip, dönmemeleriyle alakalı.
  • Ayrıca açılan pozisyonlarda insanlar o derece çaresizce başvuru yapıyorlar ki … Belki işveren olarak empati kurmak gerekebilir. Bazen gelen öz geçmişleri daha kriterlere uygun yönlendirme yapmakta bence önemli… Ben ik uzmanı değilim. Sadece düşüncelerimi yazıyorum. Sektörümüzde kalifiye eleman bulmak eminim zor fakat ne olsa yaparımcı yapan yine işe girdikten sonra her türlü iş yükünü insanların iş tanımlarına yükleyip sonra tek bir alanda uzmanlaşmasını beklemek bence yani bu ne iş arayanın ne sizlerin suçu. Suç bence 3 kişilik işi 1 kişiye yükleyen kurumsal yapılarda…az insan gücü çok iş diyen patronlarda   Umarım bu yazıdan sonra kovulmam:)
  • Bu açık ve net ulkenin ayibidir. | Bu nahos durum , yani cay servisi icin ingilizce bilen bakimli bayan araniyor ilanina erkek aday basvuruyorsa. Bu tamamen insanların IK hizmetlerinede artik guvenemedigi, ciddiye almadigi yonunde bir kaygiya sebep olmaya basladi . Yani ik uzmanlari alakasiz basvurulardan sikayetci, adaylarda is arama surecindeki 400 basvurudan sadece 14 unun goruntulenmesinden sikayetci! Az istihdam , dusuk butce ve super kahraman arayisi ulkede issizligin bunaltici seviyelere gelmesine sebeb oluyor. Bazi adaylar cadde cadde gezip is aramanin internetten aramalara gore daha verimli oldugu kanaatinde. Durum kisaca bundan ibaret.
  • Allah bilir o belboy ilanını nasıl abartmışsınız ki işletme mezunu biri belki bişi çıkar diye başvuru yapmıştır kesin birde onu ingilizce yayınlamışsınızdır. :))
  • Ben bakıyorum ilanlara adamlar öyle şeyler istiyorki sanki Nasa ya adam alıyorlar birde piyasa nitelikli personel çok olmadığı için insanlar başvuru yapıyor nitelikleri tam uyumasada
  • Çoğu ik yöneticisi sadece kotayı doldurmak için Görüşmeler yapmayı bırakır,iş verenin menfaatlerinin yanı sıra çalışanına da değer verip haklarını savunmaya başlar ise belki ilerleme sağlayabiliriz
  • Allah kimseyi işsizlikle sınamasın. Uzun süre işsiz kalınca insan ne yapacağını bilemiyor. Tuzu kuru insanların ahkâm kesmesi çok kolay. Copy paste ilan vererek olmuyor bu işler
  • 28 yaşında bir bayan belboy ilanına başvuruyorsa kişiyi değil çaresizliği sorgulamak lazım!
  • işletme mezunu 29 yaşında bir kadının bellboy ilanına başvurusunu alsam ”kim olduğunu bil” diye kızacağıma ”ne hale geldik” diye oturup üzüntüden ağlardım muhtemelen. Sevgiler.
  • Ülke gerçeklerinden çok uzak, empatiden yoksun bir bakış açısı..!
  • meslektaşı olarak çok iyi anlıyorum. Bizler iş görüşmesi için aradığımızda nelerle karşılaşıyoruz bir bilseniz..? Yeriniz neredeydi? Otobüs çok bekleniyor oraya..! Kaç para maaş vereceksiniz? Daha neler neler.. Hangi pozisyona ne için başvurduğunu bilmeyen adaylar.. sonrasında söz verdiği halde iş görüşmesine gelmeyen adaylar.. Siz o gün için başka bir bölümün müdüründen zorla randevu almışsınızdır. Aday sizin ne duruma düşeceğinizi düşünmez.. canı görüşmeye gelmek istemez ve gelmez..! (İK)
  • Aslında bu başvurular bilinçli ve tepki veren bir bilinç ile yapılıyor. Bunun nedeni ise; 1-iş bulmada yaşanan zorluklar 2- işgören ilanlarındaki uçukluk 3-referans dayatması 4-deneyim dayatması vs..
  • Micro yerine Macro bakis acisiyla bakarsaniz, sikayetci oldugunuz husus bu ulke de sonu gelmeyecek bir husus. En dogru adayi dogru pozisyonda degerlendirmek sizin ve meslektaslarinizin hedefi oldugundan kimsenin suphesi yoktur. Sadece IK tarafindan degerlendirmeyip, basvuru sahipleri tarafindan da degerlendirilse herhalde bahsetmek istediğiniz konu daha net olur. Empati kurmak gerekiyor sanirim.
  • İnsanların ne iş istediklerini iyi bilmeleri gerekiyor doğru ama şöyle de bi olay var cv sinde eğitimi işletme yazıyor diye alanı dışında bir yere başvuru yapmasının neresi yanlış ?
  • Çalışırken iş arayamıyor, çünkü kameralarla gözleniyor, hatta ik portalı şifresi çalınabiliyor. Oldu da çalışırken iş ararsa “Neden bu kadar iş değiştirdiniz?” deniyor. O aradığınız kalifiye eleman da, yurt dışına çıkıp, sizi bu LinkedIn tartışmalarında gülerek izliyor. Son olarak da şunu eklemek isterim. TÜRKİYE’DE MÜKEMMEL BİR İK YAPISI VAR; AMA İŞSİZLER SUÇLU, ÇOK SUÇLULAR HEM DE. (İLKOKUL MEZUNU BELEDİYE İŞÇİSİ 2.600 -4000 TL ARASI MAAŞ ALIYOR, BUNU DA EKLEMEDEN EDEMEDİM.
  • Bir pozisyona, o pozisyonla alakasız başvuru gelebilir. Kişinin canı sıkılmıştır, yanlış ilana tıklamıştır…vesaire. Bunu bir çözümmüş gibi sunup, şikayet etmek neyi çözüyor? Hiçbir şeyi çözmediği halde, işsiz insanları üzüyor ve yaftalıyor. Empatiden, anlayıştan, halden anlamaktan son derece yoksun. Her şey mükemmel de, iş arayan mı suçlu? Ben bunun sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bir çözümü de yok bu işin; ama insanları iş sahibi olunan bir yerden, işsizliği ile üzmek doğru değil.
  • İnsanların çaresizlikten “ne iş olsa yaparım” düşüncesinde olduklarını da unutmayın !! İşsizlik çok yüksek oranda.. Doğru yönlendirme hiç bir alanda yok.. Buna maalesef eğitim hayatımız da dahil. Daha anlayışlı olmak gerekiyor diye düşünüyorum..
  • 15 yıldır turizm sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Evet bu meslek zor bir meslek. Ancak hiç birimiz doktor, mimar, mühendis değiliz. Ya da atomu parçalamıyoruz. Yaptığımız işi abartarak sadece kendimizi kandırıyoruz. Bir bellboy pozisyonu için çok iyi derecede İngilizce bilen nedir ya ? Misafirle petroldeki bu düşüşün piyasalar üzerindeki etkisi üzerine sohbet mi edecekler ? Bırakın bu ego tatminini. İK’CILAR Sİ DE O RAHAT KOLTUKLARINIZDAN BİRAZCIK KALKIN DA OPERASYONA BİR BAKIN. Otelde operasyon sizin sayenizde değil, elini 60 derece suya sokup kazan yıkayan steward, bir mesaide 16-18 oda temizleyen insanların sayesinde dönüyor.
  • Ülke durumu işsizlik değil tartıştığımız lütfen konuyu benim sayfamda başka yerlere çekmeyin. Yüzlerce gelen saçma başvurulara ve verim alamadığımız niteliği uymayan adaylara karşı uyarı ve serzeniş sadece. Olumlu sonuç almak için doğru kişinin doğru işe başvuru yapması gerekir, başvurduğu ilanı okuması gerekir aksi taktirde aylarca iş arar zaman kaybetmekten başka bir şey olmaz. Daha nasıl empati yapmak gerekir Net olduğumu düşünüyorum ve adayların okuyarak başvuru yapmalarını böylece olumlu dönüşlerin ve tekliflerin çoğalacağını istedikleri işe kavuşacaklarını umuyorum.
  • söylediklerinize kısmi olarak katılıyorum, fakat bu noktada sizin göreviniz gereği empati yapmalısınız. Burda biraz sitem ediyorsunuz biliyorum fakat tavrınız ve uslubunuz rencide edici. Bence sizde farkındasınız.. Isletme okuyup bellboy başvurusu yapsa bile sizde işinizi iyi yapan biri olarak doğru bir uslubla guzelce cevabını verebilirsiniz diye düşünüyorum.. Iyi çalışmalar dilerim..
  • “Olumlu sonuç almak için doğru kişinin doğru işe başvuru yapması gerekir, başvurduğu ilanı okuması gerekir aksi taktirde aylarca iş arar zaman kaybetmekten başka bir şey olmaz. ” yazılması gereken bu.
  • cv nizi inceledik diyip is tecrubeleri..oturdugu yer..egitim durumundan ik cilar is arayana degil “isveren temsilci”lerini eleatirmek lazim..bugun git yarin gel sacma sapan sorular..uc belirgin ozellik..uc sevdiginiz ozellik..uc sevmediginiz ozellik ve uc vakte kadar arariz diyip samimi gozukup yapmacik olan ik cilar !!! hepsi ayni degildir kesin ama bir cogu boyle yerinde yapilmadigi icin gereksiz goruluyorsunuz boyle is arayana laf atmak hic hos degil…eleme amacli koyduk o kriteri lafini cok duymus olabilirmi o insanlar o yuzden basvuruyor olabilirlermi!
  • havuza oluk oluk yağan sizin ”doğru” adayı bulmanızı engelleyen (!) başvuruların arkasındaki insanların hikayelerini de düşünüp ”kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil!” diyen bir tutumdan uzaklaştığı zaman ik bizim ülkemizde de değerli bir yere gelecek bir gün. hayatımda gördüğüm en acımasız tartışmalardan birinin içine girdiğim için kendi adıma çok üzgünüm. umarım en azından kendisi bu paylaşımı görmez.
  • 18 yaş olsaydı daha farklı düşünebilirdik dediğiniz gibi ama 28 yaşında gayet bilinçli ne yapmak istediğini bilen bireyler oluyor artık değil mi !? Ayrıca bu tarz kişilere uygun başka bir pozisyon varsa (çaresizlik işte demek yada ağlamak yerine ) yapabileceği bir işi öneriyoruz kendi sektörümüzde.

NOT: Yorumlar devam ediyor ve bununla beraber tartışmalarda sertleşiyor. Hakarete varan ve tartışmaları yapanların çoğunluğunun çok iyi pozisyonda olması ve işin acı tarafı birçoğunun insan kaynakları alanından olması daha fazla yorum eklemeyi bırakmama ve bu yorumlar ile ilgili değerlendirme yapmama engel oldu.

 

photo_74712_landscape_650x433

Genel · Yaşama Dair

Kamu Hastaneleri Kurumu, 663 KHK öncesine dönüşürmü?


Kamu Hastaneleri Kurumunun, 663 sayılı KHK öncesine dönüştürüleceğine yönelik haberleri sıkça okumaya başladık. Sağlık Bakanlığı personeli olmadan, diğer kurumlardan sözleşmeli olarak görev alan (İdari Hizmetler Başkanı) biri olarak bu durumu anlamaya çalışıyorum.

663 sayılı KHK öncesi bir hizmet alan bir birey olarak hastaneleri değerlendirebiliyorum. Kamu Hastaneleri Kurumun da kurucu yönetici olarak, kuruluş aşamasından süreçlerin oluştuğu bir dönem ve bugünkü durumu değerlendirdiğimde Kamu Hastaneleri Birlikleri ’nin sık değişen yöneticileri hariç, yönetsel süreçlerde gerçekten başarılı bir organizasyon olduğunu söylememek mümkün değildir.

Kamu Hastaneleri Birlikleri ile hastanelerde neler değişti?

  1. İnsan Kaynakları Yönetimi, genel sekreterlikler tarafından tek yerden yönetilmeye başlanması ile daha etkin olarak yönetilmeye başlandı. Birlik içerisinde tayin ve görevlendirmelerin kolay yapılması ile hastanelerin ihtiyaç duyduğu personel (özellikle kilit personel) ihtiyacı kısa sürede karşılanmaya başlandı ve bu hizmet sunumuna çok önemli bir katkı sağladı.
  2. Mali Kaynakların Yönetimin, genel sekreterlikler tarafından tek yerden yönetilmeye başlanması ile daha etkin olarak yönetilmeye başlandı. Satınalmaların tek yerden yapılması bu süreci etkin hale getirdi. Daha ucuz ve daha uygun mal ve hizmet alımını sağladı. Verimlilik Karne Değerlendirmesinde, Mali Kaynakların Yönetimine verilen önem bütçenin daha yerinde ve etkin kullanılmasını sağladı. Borçlanma yerine tasarruf eden, stokları etkin kullanan hastaneler oluştu.
  3. Verimlilik Karne Değerlendirmesi, Kamu Hastaneleri Birliklerinin ilk iki yılında, sözleşmeli yöneticileri bir yarış içerisinde olmalarını sağladı. Karne değerlendirme sonuçlarının sözleşmelerin yenilenmesine veya sona erdirilmesine çıktı sağladığı görülünce bu yarış azaldı. Ancak kamuda bu sistemde bir değerlendirmenin denenmiş olması bile Kamu Personeli Performans Değerlendirme Sisteminin oluşmasına bir örnek teşkil edecektir.
  4. Genel Sekreterliklerin özerk yapısı ile daha rahat ve hızlı karar almayı sağladı. Bununla birlikte farklı yönetim modelleri denenmeye ve uygulanmaya başlandı. Buda hizmet sunumunda farklılık getirdi. Kurumun teşvikleri ile kalite yönetim sistemleri, hastane otelcilik, iş güvenliği, çevre yönetimi, dijital hastane, çağrı merkezleri ile hasta memnuniyetlerinin ölçülmesi, evde sağlık hizmetleri gibi uygulamalar, Kamu Hastaneleri sürecine farklılık kattı.

Çalışanlara, hasta ve yakınlarına yönelik yapılan yeni uygulamaları da göz önüne aldığımızda bu kadar yapılan ve kısaca yazmaya çalıştığım değişim bile geriye dönüşe hayır demeye yeter diye düşünüyorum.

Genel

Dinlemek ve Anlamak


İnsanlar birbirini anlamıyor. Aslında dinlemiyor. İnsanların biribirini anlaması, dinlemekten geçiyor. Önyargılar, çok bilmişlikler ve önemsememek dinlemeye engel oluyor. Dinlemek aslında bir nezaket kuralıdır. Adabı muhaşeretin bir gereğidir. Dinlemek, karşıyı anlamak olduğu kadar karşının bizi her zamankinden daha fazla önemsemesini ve bize güvenmesini sağlar. Dinlemenin diğer faydası ise kişinin kendisine verdiği değeri artırmasıdır. Anlaşılır ve anlayan olmak için konuşmaya çalışmaktan çok dinlemeye odaklı olmalıyız.
Insan, insanı dinlemeli, anlamalı ve sonra değerlendirmelidir.
#ekremozturkcom

image

İnsan Kaynakları

İK Blogları Üzerine…


İk Bloglarına ilgi gösterip, özenle blogları takip ederek derecelendirme yapan değerli arkadaşlara teşekkür ediyorum. Gerçekten zaman alan ve özen isteyen bir işi gönüllü olarak yapan bu arkadaşların başında Artemiz Güler ve Ceren Bandırma geliyor.

Artemiz Güler’in öncülüğünde 200’e yakın İK Blogunun tespit edilmesi gerçekten çok anlamlı bir çalışma oldu. Özellikle İK öğrencileri ve genç İK’ cı arkadaşlarımızın ilgi göstereceği adresler onlara sunulmuş oldu. Bunun yanısıra İnsan Kaynakları üzerine blog yazma arzusu gelişti. Genç arkadaşlarımız bu konuda oldukça heveslendiler. Peryön’ün son yıllarda yapmış olduğu İK Blog yarışması bu alanda ayrı bir heyecan ve istek oluşturdu. Bu süreci başlatan ve devam ettiren meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

En son olarak  Burçin ŞORAY ERDAĞ  tarafından Ocak 2016, İK Blog sıralaması yapıldı. Yapılan sıralamanın aşağıdaki kriterlere göre yapıldığı belirtildi.

Siteye gelen tekil hit sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin gezdiği sayfa sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin sitede durduğu süre
Yeniden siteye gelen ziyaretçi sayısı
Backlink sayısı
Sitedeki içerik sayısı
Sitenin güncellenme aralığı
Admin’in sitede paylaştığı içerik sayısı
Ziyaretçilerin siteye girdiği içerik sayısı ( yorum , paylaşım vs )
Sitedeki içeriklerin imlenme sayısı.

Blog sıralaması belirlenirken içerik, yazının konusu ve ay içinde yazılan blog yazısı sayısı vs. dikkate alınmaması bir eksiklik olarak görülsede bu kayda değer çalışmaya teşekkür etmek gerekir.

Bloglarda yazıların konusuna ayrı bir değinmek gerekir. Sitenin hit,ziyaretçi, backlink gibi sayıları elbette çok önemli bir değerdir. Ancak yazıların içerini en önemli değer olarak görmek gerekir. Bir kaç yazımda özellikle belirttiğim, İK adına yazılan yazıların her ne kadar İK içeriklide görülse çok faydalı olmadığı yönündeki kanaatimdi. Sadece yazmak adına yada hit kazanmak adına yapılan paylaşımlardan ziyade bu alanda öğretici olacak ve yol gösterecek konuların yazılması gerekiyor. Anlaşılır ve uygulanabilir konulara değinilmesi bu alanda arayışta olan genç meslektaşlarımıza ve öğrencilerimize daha çok fayda sağlayacaktır.

Bir diğer konuda yazılan konuların bu alanda uygulamalar ile gerçekliğinin olmasıdır. Bu ülkede insan kaynakları alanında gelinen yer ortada iken uygulanabilirliği olmayan uçuk konuları yazmak kafaları karıştırabiliyor.

İnsan kaynakları alanında önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veren Yüksek Öğretim Kurumunun hala Personel Daire Başkanlıkları ile yönetmeye çalıştığı insan kaynakları sürecinde bu ülkede kayıt dışı çalıştırılan ucuz iş gücünü, işsizlik oranını, kamunun istihdam sayısını ve kamuda işe girmeyen çalışan binlerce insanı ve onlarca yıl geçmesine rağmen İnsan Kaynakları tabelasını asıp İ’sini anlamayan patronları unutmamak gerekir.

kariyeryolutastankonumuzkariyerikiletisimikdabloghrkronikleriikulisikhaberleriinsankaynaklarigunluguyetisikkariyeryolculugu gibi isimleri kullanan blogları daha İK’cı bulduğumuda belirtmek isterim.

Velhasıl bu konuda tüm eksikliklere rağmen emek harcayan tüm dostları kutlarım.

İnsan Kaynakları

İK Blog Ocak 2016 Sıralaması


Büyük merakla beklenen İK Blog Ocak 2016 Sıralaması tablosunu aşağıda bulabilirsiniz:
Değerleme etikleri:
• Sayısal ve objektif analiz,
• Sıfır sübjektivite,
• Geçerli ve güvenilir algoritma,
• Katılım serbestliği,
• Hesap verilebilirlik.

Aşamalar:
1. Blogger listesi alındı (Ceren Bandırma‘ya teşekkürler.). Bu listede 204 İK Blog yer alıyordu.

  1. 204 İK Blog tek tek incelenerek 2016 Ocak ayında blog yazısı yazmayanlar, tarih belirtilmemiş olanlar, kurumsal olanlar ve sayfalara erişim sağlanamayanlar (31 Ocak 2016/Saat 13:30 itibarıyla) liste dışı bırakıldı. Aralık 2015 aktif blog sayısı 70 olarak belirlendi.
  2. 70 İK Blogun Alexa ve Similarweb kullanılarak dünya sıralamaları alındı. Her iki sıralamaya da girmemiş İK Blogları elendi. 51 Blog kaldı.

  3. 51 Blog, Alexa ve Similarweb sıralamasından hareketle tarafımca oluşturulmuş bir algoritma üzerinden 1’den 51’e kadar dizildi.

YG= Yeni Giriş

Ek Bilgi:
Alexa Nedir?
Google’ın henüz, siteleri sınıflandırma sıralama konusunda beceriksiz olduğu yıllarda, Alexa interneti en iyi derecelendiren araç olarak ön plana çıkıyordu. Haliyle de, bugün bile bakıldığında benchmark yapabilmek için derin analizler sunduğu yadsınamaz bir gerçek. Hangimiz, bir websitesi olup da, gün be gün Alexa sıralamasını izlemedi ki?Her ne kadar Google derecelendirme konusunda, bugüne kadar yaptığı güncellemelerle daha iyi bir konuma gelse de, Alexa, özellikle ücretli servisleri ile müşterilerine anlamlı analizler yapabilen araçlar sunmaya devam ediyor. Ölçülebilir sonuçlar konusunda takıntılı olan bir ekibin ürünü olan Alexa, stilden çok rakamlara önem vermesiyle, hala sıralama araçları arasında başı çekiyor.
Sıralama Nasıl Yapılıyor?
Siteye gelen tekil hit sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin gezdiği sayfa sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin sitede durduğu süre
Yeniden siteye gelen ziyaretçi sayısı
Backlink sayısı
Sitedeki içerik sayısı
Sitenin güncellenme aralığı
Admin’in sitede paylaştığı içerik sayısı
Ziyaretçilerin siteye girdiği içerik sayısı ( yorum , paylaşım vs )
Sitedeki içeriklerin imlenme sayısı

Similarweb Nedir?
Online dünyada karar vermeyi kolaylaştırma misyonuna sahip İsrail merkezli bir girişim. 2007’de kurulmasıyla, nispeten genç bir şirket olsa da, SimilarWeb 8 yılda internet analiz araçları arasında kendine çok üst sıralarda yer bulmayı başarmış durumda. 40 milyon dolar toplam yatırımları, 220 çalışanlarıyla, tüm websitelerini ve mobil uygulamaları ölçümlüyor ve dijital ölçümleme için bir dünya standardı haline gelmek için çalışıyorlar. Ürün, tüm trafik kanallarını analiz edebilme yetisi ile ön plana çıkarken, pazarlamacılar, analistler ve sektör liderlerinin merak ettiği metrikleri kullanıcı dostu bir arayüz ile sunabiliyor. Başarılı araç, rakiplerinizin dijital pazarlama stratejisini kanal bazında analiz etmenize ve kendi stratejinizle karşılaştırmanıza olanak sağlıyor.

Açıklama: Liste yapılırken yukarıda da belirttiğim gibi içerik, yazının konusu ve ay içinde yazılan blog yazısı sayısı vs. dikkate alınmadı. Sorunuz olur ise bana (https://twitter.com/BurcinSORAYERDG) ulaşabilirsiniz.

Bu değerli çalışmayı yapan Burçin ŞORAY ERDAĞ  hanıma teşekkür ederim. Ekrem Öztürk