Genel

İşsizlik kaygısı yaşadınız mı..?


İşten çıkarılan bir çalışana, “iş akdiniz sona erdirildi” dediniz mi..?
Dediğinizde yüz ifadesine baktınız mı..?
Bir insana ne iş yapıyorsun diye sorduğunuzda, “işsizim” dediğinde ne hissettiniz..?
Bir çocuğun, “babam işsiz” dediğinde, içiniz yandı mı..?
Yaşamayan, bilmeyen ve hissetmeyene, “işsizlik” sekiz harften ibaret bir kelime, bilen için önce derin bir iç çekiş, sonrası büyük bir kaygıdır.
Ya siz…
Bir gün işsizim demeyeceğinizden emin misiniz..?

#ekremozturk #işsizlik

Genel

Ne güzel bir gurur..!


Koronavirüs salgınında geliştirdikleri aşı birçok ülkede kullanılmaya başlayan BioNTech kurucu ortağı ve CEO’su Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci’ye Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verildi.

Dr. Özlem Türeci ve Prof. Uğur Şahin’e verilen Liyakat Nişanı, başta Türkiye’yi ve Almanya gibi pek çok ulusu aynı anda gururlandırdı.  Çünkü liyakat (uygunluk, yaraşırlık) evrenseldir, uluslarüstüdür.

Bununla ilgili Linkedinde yaptığı video paylaşımı büyük bir ilgi gördü. Bir günde 11.942 beğeni, 288 yorum ve 264.495 görüntüleme ile Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci’ye Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verilmesi takdir edildi.

Ancak, değerli bilim adamlarımızın Almanya’da, eğitim almaları, böylesine bir önemli bir çalışmaya destek bulmaları ve başarmaları bir tarafa itilerek, bazı takipçilerim (Eğitimli- Unvan sahipli) tarafından eleştirildiler.

Bu eleştirilere cevap vermek sonucunda bir uzman olmayı ve  tartışmayı gerektiriyor.  Alanım olmayan bir konuda, alanın uzmanları ve çoğunluğu yaklaşımına bakıyorum. Pandemi de aşı yaptırmayan ülke yok gibi ve en önemli aşılardan biri bu iki değerli bilim adamımız tarafından üretildi. Bugün için doğru bir buluş ve takdir gerektiriyor. Yarın sonuçlar farklı olursa onu ben bilemem. Temennimiz sonucunda güzel ve insanlık için faydalı olmasıdır.

Bu eleştirilerden bazılarını (isim kullanmadan ve düzeltme yapmadan) buraya taşımak isterim.

  • Türkiye’de hangi görevdeler acaba?
  • Alman vatandaşı hocaları tebrik edelim. Ama Türkiye için önemi nedir? Aşılar bize geliyor mu! Hocalar Türkiye de üretim yapıyor mu?
  • Utanç duyması gereken Türkiye değil en ufak zorluk da kendi çıkarları için bu ülkeyi terk edenlerdir. Benim gözümde elinde fırsat varken bu ülkeyi terketmeyerek mücadele eden veya ülkesinin gelişmesi için yurt dışında öğrenip ülkesinde gelip öğrendiğini öğretendir unutmayın batan gemiyi ilk terk eden faralerdir kolay yolu tercih eden kaçanlar da benim gözümde budur.
  • Türkiye için utanç verici adam 4 yaşında Almanya’ya babasının yanına gidiyor ve Alman vatandaşı olarak büyüyor Türkiye ye gelmek yada dönmek burada çalışmak gibi bir girişimimi olmuş hayır Cem Özdemir ne kadar Türk se oda o kadar Türk işte bunu niye Türkiye’nin bir ayıbı imiş gibi yorumluyorsunuz nedir bu kendi vatanını hakir görme sevdası adam bir başarıya imza attı tebrik ediyoruz.
  • Birde onlar TÜRK ama madalyayı ALMANLAR takıyor. Biraz düşündürücü değil mi ?
  • Oynanmis algilarin sundugu saniyelik gurur yanilsamasi. Gurur verici olmasi icin bu asinin tum dunyaya ucretsiz dagitilmasi gerekirdi bu da o zaman onlari bilim insani yapardi. Benim bu videodan izledigim ekonomik istahlari kabarmis zavalli insanlar.
  • Aynen senin için değil ama Almanya için büyük gurur.
  • Aslında bizim açımızdan pek de büyük bir gurur değil; ha ne dersiniz?
  • Corona virüs ailesinin aşısı olmaz. Olsaydı Grip ortadan kalkardı. Bu tür medikal buluşlar patent ile para kazandırır ama halk sağlığına katkıda bulunmazlar. Verilen madalyanın gerekçesi ekonomiktir, medikal değil.
  • Olay Alman ekonomisine yüksek bir katma değer kazandırmış iki Türk asıllı uzmanın Alman siyasetçileri tarafından ödüllendirilmesidir. Bununla isteyen istediği kadar gurur duyabilir.
  • Verilen Ödülüm sebebinin Politik olduğunu düşünüyorum. Ingiliz Aşisini,Rus yada Çin aşısıni bulan kisiler hakkinda bu tarz bir propaganda yapilmadi. Asiyi bulan Alman asilli birisi olsaydi, muhtemelen yine aşı üzerinde çalışan bilim adamlari çok fazla gündeme getirilmezdi.
  • Gelde yorum Yapma .!!! Şuna Dikkat Etiniz mi ? Merkel bilim insanlarının arkasindan yürüyor. Rol calmak yok, gosteri yok. Iki bilim insani Merkel oturmadan yerlerine oturuyorlar. Hönküre hönküre konuşan, etrafa aşağılık duygusunu bastıracak kibirle bakan kimse de yok. Ve devam ediyorum ; Yurtdışındaki Türk bilim insanlarının başarılarının Türkiye’ye bir katkısı yok. Boş yere gurur duyacağımıza bu insanlara neden Türkiye’de de aynı bilimsel faaliyet ve yaşam imkânlarını sunamıyoruz diye oturup düşünmemiz lazım. Bu çalışmaların Türkiye’de de yapılmasını sağlayacak şeyler için düşünmemiz lazım. Dünyanın öbür ucundaki bilim insanının etnik olarak Türk olması, başka bir milletten olmasından daha fazla anlama sahip değil.
Genel

İşsizlik yok, İş begenmemezlik var


İşsizlik yok, İş begenmemezlik var söylemi iyice benimsenmeye başlandı sanırım.
Bugün gelen bir iletide, bir işletme sahibi bu söylemi haklı çıkarmaya çalışırken, beni eleştiriyor ve diyorki;
Dün cafeye yeni bir garson başladı ve bugün işe gelmedi. Hani yeni mezunlar iş bulamıyor diye sürekli yazıyorsun ya…
Lisans Tarih Bölümü mezunu ve günde on saat çalışmanın karşılığında kırk TL vermekle övünürken, yeni mezun gencimizi yerden yere vuruyor.
Evet..!
Köle düzeni bir çalışma sisteminde, Tarih Bölümü mezunu iş beğenmez.
Alan ve insanlık dışı bir işte, yeni mezunların çalışmak istememesini kimse eleştirmemelidir.
Alanında iş verin, beğenmezlerse ağzınız dolusu konuşun…
Aksi halde, yardımınız yoksa susunuz…

İnsan Kaynakları

İK Profesyonelleri ve Bloggerlar ile yapılan, 34 röportaj e-kitapta sizlerle!


İnsan Kaynakları, günümüz dijital dünyasında yoğun ve hızlı teknolojik değişimlerden en fazla etkilenen alanlardan birisi olup, çalışma hayatının yönetilmesinde önemli rol oynamaktadır.


İK Bloggerları İK’ya ve hayata dair kendi pencerelerinden gördüklerini, farklılıklarını ortaya koymak suretiyle bloglarında paylaşmaktadırlar.

Böylesine önemli bir çalışmayı gerçekleştiren değerli meslektaşım Serpil Türkmen; “İK Profesyonelleri ve Bloggerlar ile Mini Röportajlar” projesine, İK Profesyonellerinin kişisel, mesleki ve bloggerlık deneyimlerinin günümüze ve geleceğe yansıtılmasının faydalı olacağı düşüncesiyle karar verdiğini belirtti.

Serpil Türkmen; Röportaj projesi ile İK mesleği, çalışma hayatı ve Bloggerlık konusunda merakı ve ilgisi olanlar ile İK Profesyonelleri ve Bloggerların karşılaşmasını sağlamayı hedefledim.

Yazıyı Görüntüle

Röportaj projesine katılan İK Profesyonelleri ve Bloggerların, İK mesleğine ve bloglarına dair yolculuklarını samimi bir şekilde paylaşarak İK’ya ve insana yararlı bir dokunuş yaptıklarına, ilham verdiklerine inanıyorum dedi.

Mesleklerine ve Bloglarına gönül veren 34 İK Profesyoneli ve Blogger ile 2020 yılında dört ayrı bölüm halinde yaptığım röportajlar bu e-kitapta sizlerle…

Projenin başlangıcından itibaren destek olan, röportaja katılan İK Profesyonelleri ve Bloggerlara ayrı ayrı gönülden teşekkürler…

https://serpilturkmen.wordpress.com/2021/03/15/ik-profesyonelleri-ve-bloggerlarla-yapilan-34-roportaj-e-kitapta-sizlerle/

Genel

Hastane İnsanları


“Hastane İnsanları” tanımlamasını çok beğendim. İlk kez duyduğumu itiraf etmeliyim. Kamu Hastanelerinde yirmi altı ay kadar İdari Hizmetler Başkanı olarak görev yaptığım sürede, “Hastane İnsanlarını” daha iyi tanıma fırsatı buldum. Hastane sürecinde işin ağır yükünü çekenlerin başında Hekim ve Hemşireler görünse de aslında süreç içinde yer alan, her Hastane çalışanının farklı ve önemli bir rolü bulunmaktadır.

Aslında her pozisyon birbirini tamamlıyor. Birinin olmadığı yerde süreçte ciddi sorunlar yaşanabiliyor.

Hekimler ile yardımcı sağlık çalışanlarının rolü çok belirgin ve bilinen bir gerçektir. Bununla beraber diğer çalışanların (İdari ve Destek Personeli, Mühendis ve Teknisyenler vs.) tamamının rolü çok önemlidir.

Acilde gece nöbette, olan bir güvenlik çalışanı, hasta karşılayan çalışanlar, temizlik personeli gibi geri planda çalışanların rolleri de hiç azımsanmayacak kadar önemlidir.

Yani “Hastane İnsanları” kavramının, tüm Hastane çalışanlarını içine alan güzel bir tanımlama olmuş.

Bundan sonra bende, “Hastane İnsanları” tanımını kullanacağım.

Tüm, “Hastane İnsanlarına” selam olsun…

Genel

Linkedin kullanıcı sınıfları


Yıllarca Linkedin kullanan biri olarak, profilleri kısaca  sınıflandırmak istedim.
1. Grup: Patronlar, Ceolar, Genel Müdürler, Üst düzey Danışmanlar ve Üst düzey  kamu yöneticileri …
Sadece paylaşırlar, kendi aralarında beğeni yaparlar. Diğer takipçilerini takip etmezler, beğeni yada yorum yapmaya tenezzül etmezler. İş arayan yada öğrencilerin mesajlarını okumazlar. Neden linkedinde oldukları merak konusudur.
2. Grup: Müdürler, Akademisyenler, Danışmanlar, Mühendisler, Uzmanlar, Orta kademe kamu yöneticileri …
Paylaşım ve yorum yaparlar.  Daha çok tanınmak, çevre kazanmak ve paylaşımlar ile hem beğeni kazanmak ve fayda sağlamak isterler.
İş arayanlar ve öğrencileri vakitleri olduğunda ve işlerine geldiğinde muhatap alırlar.
3. Grup: Kariyer yolculuğuna yeni başlamış, İş değişikliği hedefleyen, İş arayanlar ve Öğrenciler…
Paylaşım yapmazlar, paylaşım yapanları takip ederler, beğeni yaparlar ve bazen yorum yazarlar.
İş bulma, staj yapma ümidi ile 1. ve 2. gruba mesaj yazarlar. 1. Grup hiç geri dönüş yapmaz, 2. Grup içinde daha duygusal bakanlar yardım etmeye çalışırlar.
Bu grup pandemi döneminin en mağdurları olarak bir umut ışığı arama çabasına devam ederler.

Yoruma eleştiri veya eklenti yaparsanız memnun olurum.

Yaşama Dair

İnsanları değiştirmeye takmak beyhude


Aklınızı, insanları değiştirmeye takmak beyhude…
ve sizin zamanınız çok kıymetli,
Öyleyse ne yapalım?
Sevin.
Hep sevin.
Dönün, dolaşın, yine sevin.
Eşinize, çocuklarınıza, ana-babanıza, akrabalarınıza, komşularınıza, yolda gördüklerinize, çiçeklere, böceklere, kuşlara, kedilere, köpeklere karşı içinizde bir sıcaklık olsun.
Ve saklamayın bunu, sıcaklığınızı hissetsinler.
Sevginin olduğu yerde menfaat olmaz, kötülük olmaz.
Sevginin getirdiği gücü küçümsemeyin.
Sevgi, mutluluğunuzun anahtarı…
***
İyilik yapın.
İyilik için karşınıza çıkan her fırsatı değerlendirin.
Ama ertesi sabah yaptığınızı unutun.
Karşılık bekleyerek ya da beklentili bir iyilik, zaten iyilik değildir ki…
Sizi mutsuz bile eder.
Çünkü karşınızdaki kişi beklentinizi yerine getirmezse hayal kırıklığı yaşayacaksınız.
Ne lüzumu var!
Mutlu ettiğiniz bir insanın teşekkürle bakan bir gülüşü, bir dokunuşu ya da bir duası yetmez mi?
Hangi karşılık bundan değerli?
Kalbiniz sevgi, saygı, iyilik dolu, düşünceleriniz berrak olsun…