İnsan Odaklı Yönetim


İnsan kaynakları yönetiminde sürekli olarak, “insana farklı bakış” diyorum. Alanım ile ilgili süreçleri ve bu süreçlerde yer alan insanlar çok önemli. Aslında tüm insan kaynağı, yer aldıkları süreçler, yaptıkları görev ve sorumlulukları çok önemli.

Ama biz yada başlangıçtaki ben, bloğum gerekse sosyal medyadaki diğer platformlardaki yazdıklarım genelde insan kaynakları süreçleri ile ilgiliydi. İnsan kaynakları alanına giren konular ile yaptığımız paylaşımlarda, insan kaynağımızı bilinçlendirmeye, yön çizdirmeye yada yol göstermeye çalıştım.

Dünyanın insan için yaratıldığına inanan biri olarak, dünyanın doğası, diğer canlıları çok önemlidir. Ancak, insan olmazsa çokta anlamı yok diyorum.

Öyle ise her şeyin insan için olması önceliğimiz olmalıdır. Buradan yola çıkarak, insan kaynakları uzmanından “insana farklı bir bakış” deyimini kullanmamdaki temel gaye önce insana, insan olduğunu ve insanın taşıması gereken esas özellikleri hatırlatmak ve yaşatmaktır.

İnsani değerlerden uzak ama bir alanda çok bilgili ve çok başarılı olsanız da ne ifade eder.

İnsan kaynakları alanında eğer insani değerler ile yönetilen bir süreç oluşturmaz iseniz başarınız belli bir yere ve sınırlı olacaktır. İnsan seçiminde nasıl ki, tek tercih mesleki yeterlilik olmadığı gibi insan yönetiminden daha farklı isimler ile ortaya konulan yönetimler olmamalıdır.

İnsani yönetim adı belki en anlamlı bir seçim olabilir. İnsani yönetimin içinde en önemli süreç duygunun yönetimi olacaktır. Çalışan da duyguyu yönetmeyi başaranların, diğer süreçleri yani insanı her alanda daha kolay yöneteceğine inanıyorum.

İnsani Yönetime kafa yormaya ne dersiniz…?

HR BlogMix


25 yıla dayanan bir İnsan Kaynakları deneyimini yaşıyorum. Aslında ben bir alaylı ve taşrada yaşayan bir İnsan Kaynakları gönüllüsüyüm. Yetiştiğim kuruluş, destek ve eğitim aldığım insanlara bakınca kendimi çok şanslı hissediyorum.

Geldiğim yaş, edindiğim tecrübe ve bilgi düzeyine baktığımda, bu alanı (İK) daha iyi değerlendirip, daha çok katkı sağlayabilirim diyorum. Personel yönetimden, İnsan kaynakları yönetimine geçişte (tam olarak sağlanamadı) yaşadığımız zorluklar, farklı yaklaşım ve düşünceler ile bugün çok farklı bir yere geldik.

Başlangıçta alan az olan uzman insan sayısı ile birlikte, bu insanların birbirini tanıması ve birbiri ile iletişim kurmada zorluklar vardı. Bugün gelinen noktada, iletişim araçlarının hızla gelişmesi ile birlikte, alandaki insanlar birbirini tanıyor ve kolay iletişim kurabiliyor.

İnsan kaynakları alanında uzman olan, özellikle blog yazanları tanımamızda, PERYÖN tarafından yapılan İK Blog Ödülleri (Usta Öğretici seçilmiştim), Mühendisin İK’sını yazan Ceren Bandırma ve bunu devam ettiren Artemiz Güler’in çok büyük etkisi oldu. Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bugün İnsan Kaynakları bloglarını takip ve ilgililerine sunan bir başka ortam daha bulunuyor. Alanımızın değerli uzmanlarından Hasan Baltalar tarafından yönetilen, HR BlogMix …

HR BlogMix, alanımızda yazılan tüm yazıları twitter’a taşıyan ve paylaşan bir ortam. Sevgili Hasan Baltalar’ın fedakarlık yaptığı ve insan kaynakları alanına ilgi duyanlara sunduğu bu değerli emeği yazmak istedim. Azda olsa, çok tanıdığıma inandığım bu güzel insana bu vesile ile teşekkür etmek istedim. Emeğine sağlık, sevgili Hasan Baltalar….

İnsan Kaynaklarımı…?


Yıllar önce bu anımı paylaşmıştım. Yirmi yılı geçen bir süre sonra, İnsan Kaynakları Yönetiminin nereden, nereye geldiğini düşününce hatırlatmak istedim. Hangi işle uğraştığımı söylediğimde, Metal kaynağı duymuştum ama insan kaynağı hiç duymadım” demişti bir büyüğüm.

O zaman kendisinin cehaletine vermiştim ama şimdi ona da hak vermiyor değilim.

Lütfen, beyninizdeki insan kaynakları kavramından bir an sıyrılıp siz düşünün, insan kaynakları dendiğinde aklınıza ne geliyor..?

Kaynak kelimesi Türkçe’de bir şeyin diğeri ile birleştirilmesi anlamını öyle kazanmış ki, insan ile birleştiğinde anlamsız geliyor. Aslında kastedilen bir nevi üretimde kullanılan hammadde kavramı ama ilk akla gelen o değil.

Düşünüyorum da, ülkemizde personelden insan kaynaklarına geçiş sürecinin hala devam etmesine neden bu mu acaba..? Belki insan ve kaynağın bir araya gelmesine, işletme sahipleri ve üst düzey yöneticiler bir anlam veremediler. Zaten pek çok işletme ismini değiştirse de halen personelcilik yapıyor. İnsan Kaynakları alanında yüksek eğitim veren Üniversiteler hala Personel Departmanlarının adını İnsan Kaynakları olarak değiştiremediler.

Yanlışmı?

Şimdi diyoruz ki ve denilmektedir ki, “kaynak” yerine “değer” kullanalım ve insan değerleri’ ne geçelim. Yana benim diğer bir önerim, “İNSANİ YÖNETİM” olsun.

Belki o zaman hem işletmeciler, hem üst düzey yöneticiler, hem de halktan insanlar ne denilmek istendiğini daha iyi anlayabilir. Düşünsenize’ İnsani Yönetim denilen bir isimle insanları yönetiyorsunuz. İçeriğinide önce insan ve insana verilen değerle dolduruyorsunuz. İnsan değerleri yada insani yönetim [ şu andaki adıyla insan kaynakları ] departmanları, çalışanları yönetiyor.

Pek çok yerde hesaplanmayan insan verim kaybını önleyecek, iç müşteri sadakatini sağlayacak ve işletmeye vizyon katacak bir güç olacak. Çalışanlar işe alınma sürecinden, emekliliğe kadar olan süreci insani değerler ile tamamlayacak.

Siz ne dersiniz, ne düşünürsünüz bilemiyorum.

Haydi şimdi bir adım ileri giderek, insanların [ çalışanların ] değerini bilelim, onlara gereken değeri verelim ve hatta değer katalım.

İnsani Değerleri/İnsani Yönetim Departmanı‘mızı daha aktif hale getirelim

İnsan Kaynaklarında, fanteziye gerek yok!


Aslında yazının başlığını, ‘’Anlamak’’, İnsan Kaynaklarının en önemli özelliğidir diye yazmıştım. Ancak aşağıdaki yorumları, yorum yapanların pozisyonlarını okuyunca yazı başlığını değiştirdim. Aslında yorumları paylaşıp, insan kaynakları ile ilgili bu konudaki eleştirileri çıkarmak, bunun karşılığında meslektaşlarımın yorumlarını da değerlendirmeyi düşünmüştüm. Ancak yorumlara, eleştirilere, İK’ya dıştan bakışlara, İK’cı arkadaşların savunmalarına bakınca pes dedim.

Sosyal medyada tartışılan bir paylaşımı okudum ve insan kaynakları ne kadar anlayışlı olmak ve anlamak ile sorumludur diye düşündüm. İçinde ‘’insan’’ kelimesinin olduğu bir sürecin dinlemeyi bilmesi, anlayışlı olması, hoş görmesi, anlamaya çalışması, duygudaşlık yapması gibi kavramları itelemesinin mümkün olmayacağını tartışmaya bile gerek yok.

Tartışmaya konu olan paylaşım:

‘’İş arayanlar gözü kapalı o kadar çok ilana başvuru yapıyor ki; işveren temsilcisi olarak nitelikleri uygun adayları göremiyoruz bile… sonra ik çalışanlarına dönüş olmadı diye kızmasınlar boşuna, sen önce kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil! kalkıp Bellboy ilanına 28 yaşında İşletme mezunu iş arayan bayanım diyerek başvuru yapıp olumsuz da olsa dönüş bekliyordum deme! Sevgiler’’

İyi niyetle yazılmış olduğuna inandığım ve içerisinde uyarılar olduğu gibi kendi zorluklarını da anlatmaya çalışan bir niyet varlığı da söz konusu diyebiliriz. Ancak amacını aşan bir cümle var ki, kötü niyetle düşünüldüğünde bir insan kaynakları çalışanı bunu demez, diyemez diye itiraz edilir. Paylaşımı yapan birde üst düzen insan kaynakları yöneticisi ise söylenecek söz kalmaz.

‘’sonra ik çalışanlarına dönüş olmadı diye kızmasınlar boşuna, sen önce kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil!’’

Paylaşımı yapan meslektaşım ‘’kişisel görüşümü belirterek adayların bilinçli olması yönünde şahsi serzenişimi yaptım’’ deyince aslında çok yorum yapmaya gerek yok. İyi niyetle yazılmış ama maksadını aşan bir ikaz diyerek geçiştirmek doğru olacaktır. Lakin bu paylaşıma yapılan yorumları incelediğimde bu konuyu geçiştirmek yerine ders çıkarmakta gerek diye düşünüyorum.

Daha öncede bir yazı konusu olarak İnsan Kaynakları alanına fantezi yapmaya gerek yok diyorum. Bizim ülkemiz bu, insan kaynağımız bu, işsizlik sorunu bu, İK’cılarımız bu deyip gerçeklerimizi kabul edip buna göre İnsan Kaynaklarını Yönetimini yeniden şekillendirmeliyiz.

Bu paylaşım konusu ile ilgili yazacağım bir cümle olur. ‘’En önemli varlık, en kıymetli yaratılan ve tüm nimetler sunulan, İnsan! İnsan Kaynakları alanında çalışanlar, çalışma konuları olan insanları çok iyi tanımalı, anlamaya çalışmalı ve anlamalıdırlar. ‘’

 

Yorumları incelediğimde dikkat çekenler:

  • Fizik kimya mezununu İK ya, makine mühendisini idari işlere, fen bilgisi öğretmenini muhasebeye alan (böyle çok örnek var) Türk işgücü piyasasında maalesef iş gören adaylarının bu şekilde başvuru yapması pek anormal olmasa gerek.
  • Türkiye şartlarında mesleğini yapabilen çalışan sayısı epey az. İK olması gereken bir bölüm ama keşke işveren kadar çalışan ihtiyaçlarını da gözetseler..
  • İnanılmaz derecede komik is başvuruları ile karşı karşıya geliyoruz. Üniversite döneminde tek kitap okumayan okul bitince ne olacağını bilmeyen hiç bir eğitim sertifika programına katılmayan kişiler evet yönetici sorumlu mudur sıfatını fazlasıyla yakıştırıyorlar kendilerine. (İK)
  • İnsanları görüşmeye çağırıp sonra biz size olumlu veya olumsuz haber vereceğiz diye söyleyip hiçbir dönüş yapmamak ne peki…
  • İnşaat mezunu hastane kalite direktörü. Elektrik mezunu hastane insan kaynakları. Müdürü oluyorsa çok ta bir şey beklememek lazım çünkü Biz Türkiye de yaşıyoruz. (İK)
  • Ülkenin sosyal ve ekonomik durumu düşünüldüğünde is bulmak çok önemli. Bir sure is bulamayan kişiler artık over qualifated olacaklarını bildikleri isler için bile başvuru yapıyorlar. Tabi ki bu durumlar IK personeli için eleme unsuru.
  • Aslında şikayetler başvurucu süreciyle ilgili değil, daha çok mülakattan sonra ” biz sizi arayacağız” deyip, dönmemeleriyle alakalı.
  • Ayrıca açılan pozisyonlarda insanlar o derece çaresizce başvuru yapıyorlar ki … Belki işveren olarak empati kurmak gerekebilir. Bazen gelen öz geçmişleri daha kriterlere uygun yönlendirme yapmakta bence önemli… Ben ik uzmanı değilim. Sadece düşüncelerimi yazıyorum. Sektörümüzde kalifiye eleman bulmak eminim zor fakat ne olsa yaparımcı yapan yine işe girdikten sonra her türlü iş yükünü insanların iş tanımlarına yükleyip sonra tek bir alanda uzmanlaşmasını beklemek bence yani bu ne iş arayanın ne sizlerin suçu. Suç bence 3 kişilik işi 1 kişiye yükleyen kurumsal yapılarda…az insan gücü çok iş diyen patronlarda   Umarım bu yazıdan sonra kovulmam:)
  • Bu açık ve net ulkenin ayibidir. | Bu nahos durum , yani cay servisi icin ingilizce bilen bakimli bayan araniyor ilanina erkek aday basvuruyorsa. Bu tamamen insanların IK hizmetlerinede artik guvenemedigi, ciddiye almadigi yonunde bir kaygiya sebep olmaya basladi . Yani ik uzmanlari alakasiz basvurulardan sikayetci, adaylarda is arama surecindeki 400 basvurudan sadece 14 unun goruntulenmesinden sikayetci! Az istihdam , dusuk butce ve super kahraman arayisi ulkede issizligin bunaltici seviyelere gelmesine sebeb oluyor. Bazi adaylar cadde cadde gezip is aramanin internetten aramalara gore daha verimli oldugu kanaatinde. Durum kisaca bundan ibaret.
  • Allah bilir o belboy ilanını nasıl abartmışsınız ki işletme mezunu biri belki bişi çıkar diye başvuru yapmıştır kesin birde onu ingilizce yayınlamışsınızdır. :))
  • Ben bakıyorum ilanlara adamlar öyle şeyler istiyorki sanki Nasa ya adam alıyorlar birde piyasa nitelikli personel çok olmadığı için insanlar başvuru yapıyor nitelikleri tam uyumasada
  • Çoğu ik yöneticisi sadece kotayı doldurmak için Görüşmeler yapmayı bırakır,iş verenin menfaatlerinin yanı sıra çalışanına da değer verip haklarını savunmaya başlar ise belki ilerleme sağlayabiliriz
  • Allah kimseyi işsizlikle sınamasın. Uzun süre işsiz kalınca insan ne yapacağını bilemiyor. Tuzu kuru insanların ahkâm kesmesi çok kolay. Copy paste ilan vererek olmuyor bu işler
  • 28 yaşında bir bayan belboy ilanına başvuruyorsa kişiyi değil çaresizliği sorgulamak lazım!
  • işletme mezunu 29 yaşında bir kadının bellboy ilanına başvurusunu alsam ”kim olduğunu bil” diye kızacağıma ”ne hale geldik” diye oturup üzüntüden ağlardım muhtemelen. Sevgiler.
  • Ülke gerçeklerinden çok uzak, empatiden yoksun bir bakış açısı..!
  • meslektaşı olarak çok iyi anlıyorum. Bizler iş görüşmesi için aradığımızda nelerle karşılaşıyoruz bir bilseniz..? Yeriniz neredeydi? Otobüs çok bekleniyor oraya..! Kaç para maaş vereceksiniz? Daha neler neler.. Hangi pozisyona ne için başvurduğunu bilmeyen adaylar.. sonrasında söz verdiği halde iş görüşmesine gelmeyen adaylar.. Siz o gün için başka bir bölümün müdüründen zorla randevu almışsınızdır. Aday sizin ne duruma düşeceğinizi düşünmez.. canı görüşmeye gelmek istemez ve gelmez..! (İK)
  • Aslında bu başvurular bilinçli ve tepki veren bir bilinç ile yapılıyor. Bunun nedeni ise; 1-iş bulmada yaşanan zorluklar 2- işgören ilanlarındaki uçukluk 3-referans dayatması 4-deneyim dayatması vs..
  • Micro yerine Macro bakis acisiyla bakarsaniz, sikayetci oldugunuz husus bu ulke de sonu gelmeyecek bir husus. En dogru adayi dogru pozisyonda degerlendirmek sizin ve meslektaslarinizin hedefi oldugundan kimsenin suphesi yoktur. Sadece IK tarafindan degerlendirmeyip, basvuru sahipleri tarafindan da degerlendirilse herhalde bahsetmek istediğiniz konu daha net olur. Empati kurmak gerekiyor sanirim.
  • İnsanların ne iş istediklerini iyi bilmeleri gerekiyor doğru ama şöyle de bi olay var cv sinde eğitimi işletme yazıyor diye alanı dışında bir yere başvuru yapmasının neresi yanlış ?
  • Çalışırken iş arayamıyor, çünkü kameralarla gözleniyor, hatta ik portalı şifresi çalınabiliyor. Oldu da çalışırken iş ararsa “Neden bu kadar iş değiştirdiniz?” deniyor. O aradığınız kalifiye eleman da, yurt dışına çıkıp, sizi bu LinkedIn tartışmalarında gülerek izliyor. Son olarak da şunu eklemek isterim. TÜRKİYE’DE MÜKEMMEL BİR İK YAPISI VAR; AMA İŞSİZLER SUÇLU, ÇOK SUÇLULAR HEM DE. (İLKOKUL MEZUNU BELEDİYE İŞÇİSİ 2.600 -4000 TL ARASI MAAŞ ALIYOR, BUNU DA EKLEMEDEN EDEMEDİM.
  • Bir pozisyona, o pozisyonla alakasız başvuru gelebilir. Kişinin canı sıkılmıştır, yanlış ilana tıklamıştır…vesaire. Bunu bir çözümmüş gibi sunup, şikayet etmek neyi çözüyor? Hiçbir şeyi çözmediği halde, işsiz insanları üzüyor ve yaftalıyor. Empatiden, anlayıştan, halden anlamaktan son derece yoksun. Her şey mükemmel de, iş arayan mı suçlu? Ben bunun sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bir çözümü de yok bu işin; ama insanları iş sahibi olunan bir yerden, işsizliği ile üzmek doğru değil.
  • İnsanların çaresizlikten “ne iş olsa yaparım” düşüncesinde olduklarını da unutmayın !! İşsizlik çok yüksek oranda.. Doğru yönlendirme hiç bir alanda yok.. Buna maalesef eğitim hayatımız da dahil. Daha anlayışlı olmak gerekiyor diye düşünüyorum..
  • 15 yıldır turizm sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Evet bu meslek zor bir meslek. Ancak hiç birimiz doktor, mimar, mühendis değiliz. Ya da atomu parçalamıyoruz. Yaptığımız işi abartarak sadece kendimizi kandırıyoruz. Bir bellboy pozisyonu için çok iyi derecede İngilizce bilen nedir ya ? Misafirle petroldeki bu düşüşün piyasalar üzerindeki etkisi üzerine sohbet mi edecekler ? Bırakın bu ego tatminini. İK’CILAR Sİ DE O RAHAT KOLTUKLARINIZDAN BİRAZCIK KALKIN DA OPERASYONA BİR BAKIN. Otelde operasyon sizin sayenizde değil, elini 60 derece suya sokup kazan yıkayan steward, bir mesaide 16-18 oda temizleyen insanların sayesinde dönüyor.
  • Ülke durumu işsizlik değil tartıştığımız lütfen konuyu benim sayfamda başka yerlere çekmeyin. Yüzlerce gelen saçma başvurulara ve verim alamadığımız niteliği uymayan adaylara karşı uyarı ve serzeniş sadece. Olumlu sonuç almak için doğru kişinin doğru işe başvuru yapması gerekir, başvurduğu ilanı okuması gerekir aksi taktirde aylarca iş arar zaman kaybetmekten başka bir şey olmaz. Daha nasıl empati yapmak gerekir Net olduğumu düşünüyorum ve adayların okuyarak başvuru yapmalarını böylece olumlu dönüşlerin ve tekliflerin çoğalacağını istedikleri işe kavuşacaklarını umuyorum.
  • söylediklerinize kısmi olarak katılıyorum, fakat bu noktada sizin göreviniz gereği empati yapmalısınız. Burda biraz sitem ediyorsunuz biliyorum fakat tavrınız ve uslubunuz rencide edici. Bence sizde farkındasınız.. Isletme okuyup bellboy başvurusu yapsa bile sizde işinizi iyi yapan biri olarak doğru bir uslubla guzelce cevabını verebilirsiniz diye düşünüyorum.. Iyi çalışmalar dilerim..
  • “Olumlu sonuç almak için doğru kişinin doğru işe başvuru yapması gerekir, başvurduğu ilanı okuması gerekir aksi taktirde aylarca iş arar zaman kaybetmekten başka bir şey olmaz. ” yazılması gereken bu.
  • cv nizi inceledik diyip is tecrubeleri..oturdugu yer..egitim durumundan ik cilar is arayana degil “isveren temsilci”lerini eleatirmek lazim..bugun git yarin gel sacma sapan sorular..uc belirgin ozellik..uc sevdiginiz ozellik..uc sevmediginiz ozellik ve uc vakte kadar arariz diyip samimi gozukup yapmacik olan ik cilar !!! hepsi ayni degildir kesin ama bir cogu boyle yerinde yapilmadigi icin gereksiz goruluyorsunuz boyle is arayana laf atmak hic hos degil…eleme amacli koyduk o kriteri lafini cok duymus olabilirmi o insanlar o yuzden basvuruyor olabilirlermi!
  • havuza oluk oluk yağan sizin ”doğru” adayı bulmanızı engelleyen (!) başvuruların arkasındaki insanların hikayelerini de düşünüp ”kim olduğunu görevini ve ne iş yapabileceğini bil!” diyen bir tutumdan uzaklaştığı zaman ik bizim ülkemizde de değerli bir yere gelecek bir gün. hayatımda gördüğüm en acımasız tartışmalardan birinin içine girdiğim için kendi adıma çok üzgünüm. umarım en azından kendisi bu paylaşımı görmez.
  • 18 yaş olsaydı daha farklı düşünebilirdik dediğiniz gibi ama 28 yaşında gayet bilinçli ne yapmak istediğini bilen bireyler oluyor artık değil mi !? Ayrıca bu tarz kişilere uygun başka bir pozisyon varsa (çaresizlik işte demek yada ağlamak yerine ) yapabileceği bir işi öneriyoruz kendi sektörümüzde.

NOT: Yorumlar devam ediyor ve bununla beraber tartışmalarda sertleşiyor. Hakarete varan ve tartışmaları yapanların çoğunluğunun çok iyi pozisyonda olması ve işin acı tarafı birçoğunun insan kaynakları alanından olması daha fazla yorum eklemeyi bırakmama ve bu yorumlar ile ilgili değerlendirme yapmama engel oldu.

 

photo_74712_landscape_650x433

İK Blog Ocak 2016 Sıralaması


Büyük merakla beklenen İK Blog Ocak 2016 Sıralaması tablosunu aşağıda bulabilirsiniz:
Değerleme etikleri:
• Sayısal ve objektif analiz,
• Sıfır sübjektivite,
• Geçerli ve güvenilir algoritma,
• Katılım serbestliği,
• Hesap verilebilirlik.

Aşamalar:
1. Blogger listesi alındı (Ceren Bandırma‘ya teşekkürler.). Bu listede 204 İK Blog yer alıyordu.

  1. 204 İK Blog tek tek incelenerek 2016 Ocak ayında blog yazısı yazmayanlar, tarih belirtilmemiş olanlar, kurumsal olanlar ve sayfalara erişim sağlanamayanlar (31 Ocak 2016/Saat 13:30 itibarıyla) liste dışı bırakıldı. Aralık 2015 aktif blog sayısı 70 olarak belirlendi.
  2. 70 İK Blogun Alexa ve Similarweb kullanılarak dünya sıralamaları alındı. Her iki sıralamaya da girmemiş İK Blogları elendi. 51 Blog kaldı.

  3. 51 Blog, Alexa ve Similarweb sıralamasından hareketle tarafımca oluşturulmuş bir algoritma üzerinden 1’den 51’e kadar dizildi.

YG= Yeni Giriş

Ek Bilgi:
Alexa Nedir?
Google’ın henüz, siteleri sınıflandırma sıralama konusunda beceriksiz olduğu yıllarda, Alexa interneti en iyi derecelendiren araç olarak ön plana çıkıyordu. Haliyle de, bugün bile bakıldığında benchmark yapabilmek için derin analizler sunduğu yadsınamaz bir gerçek. Hangimiz, bir websitesi olup da, gün be gün Alexa sıralamasını izlemedi ki?Her ne kadar Google derecelendirme konusunda, bugüne kadar yaptığı güncellemelerle daha iyi bir konuma gelse de, Alexa, özellikle ücretli servisleri ile müşterilerine anlamlı analizler yapabilen araçlar sunmaya devam ediyor. Ölçülebilir sonuçlar konusunda takıntılı olan bir ekibin ürünü olan Alexa, stilden çok rakamlara önem vermesiyle, hala sıralama araçları arasında başı çekiyor.
Sıralama Nasıl Yapılıyor?
Siteye gelen tekil hit sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin gezdiği sayfa sayısı
Siteye gelen ziyaretçinin sitede durduğu süre
Yeniden siteye gelen ziyaretçi sayısı
Backlink sayısı
Sitedeki içerik sayısı
Sitenin güncellenme aralığı
Admin’in sitede paylaştığı içerik sayısı
Ziyaretçilerin siteye girdiği içerik sayısı ( yorum , paylaşım vs )
Sitedeki içeriklerin imlenme sayısı

Similarweb Nedir?
Online dünyada karar vermeyi kolaylaştırma misyonuna sahip İsrail merkezli bir girişim. 2007’de kurulmasıyla, nispeten genç bir şirket olsa da, SimilarWeb 8 yılda internet analiz araçları arasında kendine çok üst sıralarda yer bulmayı başarmış durumda. 40 milyon dolar toplam yatırımları, 220 çalışanlarıyla, tüm websitelerini ve mobil uygulamaları ölçümlüyor ve dijital ölçümleme için bir dünya standardı haline gelmek için çalışıyorlar. Ürün, tüm trafik kanallarını analiz edebilme yetisi ile ön plana çıkarken, pazarlamacılar, analistler ve sektör liderlerinin merak ettiği metrikleri kullanıcı dostu bir arayüz ile sunabiliyor. Başarılı araç, rakiplerinizin dijital pazarlama stratejisini kanal bazında analiz etmenize ve kendi stratejinizle karşılaştırmanıza olanak sağlıyor.

Açıklama: Liste yapılırken yukarıda da belirttiğim gibi içerik, yazının konusu ve ay içinde yazılan blog yazısı sayısı vs. dikkate alınmadı. Sorunuz olur ise bana (https://twitter.com/BurcinSORAYERDG) ulaşabilirsiniz.

Bu değerli çalışmayı yapan Burçin ŞORAY ERDAĞ  hanıma teşekkür ederim. Ekrem Öztürk

 

İK Blogları


1450762_10151983387278879_471764978_n

Personel Yöneticileri Derneği, İK Blog Ödülleri Kazananları listesinde, Usta Öğreticileri sıralamasında bana da yer veren değerli meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.
https://alicevatunsal.wordpress.com/ik-bloglari/

Peryön İK Blog Ödülleri Kazananları

peryon14

1- Zuhal Aslan Çiftçi – İKulis

2- Ali Cevat Ünsal – İnsan Kaynakları Amatörü

2- İbrahim Babadağı – Bana İş Bul

peryon13

1- Aydan Çağ – Çağın İnsan Kaynakları

2- Saygı Günenç – İK’ya Dair Her Şey

2- Müge Arslan – İnsan Kaynakları Günlüğü

İnsan Kaynakları Alanında Yazarlık Yapan Bloggerlar

Amatör

Ali Cevat Ünsal            https://alicevatunsal.wordpress.com

bıyık

Duayenler

İpek Aral                  http://www.kaynagiminsan.com

Banu Çakar             http://liderlikruhu.com

Cengiz Çatalkaya     http://www.yetenekvekariyer.com

İsmet Barutçugil      http://ismetbarutcugil.wordpress.com

Türker Baş              http://www.yeniik.com/blog

bıyık

Usta Öğreticiler

Ahmet Eryılmaz          http://www.ahmeteryilmaz.com/

Aydan Çağ                  http://aydancag.com

Artemiz Güler              http://artemizguler.blogspot.com

Can Büyükalkan         http://canbuyukalkan.com

Ekrem Öztürk             http://ekremozturk.com

Fatmanur Erdoğan     http://kariyeryolculugu.com/blog

Gökhan Yılmaz           http://gkhanyilmaz.wordpress.com

Müge Arslan               http://www.insankaynaklarigunlugu.com

Nedim İleri                   http://nedimileri.blogspot.com.tr/

Selin Yetimoğlu           http://selinyetimoglu.com

Türker Okay               http://turkerokay.com

bıyık

Ustalar

Ayşe Nazmiye Uça         http://hrpozitif.net

Burcu Yularcı                http://www.burcuyularci.com

Canel Gürgen                http://www.canelinakildefteri.com

Çiğdem Özdemir           http://cigdemozdemirevren.net

Coco Maya De Medina     http://hrkronikleri.blogspot.com.tr

Çiler Yıldız                    http://cileryildiz.com

Esra Kemer Tülü          http://www.ikpaylasim.com/

Funda İnkaya              http://www.fundainkaya.com/

Hasan Baltalar           http://hasanbaltalar.com/index.php?id=35

Hayati Arpacı               http://ikhayatiarpaci.wordpress.com

Merdiye Eker              http://www.merdiyeeker.com.tr/

Merve Karaalioğlu        http://hroad.wordpress.com

Tuğsel Akyol                 http://kirmizimerdiven.com.tr

Zuhal Aslan Çiftçi        http://www.ikulis.net

bıyık

Kalfalar

Ayşe Kirman                 http://yetisik.com/

Burcu Ertemli               http://turuncuik.blogspot.com

Ceren Bandırma           http://cerenbandirma.blogspot.com

Ceyda Anıl                    http://www.ceydaanil.com

Çisem Çalışkan            http://www.cisemcaliskan.com/

Duhan Gevren              http://duhangevren.blogspot.com.tr

Elif Koray                      http://gucumuzinsan.com

Elif Kağnıcı                   http://elifkagnici.com

Esra Sedef                     http://www.esrasedef.com

Ezgi Feda                      http://ezgifeda.com

Figen Arı                       http://figenari.blogspot.com.tr

Gülsün Müftügil           http://www.ikburada.com

Halil Öztürk                  http://mhalilozturk.blogspot.com.tr

İrem Önal                      http://iremonal.com

M. Emrah Özkan          http://hrikdunyasi.blogspot.com

Mehmet Babuşçu          http://www.ikmasasi.com/

Mehmet Pozam             http://ikiletisim.wordpress.com

Metin Akkaya               http://www.isveyonetim.com/

Nilüfer Koçyiğit             http://niluferkocyigit.wordpress.com

Nigar Atay                     http://nigaratay.blogspot.com

Ogün Burhan Aydın         http://www.ik-yonetimi.blogspot.com.tr/

Salim Tanrıverdi           http://salimtanriverdi.blogspot.com

Saygı Günenç              http://www.saygigunenc.com

Seda Küçük                  http://sedolinka.com

Seda Zorba                   http://sedazorba.com

Serhat Kahyaoğlu        http://renkliik.com

Sevgi Çeşmeli               http://www.kariyer-destek.com

Sevim Demirel              http://sevimdemirel.wordpress.com

Sevilay Pezek Yangın    http://www.sevilaypezekyangin.com

Seyhan Koçak              http://seyhankocak.com

Sezai Kayaoğlu             http://sezaikayaoglu.com

Yüksel Erdoğan            http://yukselebilirlik.blogspot.com

bıyık

Işığı Olanlar

Aykut Güner                 http://aykutgunerr.blogspot.com.tr/

Aysun Öz                      http://insanmuhendisiyiz.com

Ayşe Başar                    http://hrfiles.blogspot.com

Baytugan                      http://baytugan.hol.es

Gizem Aydemir              http://ikariyer.blogspot.com

Gülçin Şafak                 http://gulcnsafak.blogspot.com

Mesut Yüksel                http://telepat–ik.blogspot.com.tr/

Nazmi Boşca                 https://nazmibosca.wordpress.com

Neslihan  Koç               http://iknesli.blogspot.com.tr

Nurten Nayır                 http://nurtennayir.wordpress.com

Kaan Göğebakmaz       http://ik-aan.blogspot.com.tr/

Onur Basat                   http://ikmarka.tumblr.com

Tolga Eligül                  http://ikdanismanlik.com

bıyık

Liste ilk olarak Kasım 2013 tarihinde Ali Cevat ÜNSAL tarafından oluşturulmuştur. Sonrasında Artemiz Güler ve Gökhan Yılmaz ile birlikte derlenip genişletilmiştir.

“13 Ocak 2015 tarihi ile düzenleme yapılmıştır.”

Kendi bloglarında liste hazırlayan tüm bloggerlara ilham olmuştur!

*: Güncellemeler olabilir.

* *: Kategoriler kendi kanaatime göre düzenlenmiştir.

bıyık

Kent Kimliği


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kırşehir Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği Şehir Kimliği Çalıştayı tanıtım toplantısı yapıldığını basında takip ederken, önemli gördüğüm bir kavram olan “Kent Kimliği” konusunda sürecin devamını da merak ediyordum. Kırşehir Kent Konseyinin kurumsallaşması ve yaşatılması konusunda sorumluluk alan ve Kırşehir’de Gençlik Meclisi, Kadın Meclisi ve Engelliler Meclisinin kurulmasını sağlayan biri olarak bu konuyu önemli görmemek mümkün olamazdı. 2010 yılında, başka bir şehirde yapıldığını duymadığım “Kentli olma bilinci” oluşturmak için bu şehirde ciddi bir çalışma yaptık. Kırşehir kent merkezinde bulunan ilköğretim okullarında onbinden fazla öğrencimize, Belediyemizin de katkılarıyla “Kentli olma bilinci” sunumu yaptık. Bu çalışma ile birlikte ilk kez bu kapsamda kentli olmayı biz Kırşehir’de anlattık. Kentli olma bilinci oluşturmaya çalışanlar için, kent kimliğini önemsememek olamaz.

Kentlilik bilincinin gelişmesi için ortak bir kentte yaşamak yeterli bir özellik değildir. Bir kentte yaşayan insanların yaşadıkları kente karşı ait olma duygusu taşımaları ise o kenti korumaları, geliştirmeleri, kentin imarı ve yönetimine katılmalarıyla mümkün olabilmektedir.  Bizde “Kentli olma bilinci” sunumu yaparken kentte ait olma duygusunun çocukluktan başlamasını amaçladık. İnsanlar kendilerinin içinde oldukları olguları daha kolay sahiplenmektedirler. Kentlilerin kentine sahip çıkabilmeleri için kenti algılamaları ve kentin kimliğini oluşturan değerlerin de iyi bilinmesi gerekmektedir. Başka bir ifade ile kentlilik bilinci, kente yaşayanların var olan değişik kimliklerinin yanı sıra bir de içinde yaşadıkları kentle özdeşleşebilen bir kimliğe sahip olmalarıdır.

Kentler, kimlikleri ve ruhları olan mekânlardır. Büyüklü küçüklü her kentin mutlaka, bir kimliği vardır. Kentlerin kimliğini içinde yaşayan insanlar bilmeli ve yaşatmalıdırlar. Bir kentin kimliği o kentin tarihi, coğrafyası, içinde yaşayan medeniyetleri, ilk yerleşimden bu güne geçirdiği evreleri, topografyası, bitki örtüsü, iklimi, jeopolitik konumu, içinde yaşayan insanları, Doğu kenti veya Batı kenti oluşu, deniz ve karayollarıyla olan bağlantısı, başka kültürlere olan açıklığı veya kapalılığı, içinde barındırdığı canlı türleri, geçirdiği işgaller veya savaşlar, depremler, bir devlete başkentlik yapıp yapmadığı ve sayısı artırılacak daha birçok etken bir kentin kimliğini oluşturan öğelerdir. Modern dönemde turizm, sanayi, hizmet, tarım vb. kent kimliğini etkileyen başlıca unsurlar olmuşlardır.

Kırşehir kent kimliğine baktığımızda ilk akla gelen kavramlar olarak, Ahilik ve Ahi Evrani Veli, Neşet Ertaş ve Abdal geleneği, Petlas ve sanayi diyebiliriz. 5000 yıllık bir tarihi geçmişe sahip olan, Türkmen geleneğini Anadolu ya taşıyan erenler ile mana kazanan bu coğrafyanın kimliğini belirlemek zor olmayacak.

Kırşehir’in kent kimliğini oluşturmaya yönelik olarak her zaman bu kenti tanımlamada kullandığım aşağıdaki notları yazmadan geçemeyeceğim.

Kırşehir, daha ilk çağlarda Anadolu’yu kuzeybatıdan güneydoğuya, bir baştan bir başa kesen işlek bir anayolun ortasında önemli bir durak ve yerleşim alanı olarak kurulmuştur. Kırşehir, Bizansın Justinialnusu, Romanın Makisosu, Kipetin haritasının Akuvesarevenası yani su şehri, Selçuklunun Gül şehriydi. Anadolu da Bizansa karşı ilk serhat boyu olan, Kızılırmağın koçbaşı gibi batıya çıkıntılı yerinde bütün medeniyetleri ve kültürleri, Anadolu hümanizmasıyla sentezleyen, Anadolu yiğitliği ile ileri fırlayışın potansiyelini içinde barındıran bir kenttir. Kırşehir’in yer aldığı bu işlek anayol, İstanbul üzerinden Suriye ve Mezopatamyaya çıkan görkemli ticaret yolunun Kızılırmağı aşan kollarından biriydi. Daha önemlisi Anadolu’nun ve Balkanların Müslümanlaştırılmasında ve Türkleştirilmesinde göz kamaştırıcı hikmetler gösteren gaziler, alperenler yatağıdır.

Gelin sizleri Hacı Bektaş vilayet namesinde tarif edilen 13.yüzyıl Kırşehir’ine dönelim:

Meğer ol vakit Kırşehrinin adı Gülşehri idi.

Mamur şehir idi.

Müderrisler, müftüler, alimler ve kadılarla şehrin içi dopdolu idi.

Orta yerinden geçen nehir idi.

18 bin derler evi varidi.

Burcubari çevresi hisar idi..

Bu mamur şehrin Hacı Bektaşi Velisi, Ahi Evrani Velisi, Gönül İnsanı Yunus Emre’si, Aşık Paşası, Neşet Ertaş’ı bu gün bizlere bu topraklarda koyun koyuna kardeşçe yaşatmayı öğretenlerdir. Eski Tunç Çağından Hitite, Romaya, Bizansa ve Selçuk dönemlerine ilişkin, bu günlere kadar gelebilen örenlerin, kiliselerin, han ve hamamların, camii ve medreselerin, türbelerin, yazıtların yüzyılların ötesinden taşıyıp getirdiği tarih notlarını gelecek kuşaklara taşımak, bunları iyi bir koruma ve sunum içinde kalıcı kılmak Kırşehir evlatları olarak boynumuzun borcudur. Böylesine önemli bir tarihi olan ve bu tarihin içerisinde birbirinden değerli gönül insanlarını barındıran bu kentin kimliği çok açık ve net olarak yazılabilir.

Bu kentin mayası olan Hacı Bektaşi Veli, Ahi Evrani Veli ve Yunus Emre’nin hoşgörüleri ve yaratılana olan sevgilerini, kent kimliğine yansıtarak, bu kentin kimliğinin bir yerine “sevgi, hoşgörü ve kardeşlik” diye yazmamız insanlığa örnek olacaktır.

Kırşehir kent kimliğinin oluşmasına yönelik yapılan bu Çalıştayı önemli buluyorum.  Bu çalışmanın sonuçlarını merakla bekliyorum. Ancak bir kentin kimliğinin belirlenme sürecinin, bir tanıtım toplantısı ve bir Çalıştay ile tamamlanmasını yeterli bulmuyorum. Aslında esas olanın bu kentin kimlik çalışması ile birlikte kentin bütününe yönelik stratejik planlama çalışmasının yapılmasını ve kentin “sevgi, hoşgörü ve kardeşlik” olan Misyonunun yanı sıra Vizyonunda ortaya konulması gerektiğine inanıyorum.

KENT STRATEJİLERİ 2


Kent yaşayan bir organizma, toplumsal ve kamusal bir birliktelik ve değerler sistemidir. Kenti sadece içinde yaşayan insanlar, caddeler, parklar ve binan yığınlarından ibaret görmemek lazımdır. Kentleri yaşayan, canlı bir organizma gibi görmeli ve mana yüklemelidir. Benim mana yükleme ile tanımladığım kentsel mana “kentlerin ruhu” deyimidir. Kentler tarihlerinden bugüne tResimaşıdıkları kentsel tarih ve kültür birikimler ile içinde yaşayan insanlardan aldıkları değerler ile bir ruha sahip olmaları gerekir diye düşünüyorum. Kentleri sadece bina yığınları ile bu binalara ulaştıran cadde ve sokaklardan ibaret görmek benim deyim ile kent ruhunu kabul etmemektir. Kentleri ruhu olan bir kavram olarak görürsek kent dendiğinde ilk olarak aklımıza gelen İnsan olacaktır. İnsanın olduğu her yeri ise insani olarak göreceğimizden kentlere farklı manalar yüklemek zorundayız.

Kentlerin stratejileri olmalı mı?

Kanun ile kentlerin strateji oluşturulmaları zorunlu hale getirilmiştir. Kent merkezlerinde belediyeler, merkez dışında ise İl Özel İdareleri stratejik planlama yapmakla yükümlü kılınmışlardır. 2007 yılından itibaren il belediyelerin ve il özel idarelerin hazırladıkları yasal stratejik planlar olmasına rağmen bu planların uygulanıp uygulanmadığı konusunda bir yaptırım bulunmamaktadır. Stratejik Planlara uyumlu performans planları ve bütçelerinde oluşturulması yasal bir zorunluluktur. Yani siz bir plan yapıyorsanız bu planın performansını 8 nasıl yapılacağı, süre ne kadar olacağı vs9 nasıl belirlendiği ve bu planı uygularken bütçenizin olup olmadığı ve bütçenin nasıl gerçekleştirileceğinde belirtmeniz gerekiyor.  Yasanın çıkmasından bugüne hangi ilin stratejik planının ne kadar uygulandığı hakkında bir değerlendirme veya puanlama yapıldığı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber belediye başkanlarının yetkinliğinden dolayı stratejik planı önemseyen belediyelerin olduğunu bilmekteyim.

Stratejik Plan nedir?

Tüm dünyada küreselleşme, hızlı değişim, yeni oluşan pazarlardan pay alma yarışı, müşteri beklentilerinin değişmesi gibi nedenler sonucu ortaya yeni yönetim modelleri oluşturma zorunluğu çıkmıştır. Bu model oluşumları ile birlikte organizasyonlar daha stratejik düşünmek, stratejik planlamaya ve stratejik karar almaya eskisinden daha fazla önem vermek zorunda kalmışlardır.

Stratejik Yönetim daha ziyade özel sektör alanında sadece çok uluslu şirketler, büyük holding ve şirketler tarafından bilinir ve uygulanırken, bugün çok sayıda organizasyon, stratejik yönetimi araç olarak kullanmaktadırlar. Stratejik Yönetim, özel sektör, kamu sektörü ve sivil toplum kuruluşları gibi tüm organizasyonlarda geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin belirlenmesine ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için yapılması gerekli aktivitelerin belirlenmesini sağlayan bir yönetim modelidir. Stratejik Plan hazırlanırken içerisinde Vizyon, Misyon ve kurumsal değerler gibi kavramlarda yer almaktadır. Bu kavramlar ise stratejik planın en önemli çıktılarından biri olmaktadır.

Stratejik Planlar neden uygulanmalıdır?

Belediyeler ticari kuruluşlar olmadığı için üretmede zorlanmaktadırlar. Bu nedenle finansal kaynakların yönetilmesi çok önemli hale gelmektedir. Finansal kaynakların yönetiminde yanlış tercihler, kaynakların boşa gitmesi gibi son derece olumsuz sonuçlar ortaya çıkarır. Finansal kaynakları yetersiz olan kentler, yatırım yapamadığı gibi belediyeciliğin temel hizmet alanlarında dahi hizmet sunamaz hale gelir. Stratejik yönetim sadece finansal kaynakların yönetimi değil, bununla beraber insan kaynakları yönetiminin planlamasının da yapılmasını sağlar.  Stratejik planlama ile harcamalar, bütçeye uyumlu yapılacağından kaynakların kontrolü de planlı olarak yapılmış olacaktır.