Bazı Hesaplar Ahirete Kalır

Cennet değil… Ahiret.
Ebru Gündeş’in Cennet şarkısını dinlerken bir an aklımdan geçti: “Cennet” yerine “ahiret” deseydi acaba ne değişirdi? Sonra düşündüm…

Belki de çoğumuz, farkında olmadan hayatımızın bir yerinde umudumuzu ahirete bırakıyoruz.
Çünkü dünya her zaman adil değil. Bazen gözümüzün önünde bir haksızlık oluyor; sistem görmüyor, hukuk yetişmiyor, insanlar susuyor. Senin de hesap soracak gücün, imkânın veya zamanın yok. İçinden sadece şu geçiyor: “Ahirette görüşürüz.”
Bazen emeğini veriyorsun, kimse görmüyor. Bir iyilik yapıyorsun, karşılığında teşekkür bile gelmiyor. Bir insanın hayatına dokunuyorsun, ama senin hayatına dokunan olmuyor. Kimse takdir etmiyor. O zaman insan kendi kendine “Allah biliyor” diyor ve belki de en büyük tesellisi şu oluyor: “Karşılığını burada alamadıysam, Allah ahirette verir.”
Bazen hakkın yeniyor. Bazen söylediğin doğru, ama duyulmak istemiyor. Bazen iyi niyetin saflık sanılıyor; dürüstlüğün kaybetmek, susman olgunluk, itiraz etmen problem çıkarmak olarak görülüyor.

Ve insan yine aynı yere dönüyor: “Ben Allah’a havale ettim.” Bu cümle bazen öfkenin, bazen çaresizliğin, bazen sabrın, bazen de teslimiyetin cümlesi oluyor.
Ama ahirete bıraktığımız şeyler yalnızca hesaplaşmalar değil; dünyada karşılığını bulmayan iyiliklerimizi de oraya bırakıyoruz.

Bir annenin kimsenin görmediği fedakârlığını… Bir babanın ailesi için sessizce katlandığı sıkıntıları…

Bir insanın kimse bilmeden yaptığı iyilikleri, kimsenin fark etmediği sabırları, söylenmeyen teşekkürleri, görülmeyen emekleri, tutulan gözyaşlarını ve bazen sadece Allah’ın bildiği niyetleri… Hepsini oraya bırakıyoruz.
Belki insanın ahirete olan inancının en güçlü taraflarından biri de burada saklı. Dünya yarım bırakabiliyor, insanlar yarım bırakabiliyor, adalet mekanizmaları bazen yetişemeyebiliyor. Bir iyiliğin karşılığı bu dünyada hiç gelmeyebiliyor. Ama insan inanıyor ki hiçbir şey gerçekten kaybolmuyor: Ne yapılan iyilik, ne çekilen haksızlık, ne gösterilen sabır, ne de kimsenin görmediği bir fedakârlık…
Bu yüzden bazı insanlar hayatın sonunda ellerinde kalanları değil, Allah’a bıraktıklarını taşıyorlar. Belki de “Allah’a havale etmek” sadece bir öfke cümlesi değildir; bazen insanın “Benim gücüm buraya kadar. Bundan sonrasını Allah’a bırakıyorum” deme biçimidir.

Ve belki de insanın en büyük tesellisi; dünyada karşılığını bulmayan her şeyin ahirette mutlaka aynı biçimde karşılık bulacağını değil, Allah’ın hiçbir şeyi görmezden gelmeyeceğine inanmaktır.
O yüzden şarkıda “Cennet” deniyor ya… Ben bugün onu biraz değiştirdim: Cennet değil… Ahiret.
Çünkü bazen insan sadece cenneti ummaz. Hakkını, adaletini, karşılığını, sabrını, iyiliğini ve söyleyemediği bütün cümleleri de ahirete bırakır ve sonra yoluna devam eder. Çünkü bilir: Bazı hesapları insan göremez, ama Allah bilir.

Yorum bırakın